Posts Tagged ‘facebook’

Ve Nihayet Video İletişim Çağı

Çarşamba, Aralık 26th, 2012

Video İletişim Çağı

– Video iletişimde HD çözünürlük artık bir standart oluyor
– “20 yıldır gelişen bir teknoloji bu yıl dönüm noktasını yaşıyor”

Alexander Garaham Bell 1876 yılında telefonu icat ettiği günden bu yana insanoğlu geliştirdiği teknoloji ile iletişim adına büyük yol aldı. Her geçen gün kullanıma sunulan iletişim teknolojisine yönelik yeni ürünler ve hizmetler hayatımızı daha kolay hale getirdi. Hayatımızda büyük önem taşıyan internet ve mobil cihazlar, bilim kurgu filmlerinde yer alan sahnelerin gerçeğe dönüşmesini sağladı. (daha&helliip;)

Kendi Oyununu Kendin Geliştir

Cuma, Ekim 12th, 2012

– Oyunları sadece oynamayın aynı zamanda geliştirin
– “Oyuncunun yaratıcılığına bağlı, açık uçlu bir sosyal paylaşım oyunu”

Yazılımların ve internetin dahi versiyon numaraları ile tanımlandığı bir teknoloji çağında oyunlar için aksinin düşünülmesini gerektirecek hiçbir neden yok. İlk anda insanın aklına geldiği gibi başarılı olmuş oyunların devam sürümlerinden bahsetmiyoruz. Söz konusu olan tüm oyun dünyasının geçirdiği dönüşümün kaçınılmaz sonucu.

Oyun 1.0, bağlantısı olmayan ve sabit bir akışa sahip ilk dijital oyunların tamamına verilen isim. Bu dönem herhangi bir elektronik ağa bağlı olmayan tüm elektronik cihazlar üzerinde türü her ne olursa olsun oynanabilen tüm oyunların oluşturduğu devasa bir içeriğe sahip. Öncelikle kişisel bilgisayarların ve ardından oyun konsollarının bilgisayar ağlarına ve internete bağlanabilme özelliğine kavuşması ise Oyun 2.0 döneminin başlamasındaki en temel neden. Birden fazla oyuncunun bilgisayarın yapay zekasını aradan çıkarak birbirine karşı veya birlikte mücadele ettikleri bu dönem oyuncu sayısı 11 milyonu aşan World of Warcraft gibi çevrimiçi oyun dünyalarının oluşmasının arkasındaki en büyük güç. (daha&helliip;)

Şeffaflık Çağı mı? Tedbir Çağı mı?

Perşembe, Mart 29th, 2012


Şeffaflık cezp edici olabilir ama beraberinde getirdiği tehlikeler var

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişim, on sene öncesinde bilim kurgu olarak tasavvur edilen imkânları, bu gün kullanılabilir kılmış durumda. Yeni yüzyılın adını teknoloji çağı olarak koymak yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında bazı soru işaretlerinin oluşmasına engel olamıyor. IP tabanlı iletişim imkânlarının birkaç yüz gram ağırlığında cihazlara entegre olması, üstelik bu cihazların yüksek çözünürlükte fotoğraf çekebilmesi, video kaydı yapabilmesi bilginin dijital uzayda serbest dolaşıma çıkmasının önündeki fiziksel engelleri ortadan kaldırdı. Internet iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sayesinde sosyal ağlar olarak isimlendirilen iletişim altyapıları yüz milyonlarca insanın kolaylıkla erişebildiği platformlara dönüştü. Sadece Facebook 2009 yılı içinde dört kata yakın bir büyüme ile 400 milyonu aşan kullanıcı sayısına ulaştı. Internet stratejisti ve yazar Atıf Ünaldı, “İletişim teknolojileri sayesinde insanlar dikey büyümeden yatay bir genişlemeye, disiplinler arası iletişime geçiş yaptılar.” diyor ve ekliyor, “Örnek vermek gerekirse eskiden belli bir katma değeri sadece fizikçiler ile fizikçiler paylaşırken, bu gün bir ses sanatçısı ile fizikçi yeni bir katma değer üretmek için kolaylıkla bir araya gelebiliyorlar.” itiraf.com, istanbul.net, uzman.tv gibi pek çok sosyal iletişim sitesinin kurucusu ve yönetici ortağı olan Ersan Özer, “Sosyal ağlar insanların kendileriyle ilgili her türlü bilgiyi paylaşmaya ne kadar istekli olduğunu ortaya çıkardı. Öyle görünüyor ki kişisel televolelerimizi yarattık.”diyor.

(daha&helliip;)

Kanal Gündeminden Sanal Gündeme

Cuma, Nisan 29th, 2011

27 Nisan gününden bu yana Türkiye gündeminde Kanal İstanbul projesi var. Öyle midir? Böyle midir? Olur! Yok olmaz! Derken teknoloji dünyasının gündemindeki bir kaç önemli olayı gözden kaçırmamak lazım. Bunlardan ilki şüphesiz ki Amazon’un verdiği EC2 Bulut Bilişim (Cloud) servisinde yaşanan problemler. İçlerinde Foursquare, Reddit, Cydia gibi servislerin de bulunduğu pek çok Amazon Cloud müşterisi yaşanan bu teknik problemden etkilendiler. Bilişim dünyasında bu tarz problemler her zaman yaşanabilir ancak günün sonunda sistemlerin yeniden ayağa kalkması beklenir. Oysa Amazon yaptığı bir açıklama ile müşterilerine kaybolan verilerin bir kısmının geri kurtarılamayacak durumda olduğunu açıkladı. Dünyanın en büyük cloud servislerinden birini sunarken Amazon’un bir felaket kurtarma planı yapmamış olması oldukça düşündürücü. Tabi bir alternatif de söz konusu olabilir ki zarar gören verilerin kasten hedef alındığı bir saldırı olmuş olması. Siber Savaşın gerçekliğini bundan böyle asla göz ardı etmemek gerekiyor.

Yaşanan bir diğer önemli olay ise Sony PlayStatin Network’ün (PSN) uğradığı saldırı sonucu 77 milyon civarında kullanıcısına ait kişise bilgiler çalındı. Yaşanan bu olayın Sony için 24 milyar doların üzerinde zarara yol açabileceği söylenmekte. Kişisel bilgiler içinde kredi kartı bilgilerinin olup olmadığından Sony henüz emin değil ve işin doğrusu birileri bu bilgileri kullanana kadar emin de olamayacak.

Yaşanan her iki olay bilişim dünyasının geleceğini cloud üzerinde gören (ki ben de bunlardan birisiyim) uzmanların ikinci kez düşünmesini gerektiriyor. Eğer ki gelecek günlerde 6 yüz milyondan fazla üyesi olan Facebook’un veya benzeri yapıların, devasa teknik problemler yaşaması veya barındırdığı verilerin yetkisiz kişiler tarafından ele geçirilmesi gibi durumlar söz konusu olursa hiç şaşırmamak lazım. Bilişim dünyası olarak Cloud ve Siber Güvenlik konusunda daha yolun çok başındayız.

Para kazanıyor musun kardeşim?

Perşembe, Şubat 11th, 2010

Önce Facebook, Twitter, FriendFeed ve benzeri sosyal medya platformları ile tanıştık. Kaydolduk, eski arkadaşlarla buluştuk, mesajlaştık, fotoğraflar yükledik. Arada yeni insanlar tanıdık. Şimdi de Google Buzz geldi. Muhtemelen Google Wave bu kadar gecikince kısa yoldan bir şeyler yapmaları gerektiğini düşündüler. Ortaya Buzz çıktı. Aman aman ne güzel uygulama diyeceğim hiç bir yönünü göremedim.

Aslında tüm bu hengâmeye kuş bakışı ile göz atınca çok tanıdık bir şey görüyorum; aslında olup biten “Kim? Nerede? Kiminle? Ne yaptı? Kim gördü? Ne dedi?” isimli oyunun ve IRC olarak bilinen muhabbet ortamının modern yapıya entegre edilmesinden başka bir şey değil. Konuyu bu yönünden ziyade farklı bir açıdan ele almak istiyorum. Bunca gürültü patırtı; sahiplerine ve ortaklarına para kazandırıyor mu?

My Techbox Online sitesinde Rakesh Raman çok güzel bir yazı kaleme almış. Facebook’un neden para kazanamadığının 6 nedeni. Raman özetle şunu diyor; Her ne kadar Facebook’un 300 milyon üyesi varsa bile sadece 10 milyon aktif kullanıcısı var. Bunların sahip olduğu ağlar çok kısır ve kimse kötü reklam uygulamalarına bakmıyor bile. Hak vermemek imkansız.

Çok ince bir çizgi ile belirlenmiş, kimsenin farkında olmadığı (veya olup dile getirmediği) bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Artık Web 2.0 döneminin bir anda parlayan ve potansiyel değeri ile elde ettiği zengin yatırımlar dönemi sona eriyor. Artık yatırımcılar “bu sitede şu kadar milyon adam var, bunların şu kadar demografik bilgisi elimizde..” gibi cafcaflı sözlere değil, gerçekten gelir modeli ile para kazandıracak işlere yatırım yapıyor olacaklar.

Facebook ve benzeri siteler online reklamlardan yeterli para kazanamayıp yüksek altyapı giderlerini karşılamak için üyelerinden sadece aylık 1 dolar isteseler acaba yüz milyonlar ile ifade edilen üye sayılarından geriye ne kalacaktır? Facebook’daki arkadaşlarınıza mesaj atmak, durumunuzu güncellemek veya resim paylaşmak için ayda 1 $ verir misiniz? Sanıyorum bu sorunun cevabı Facebook, FriendFeed gibi uygulamların geleceğine dair ip uçları vermek için yeterli olacaktır.

Sosyal Medya balon mu? Yoksa balon mu?

Çarşamba, Aralık 9th, 2009

Balloon-Tank

Sosyal Medya’nın ne kadar verimli veya verimsiz olduğunu uzun süredir düşünüyorum. Özellikle Web 2.0 patlamasından sonra gelişen sosyal ağlar ve son dönemlerin dilden düşmeyen “Sosyal Medya” çılgınlığının bireylerin ötesine geçip şirketleri ele geçirdiğini görmek açıkçası çok ilginç. Pek çok şirket işi gücü bırakıp sadece “Sosyal Medya” için insanlar istihdam etmekte, departmanlar kurmakta. Tüm bu çaba gerçekten sonuç veriyor mu?

Business Hardward Review’da yayınlanan Morten Hansen’a ait “Is Social Media Worth Your Time?” başlıklı makalede bu konuyu ele almış. Özetle sorduğu sorulardan birisi şu; “Sosyal Medya’da var olmak için harcadığınız zamanı, daha değerli bir iş için kullanabileceğinizi gözden kaçırmadığınıza emin misiniz?” Gerçekten konuya bu gözle baktığımda, sosyalleşmek adına bilimum web sitelerinde harcanan zaman verimlilik açısından mutlaka ölçümleniyor olmalı. Açıkçası kendi adıma çok uzun süredir FaceBook, FriendFeed gibi hesaplarıma girip göz dahi atamıyorum zira yapmam gereken o kadar çok iş var ki 24 saat yetmiyor. Açıkçası FB hesabıma girerek birilerinin gönderdiği bir videoyu beğenilerime eklemektense bu yazıyı yazmayı tercih ediyorum.

ride_balloon_flight-CrawfordHotAirBalloonsŞunu göz ardı etmemek lazım; gerçekten ortada bir Sosyal Medya trendi var. Bu trendin içinde yer almak, bir ihtiyaç olduğu noktada bunu kaçırmak, kayıp olacaktır.

Hansen’in altını çizdiği bir diğer nokta ise eğer şirket içindeki sosyal ilişkileri güçlendirmek için “Sosyal Medya” kullanma ihtiyacı duyuluyorsa, nerede iletişim hatası yapılıyor? Bir işletmede Sosyal Medya kullanılmadığı takdirde iş ilişkilerimiz gerçekten zarar mı görecektir? Üzerinde durulması gereken bir başka önemli nokta.

Sonuç olarak şunu söylemek lazım. Bu “Sosyal Medya” gerçekten çok etkili bir balon. Doğru ve yerinde kullanılırsa sizi bulunduğunuz noktadan yukarılara taşıyabilir. Öte yandan balondan yapılmış bir tankın şirketinizi koruyacağını düşünmek gerçekten düşebileceğiniz büyük bir yanılgı olacaktır.