Yaklaşık 40 gündür siteye bir haber girmemişim. İşin esası girmeye vakit bulamadım. Gerek yurt dışı gerekse yurt içi davetlere yetişmekte dahi güçlük çekiyorum. Bu yoğun seyahat programını dışarıdan görenler, gezip tozduğumu ve ne güzel bir hayat sürdüğümü düşünüyor olabilirler, çok haksız değiller. Evet, gerçekten yaptığım işten büyük keyif alıyorum ancak bu yoğun temponun insan bedeni ve ruhu üzerinde ciddi bir yorucu etkisi olduğu gerçeğini de paylaşmak zorundayım. Filanca ülkeye, filanca şehre gitmenin sabah saat 3-4 gibi erken vakitlerde kalkmak gibi bir öncesi, gece 1-2 gibi saatlerde dönmek gibi bir sonrası var. Saat farkları, yoğun konferans ve röportaj programları gibi etkenler insanı bitkin düşürüyor. Tüm bu yoğunluğun içerisinde edinilen bilgilerin ve yapılan röportajların yazıya dökülmesi ise tümüyle ayrı bir süreç. Ayrıca muhabirlik hengamesi içinde BT yöneticiliği mesuliyetlerim, sanırım kendimi klonlayabileceğim bir teknoloji buluna dek, hayatımdaki bu yoğunluğun değişmeyeceğinin bir göstergesi.
Her şeye rağmen yazınızın bir basılı veya dijital ortamda önünüze gelmesi, üstelik bir okurunuzdan güzel bir söz, hoş bir eleştiri aldığınızda duyduğunuz keyif bu yorgunluğa değiyor.











