Askerlik Şubesi Maceraları – S03E01

05 Kasım 2009

Bu sabah yeniden ve tekrardan Bahçelievler Askerlik Şubesinin yolunu tuttum. İki senedir karaciğer büyümesi ve enzim değerlerindeki yükseklik nedeni ile sürekli tecil edilen askerlik maceramda yeni sezon böylece başlamış oldu.

Bu sefer geçen seferlerden edindiğim deneyimim ile 24 adet vesikalık, 5 adet nüfus cüzdanı fotokopisi, cebimde tükenmez kalem ve üniversite diplomalarım (tabi ki fotokopileri ile beraber) sabah 07:30 sularında askerlik şubesine gittim. Kapı pek kalabalık gözükmüyordu ama insanlar gece 12 sularında gelmeye başlayıp yukarıdaki parkta konuşlanmışlar. Haliyle bir liste hazırlanmış ki akıllara durgunluk. Ancak 60. sırada yer bulabildim.

Akşama kadar tüm gün boyunca içeriye sadece 40 kadar insan aldıkları için liste sırası ile içeri girme imkanımın sıfır olduğunu biliyordum. Ancak sağlık beyanı ve askeri hastaneye sevk alacak olduğum için belki kapıdaki çavuş insafa gelir dedim. İşin garibi bu sefer çavuştan öte astsubay ve albay kapıya geldiler. Albay dahil hiç biri ayrıcalık tanımayacaklarını belirttiler ve oluşturulan sıraya uymamı istediler. Haliyle içeriye giremedik.

Önceliği sadece önceki günden işlemi olanlara, asker şehit ve gazi yakınlarına ve son olarak nüfus kaydı o bölgede olanlara veriyorlar.2003 yılında çıkan bir kanun ile artık nüfus kaydının yeri değiştirilemediği için ya kaydınızın olduğu yere gidip işlem yapacaksınız veya sabahın bir köründe gelip sıraya gireceksiniz.

Astsubay ve albayın kapıya gelerek bilgi vermesi, sorulara cevap vermesi açıkçası ordu adına büyük bir gelişme. Geçen senelerde bu rütbeleri geçiyorum çavuşa soru sormak bile nöbetçi erin onayına tabi idi. Sanıyorum ki son yıllarda yaşanan Asker – Sivil ilişkileri ve TSK’nin imajını düzeltme çabalarının bu gelişimde büyük rolü var. Öte taraftan iletişimin bu denli kolaylaştığı ve süreçlerin kısaldığı bir zamanda, hâlâ bölgesel askerlik şubelerinin sizin durum bilginizi almak için filanca şehirdeki şubeye faks çekerek faks ile bilgi beklemesi gibi akıl almaz süreçler devam ediyor. Bu süreçlerin dijital ortama aktarılması ve 50 sene önce kullanılan yöntemlerden vazgeçilmesi şubelerin önünde biriken insan kalabalıklarının ortadan kalkmasına ve insan gibi işlem yapabilmemize giden yolu açacaktır.

Özetle sezon üç bölüm birde maalesef benim açımdan sonuç hüsran oldu. Yarın sabah 05:00 sularında şubeye giderek şansımı tekrar deneyeceğim. Bölüm ikide görüşmek üzere…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Askerlik Şubesi Maceraları – Ön Bilgiler – S01 & S02

05 Kasım 2009

Mini Seri – Ön Bilgiler – S0E01
2001 senesinde üniversiteden mezun olduğumda Bakırköy askerlik şubesine ilk kez gitmiştim. Kapısında yüze yakın insanın beklediği, meyve satış halinden biraz daha sakin ama aynı hengâmeyi aratmayacak bir ortamla karşılaşmıştım. O zaman her asker aday adayına yapılan muayene ve benzeri süreçlerden geçerek sevkimle alakalı bilgileri almıştım. Ancak aynı sene içinde yüksek lisansa başlayınca üniversitem askerlik sevkimi tecil ettirdi.

Biri biter, diğeri başlar – S0E02
2003 yılında başladığım yüksek lisans programına devam etmeyerek program değiştirme kararı aldım. Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Yönetimi Yüksek Lisans programına girdim (hani kulağa hoş gelsin ağzının içi dola dola telaffuz edilsin diye MBA adını verdikleri şey). Mühendis kökenli olduğum için ilk yıl işletme hazırlık derslerini alarak sonraki iki yıl normal dersler ve son yıl da uzatmalı tezim ile bu programı 2007 Şubat ayında tamamladım. Bu dönemde kardeşim asker olduğu için yasal hakkımı kullanarak sevk dönemimde askerliğimi tecil ettirdim. 2007 Aralık ayında asker olacaktım. Heyecanlıydım.

İlk askeri hastane deneyimim – S01E01
Bu sefer gittiğim şube Bahçelievler askerlik şubesi oldu. Şubemde bir sağlık sorunum olup olmadığını sorduklarında Karaciğerimde hafif büyüme ile enzim değerlerimin biraz yüksek olduğunu belirttim. Beni derhal hastaneye sevk ettiler. Yazacak olsam inanın bu süreç tam bir çileydi. Askerlik şubesi önünde saatlerce sıra beklemek, içeri girince daha önce bilgi verilmediği için bir koşturu gidip fotokopiler çektirmek… Sonunda ben askere gitmeyi beklerken bana bir sene zorunlu tecil verdiler. Bu yüzden bu sezonda 2. bölüm yok.

İkinci askeri hastane deneyimim – S02E01
Şubat 2009′da ikinci kez sevk alarak askeri hastaneye gittim. Bu sefer yine bir yıl tecil vereceklerdi. Doktorlar konuşarak altı ay tecil almayı başardım. Burada belirtmem gereken en önemli konu şu ki; Benim gibi karaciğeri ile alakalı ölümcül olmayan ama genetik sağlık problemi olanları ne askere alıyorlar ne de çürük veriyorlarmış. Böyle sürüneceğimi öğrenmiş oldum.

Yukarıdaki konular ile daha sonra detaylı bilgiler gireceğim. Kısacası bu başlık yaşayan bir başlık olacak. Şimdilik bu Sezon 1 ve 2′ye nokta koyarak yeni başlık ile sezon 3′e başlıyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Dağdan döne döne gelen kız & patates ilişkisi

30 Ekim 2009

Çocukluk yıllarımızın (gerçi o zamanlarda orta okula gitmeye başlamıştık ve artık çocuk gibi görünmemek için elimizden geleni yaptığımız bir dönemdi) güzel televizyon programı Susam Sokağında bir şarkı vardı; “Dağdan geliyor bir kız döne döne…” Gerçi ben hatırlamıyorum ama eşim minik kızlarımızı uyutmak için ninni niyetine söylerken ben de ezberlemiş oldum kısmen. Geçen gün can havliyle çocuklara yemek yedirirken bir anda dağdan gelen kız şarkısını “Dağdan geliyor bir patates döne döne…” şekline çevirdim. İnanılmaz bir sonuç verdi. Yemek yememek için inatla ağzını kilitleyen bızdıklar, patatesler dağdan gelince hemen yemeye başladılar. Böylece artık dağdan gelen kız şarkısının, bezelye, pilav, fasülye, ekmek ve benzeri yiyecek versiyonlarını yazmış olduk :) Eğer yemek yedirmekte güçlük çektiğiniz bir minik canavar varsa evde kesinlikle denemenizi tavsiye ediyorum. İşe yaradığını göreceksiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Lego’dan Masa Üstü Aile Oyunları

28 Ekim 2009

Lego Oyun RamsesLEGO uzun yıllardır çocukların (ve büyüklerin) kalbinde taht kurmuş belki de yüzyılın en önemli oyuncaklarından bir tanesi. Özellikle teknolojinin ilerlemesi ile çeşitli platformlarda dijital oyunları çıkan LEGO’nun bu sene içinde piyasaya sürdüğü en son ürün grubu ise masa üstü oyunlar. Lego parçalarından oluşan bu oyunlar 2-4 kişi ile oynanabilen aile oyunları ile aynı mantığa sahip ancak kurallar ve yapı oyuncular tarafından değiştirilebiliyor. Klasik masa üstü oyunlarına yeni yaklaşım getiren bu müthiş düşünce için LEGO’yu tebrik ediyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Umut Aydın ile tanışma

28 Ekim 2009

Umut AydınBu gün bir proje ön toplantısı çerçevesinde Umut Aydın ile tanışma fırsatı yakaladım. Proje toplantısının ötesinde Umut ile gerçekleşen sohbetin inanılmaz keyif verici olduğunu itiraf etmek lazım. Pek çok ortak arkadaşımız olmasına rağmen tanışmak bu güne nasipmiş. 1996 yılından bu yana BT sektöründe gerek ülkemizde gerekse yurt dışında büyük başarılara imza atmış Umut şu anda EXEDRA E-Busines Solutions‘da CEO olarak çalışma hayatına devam etmekte. İnanıyorum ki ilerleyen dönemlerde kendisi ile daha fazla ortak zaman geçiriyor olacağım.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

BestBuy Eleman Arıyor

27 Ekim 2009

bbgeek

Şu sıralar Türkiye çok cazip bir yatırım ortamı zira ülkemize giren yabancı zincir mağazaların sayısı her geçen gün artıyor. BestBuy bunlardan birisi. Yakında ilk mağazalarını İzmir’de açacaklar ve aradıkları takım arkadaşlarını bulmak için çok ilginç bir ön eleme sistemi oluşturmuşlar. http://geeksquad.bestbuy.com.tr/ adresinde yürütülen ön eleme çalışmasında bir sayfanın çıktısını alarak WebCam aracılığı ile okutmanız ve ekrana çıkan yönergeyi takip etmeniz gerekiyor. Bu parlak fikrin sahiplerini tebrik ediyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,00)
Loading ... Loading ...

SATURN Türkiye’de

27 Ekim 2009

SA_Logo_Lux_mClaim_4c

26 Ekim Pazartesi akşamı, SATURN Mağazalar zincirinin FORUM alışveriş merkezinde (Bayrampaşa IKEA’nın yanı) açılacak olan mağazasının tanıtımı için gerçekleştirilen basın davetine katıldım. Bu mağaza ile beraber SATURN aynı zamanda Türkiye girişini de gerçekleştirmiş oluyor. MediaMarkt ile kardeş mağaza zinciri olan SATURN ailesi Türkiye ile beraber Avrupa’da toplam 13 ülkede 230 kadar mağazası var. 2008 yılı toplam cirosu 19 milyar Euro olmuş. 2010 yılı sonuna kadar toplamda 6 adet mağazaya ulaşmayı hedefliyorlar.

IMG00026

Konuşmasında; kardeş kuruluş olmalarına rağmen MediaMarkt ile rekabet içerisinde olacaklarını belirten Saturn Operasyonlardan Sorumlu Türkiye Genel Müdürü Yıldırım Karaali önemle müşteri memnuniyetine verecekleri önemin altını çizdi. En düşük fiyat garantisi yanı sıra ürün kapsamından bağımsız ücretsiz adrese teslim (İstanbul içi) ve montaj hizmetlerinin kendilerini farklılaştıran yönler olacağını belirtti.

Açıkçası SATURN’ün Türkiye’ye gelmesine sevindim zira bu tarz zincir mağazaları her ne kadar yurt dışına nakit akışını tetiklese de zaten ülkemizde üretimi olmayan (montajı demiyorum altını çizerim) teknolojik ürünler açısından sektöre getireceği rekabet, sonuçta son kullanıcıya artı bir değer olarak yansıyacaktır. Ayrıca açılışından önce gezdiğim mağaza içindeki fiyatların gerçekten genel ortalamaya göre farkedilir derecede düşük olduğunun altını da çizmek isterim. Umarım söz verdikleri fiyat ve hizmet çizgisinde sürekliliği sağlarlar.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Windows 7 Basın Lanmsanı & LikeMind Ekim Buluşması

23 Ekim 2009

Dün akşam basın mensupları için Otto Santral’de Windows7 lansmanı düzenlendi. Bir kaç arkadaşım ile oradaydım. Uzun süredir çeşitli beta sürümlerini kullandığım için açıkçası beni heycanlandıran yeni bir özellik göremedim. Eski dostlarımdan bazılarını orda görmek ise gecenin artı değeri oldu. Windows 7′nin bu güne kadar Microsoft tarafından piyasaya sürülen en sağlam işletim sistemi olduğunu ayrıca ifade etmek lazım. Kendilerini tebrik ediyorum.

likemind

Fotoğrafın tüm hakları Ahmet Bülent'e aittir.

Her ayın üçüncü Cuma günü, sabah saat 08:00′da gerçekleşen LikeMind buluşmasının İstanbul ayağı, Kanyon alışveriş merkezinde bulunan StarBucks’da yapılıyor. Tüm dünyada düzenlenen ve dileyen herkesin serbestçe geldiği bu organizasyona ajanslar, basın çalışanları, reklamverenler, freelance çalışan programcı ve tasarımcılar ile bilişim dünyasından insanlar geliyor. İkinci sefer katılmama rağmen pek çok insanla tanışıp, neredeyse on yıldır görmediğim bazı dostlarımla karşılaşmak büyük keyif verdi doğrusu. Konuyla alakalı herkesin katılmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

TTNet Genel Müdürü ile Kahvaltı

22 Ekim 2009

20 Ekim Salı günü TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz ve TTNet’in yönetici kadrosu ile sabah kahvaltısı etme şansını yakaladım. Bebek Kitchenette restoranda gerçekleşen buluşmada, konu başlığı her ne kadar TTNet’in 3G USB Modem Kampanyası olsa da Tahsin Yılmaz TTNet’in genel vizyonu hakkında önemli bilgiler verdi.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ülkemizde maalesef bir önyargı mevcut. Genellikle insanlar, “Türk Telekom veya TTNet” denilince 1980′li yılların Türk filmlerinde betimlenen bir devlet dairesini gözlerinin önüne getiriyorlar. Bunun kesinlikle yanlış olduğunu belirtmek lazım. Bunu sadece TTNet yöneticileri ile yaptığım kahvaltıdaki gözlemlerime değil, geçmiş yıllarda bizzat Türk Telekom’un Gayrettepe merkezine gitmiş, ADSL yönetim ve veri merkezlerini görmüş biri olarak dile getiriyorum. Evet bir takım problemlerin olduğunu inkar edecek değilim ve amacım burada bunları tartışmak değil. Ancak TTNet yönetici ekibinin gayretli, planlı ve hedefli çalıştığının altını çizmek istiyorum.

Tahsin Yılmaz’ın önemle altını çizdiği iki nokta mevcut. Bunlardan ilki genellikle Türkiye’deki hizmetleri muhtelif ülkelerde ki hizmetler ile karşılaştırmanın ne kadar doğru olduğu. Burada bir ölçekleme kullanma zorunluluğumuz bulunuyor. Türkiye’de genelde ölçekleme kriteri olarak hız, fiyat, penetrasyon gibi değerler kullanılıyor. Oysa Avrupa Birliğine baktığımızda bu tarz ölçümlemeleri yapmak için ortak karar birliği ile oluşturulan Genişbant Performans Endeksi şeklinde bir kavram ile karşılaşmaktayız. Bu endeks altı farklı boyutta değerlendirilmekte. Bu boyutlar şöyle listelenebilir;

  • Kırsal Kesim Geniş Bant Penetrasyonu
  • Geniş Bant Rekabet Yayılımı
  • Sosyal Ekonomik Endeks
  • Gelişmiş Servislerin Kullanılması
  • Geniş Bant Fiyatları
  • Geniş Bant Hızları

AB raporunda İsveç, Norveç, Hollanda gibi kişi başına düşen yüksek gelir seviyesine sahip ülkelerinin ön plana çıktığını görüyoruz. Türkiye henüz AB üyesi olmadığı için bu raporda yer almıyor. Öte yandan biz bu formülasyon ile Türkiye’nin bulunduğu noktaya bakmak istediğimizde bu verilerin tamamını temin edemediğimizi görmekteyiz. İşte bu noktada Tahsin Yılmaz tartışmaları artık sığ aralıklardan çıkartıp uluslararası standartların gerektirdiği boyutlara taşımamız gerektiğini belirtiyor.

Sohbetimizde değinilen bir diğer konu ise ülkemizde Geniş Bant pazarının büyütülmesine yönelik çalışmaların yapılması gerektiği. Ancak önemli olan bu büyümenin sadece nicelik değil nitelik yönünde de büyümesi. Yılmaz, üzerinde çalışmaya devam ettikleri iş ortaklığı programı ile çok kısa bir süre içinde her türlü parlak fikir ve projeye kapılarını açacaklarını ve her yaştan kişinin girişimlerine destek olacaklarının ipuçlarını bu toplantıda verdi. Aslında uzun süredir TTNet’in oyun, eğitim, içerik gibi konularda muhtelif şirketleri satın alarak bünyesine katması bu tarz yatırım girişimlerine doğru hareket edeceklerinin de ipuçlarını vermekteydi.

Sohbetimiz esnasında aldığım ipuçları doğrultusunda; iki veya üç sene içerisinde artık hız konusunu gündemden çıkartıp daha farklı açılımlara doğru hareketlerin olabileceği mesajını da aldım. Özellikle KOBİ’lere yönelik projelere önem verdiklerini açıkça vurguladılar.

Yazımın genel seyri TTNet’in hizmetleri olmadığı için bu noktadaki eleştiri ve tartışmaları başka bir yazıya bırakıyorum. Görünen o ki TTNet kabuklaşan görünümünü değiştirip içerik ve hizmetler anlamında kendine büyük hedefler koymuş durumda. Ne kadar başarılı olabileceğini zaman içinde görüyor olacağız.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 3,83)
Loading ... Loading ...

Domain Adı Backorder & Kurtarma Macerası

19 Ekim 2009

Internet’i Türkiye’de ilk kullanmaya başlayan şanslı kişilerden birisi olmama rağmen zamanında bazı domainleri kaydettirmemişim. Bu domainlerden birisi de ahmetusta.net. Aradan geçen yıllarda bunu fazla dert etmemekle beraber geçtiğimiz aylar içinde ahmetusta.net’in kaydının yenilenmediğini ve silinme sürecine girdiğini görünce çok sevindim. Domaini ele geçirmek için mükemmel bir fırsat çıkmıştı.

Bilmeyenler için anlatayım global domain isimleri, ilk gelen alır mantığı ile çalışıyor. Domain boşta ise herhangi bir isim kayıt servisi üzerinden ücretini ödeyerek kaydını yaptırıp alabiliyorsunuz. Elbette aldığınız domain belli bir süre için kaydoluyor. Bu sürenin bitmesine belli bir zaman kala isim kayıt servisi size mail atarak yenilemenizi istiyor. Genellikle yenileme ücretleri sabit bir değere sahip. Eğer bu süre içinde domaini yenilemez iseniz Redemption Period denen bir süreye giriliyor. Bu süre 0-45 gün arasında değişebilmekte. Bu süre boyunca domainin eski sahibi daha yüksek bir ücret ödeyerek alan adını kurtarabiliyor. Eğer bu işlemi yapmaz ise domain; Delete Pending sürecine giriyor. Bu süre 30 gün. Bu süre içinde ilgili kayıt önce isim tescil şirketinin kayıtlarından sonrasında ise global isim kayıt veritabanı olan INTERNIC’den bu kayıt siliniyor ve isim tekrardan kayda açık hale geliyor.

Eğer bir domain kaydının mevcut durumunu ve sürecini takip etmek istiyorsanız FreeWho sitesini şiddetle tavsiye ediyorum.

Gelelim ahmetusta.net maceramıza
Gerek FreeWho gerekse farklı servisler ile ahmetusta.net’i yakından takip etmeye başladım. 14 Ekim’de INTERNIC’den silineceğini biliyordum. İşimi garantiye almak için GoDaddy firmasının backorder servisi ile alan adı kaydı silinir silinmez almaları için talimat verdim. Backorder bir alan adının durumunu takip edip alınabilir olduğu anda kaydetmeye yarayan bir ek servis. 19 $ fiyatı ile GoDaddy bana makul görünmüştü ancak hata yaptığımı sonradan anladım.

Gizemli Mail
4 Ekim tarihinde mail adresime bir mail geldi. Mailde özetle şunlar yazıyordu;

Sayın Ahmet Usta, ahmetusta.info domain adının size ait olduğunu görmekteyiz. ahmetusta.net yakında silinecektir. Eğer ilgilenirseniz profesyonel servisimiz ile bu alan adını sizin için yakalayıp size verebiliriz. Teşekkürler.

Biraz kıllandım açıkçası ama zaten backorder talimatı verdiğim ve zaten şahsen takip ettiğim için teşekkür ederek kabul etmedim.

14 Ekim Günü
14 Ekim günü her 2 dakikada bir INTERNIC whois sayfasını refresh ederek kaydın durumunu takibe başladım. Gerçekten stressli bir süreçti benim için ama. Ama akşam saat 22:00 sularında bu iki dakikalık aralıklardan birinde kaydın değiştiğini görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Birisi ahmetusta.net’i silindikten saniyeler sonra kaydetmişti.

14 Ekim gecesi ve ertesi sabah
Dakika dakika gerçekleşen değişiklikleri inceledim. Önce ahmetusta.net’in NS kayıtları değişti. Bir reklam sayfasına yönlendirildi. Hemen akabinde NS kayıtları ikinci kez değişerek yine bir reklam sayfasına yönlendirmeye başladı. Bu NS kayıtlarını incelediğimde SnapNames.com firmasına ait olduklarını çeşitli forumlarda okudum. Ertesi sabah salim kafa ile son durumu incelediğimde ahmetusta.net bir reklam sayfasına yönlenmeye devam ediyordu ayrıca Whois bilgisini alamıyordum. Sonunda moniker.com whois sorgusu ile kimin kaydı yaptırdığını gördüm. Sonuç pek de şaşırtıcı değildi zira kaydı yapan kişi 4 Ekim günü bana mail atan kişiydi.

Hemen kendisine mail atıp ahmetusta.net’i almak istediğimi söyledim. 250 $ fiyat ile satarız dediler. Ben biraz pazarlık ile fiyatı 150 $’a çekip domaini aldım. Bir domain için yüksek bir fiyat ancak kurtarılmak istenen bir domain için uygun bir rakam. PayPal ile ödemeyi gerçekleştirip yönetim bilgilerine ulaştım. Böylece ahmetusta.net benim kontrolüme geçmiş oldu ve bu günlük yayına girdi.

Domain Borsası
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki BackOrder işlemini yapan pek çok firma var. GoDaddy bunların içinde en dandik olanı. Yaşadığım deneyimden sonra kendi servislerinde kayıtlı isimleri bile kurtaramadıklarını okudum. Bu yüzden GoDaddy’den uzak durun.

SnapNames.com bu işin piri olmuş. Domain silinir silinmez kaydını saniyeler içinde yapıyorlar. BackOrder yapan firmalar isim kayıt firmaları ile ortak çalışıyorlar. Hangi BackOrder firması kimler ile çalışıyor listesine şu forum başlığından veya buradan ulaşabilirsiniz.

Domain alıp satmak bir piyasaya dönüştü bunu zaten biliyoruz. Öte yandan silinecek isimlerin farklı uzantılarına ait kayıtları kontrol eden ve bu kayıtları tespit ederek bana geldiği gibi mailler atan, sonra bu isimleri kaydederek satışa sunan bir piyasa var. Herşey öylesine inanılmaz derecede otomatik süreçlere bağlanmış ki böyle bir sürece giren domaini benim gibi takip ederek elle kurtarmak nereydese imkansız. Mecbursunuz, çarkın içerisine giriyorsunuz.

Sonuçlar ve Tavsiyeler
- Bir domainin kime ait olduğunu ve kaydının detaylarını www.internic.net/whois.html sayfasndan takip edebilirsiniz.
- Eğer Internic kayıt için detaylı bilgi vermiyorsa Registarar kaydı mutlaka görünür. Bu firmanın web sitesine gidip oradaki whois sorgusunu kullanabilirsiniz.
- Başlı başına başka bir makale konusu ama eğer domain kaydına ait kimlik bilgileri gizlenmiş ise maalesef kaydın kime ait olduğunu öğrenmeniz çok ama çok daha güç ve hatta imkansız olabilir. Bu tarz domainlerin peşini bırakmanızı tavsiye ederim.
- Kayıt bilgilerini aldıktan sonra kurtarmak istediğiniz domain için ilk seçeneğiniz mevcut sahibinden satın almaya çalışmak olabilir. Satmak isterse satacaktır, istemez ise yapacak bir şey yok.
- Benim gibi bir durumda domain Redemption Period veya Delete Pending sürecine girerse FreeWho ile tam olarak hangi tarihte silineceğini görebilirsiniz. Eğer şansınız varsa, o tarihte bir başkası kaydettirmeden ve INTERNIC servisinden kayıt tümüyle silindikten sonra, bu domaini siz kaydettirebilirsiniz.
- İstediğiniz domainin silineceğini aşikar ise ve işinizi şansa bırakmak istemiyorsanız ve  www.SnapNames.com çok güzel bir servis. Ancak burada ilginç bir durum var. Öncelikle bir domaini almanın standart bedeli 69 $’dan başlıyor. Bir başkası gelip almak isterse SnapNames süreci açık arttırmaya taşıyor. Yapacak bir şey yok…

Sonuç itibari ile ahmetusta.net’i almış bulunuyorum. Eğer sizde bir domain adını almak için takip edecekseniz yukarıdaki bilgilerin size faydalı olacağını düşünüyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,33)
Loading ... Loading ...