<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Usta</title>
	<atom:link href="http://ahmetusta.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ahmetusta.net</link>
	<description>Kişisel Günlük &#38; Fikir Merkezi...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 15:09:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ufacık Tefecik İçi Dolu Turşucuk</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2012/01/25/ufacik-tefecik-ici-dolu-tursucuk/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2012/01/25/ufacik-tefecik-ici-dolu-tursucuk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 15:07:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Businessweek Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[donanım]]></category>
		<category><![CDATA[e-devlet]]></category>
		<category><![CDATA[e-eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[intel]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Uysal]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Atkinson]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[TÜBİSAD]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Bilişim sektörü pırıltılı sözler ile süslü ama acı gerçekler gizlenemiyor. Tüm rakamlar ve tecrübeler bilişim teknolojilerinin katma değeri en yüksek sanayi olduğu göstermekte. TÜBİSAD ve INTEL tarafından Ankara’da düzenlenen; “Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi: Bilişim Ekonomisi İstihdam ve Yatırım Politikaları” konferansı katılımcıları bu gerçeğin altını çiziyorlar. ABD IT ve Inovasyon Başkanı Robert Atkinson Amerika Birleşim Devletleri’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-378" title="BW 2010.07.News" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/BW-2010.07.News_.jpg" alt="" width="317" height="211" /></strong></em></p>
<p><em><strong>Bilişim sektörü pırıltılı sözler ile süslü ama acı gerçekler gizlenemiyor.</strong></em></p>
<p>Tüm rakamlar ve tecrübeler bilişim teknolojilerinin katma değeri en yüksek sanayi olduğu göstermekte. TÜBİSAD ve INTEL tarafından Ankara’da düzenlenen; “Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi: Bilişim Ekonomisi İstihdam ve Yatırım Politikaları” konferansı katılımcıları bu gerçeğin altını çiziyorlar. ABD IT ve Inovasyon Başkanı Robert Atkinson Amerika Birleşim Devletleri’nin 1980-1994 yılları arasında üretkenliğinin Avrupa Birliği’nin gerisinde iken 1995 yılından sonra bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar ile AB’nin iki katı verimliliğe ulaştıklarını söylüyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise eğer yaptığınız işte bilgi teknolojilerinin getirdiği imkanlardan istifade ediyorsanız bunları işinize yansıtıyorsanız mutlaka rakiplerinize göre çok daha önde gitmeyi başarabiliyorsunuz aksi halde babadan kalma usuller ile işe devam ederseniz sonunda tezgahı kapatmak durumunda kalırsınız diyor Yıldırım 167 yıllık geçmişse sahip Türk Telekom’un 8-9 milyar ciro yaptığını öte yandan on yıl önce kurulmuş bir bilişim şirketinin 200 milyar dolar cirolara ulaştığını belirtiyor ve ekliyor; “Çaya çorbaya limon ne ise bilişim ülkeler ve insanlar için aynı şeyi ifade ediyor.”</p>
<p><span id="more-377"></span>OECD’nin bilgi teknolojileri veritabanından alınan veriler, 2008 yılının ikinci yarısından itibaren bilişim sektörünün tüm alt dallarında grafiklerin negatif yönde seyrettiğini göstermekte. Aynı veriler 2000-2008 yılları arasında bilişim sektöründeki kârlılık artış rakamlarını da bize veriyor. Katar yüzde 65’lik büyüme ile ilk sırada yer alırken Hindistan, Rusya, Mısır ve Çin’i yüzde 20’lik büyüme ile Türkiye takip ediyor. Türkiye’nin 2009 yılı rakamlarına baktığımızda bilişim sektörünün toplam cirosunun 30 milyar dolar civarında olduğunu görmekteyiz. Ancak bu rakamın yüzde 70’lik kısmını telekomünikasyon hizmetleri oluşturuyor. Geriye kalan 9 milyar dolarlık kısmın yüzde 60’ı donanım harcamalarına ayrılmış. Yazılım ve servislerin paylaştığı yüzde 40’lık bölüm 3,5 milyar dolara tekabül etmekte. OECD ve AB üye ülkelerinde telekomünikasyon’un aslan payını aldığı bir gerçek ancak donanım, yazılım ve hizmetler için Türkiye tam bir tezat durum oluşturmakta.</p>
<p>Türkiye’de bilişim sektöründe donanım yatırımlarının tamamına yakını ithal teknoloji ürünleri tarafından domine edilmiş durumda. Yazılımda durum biraz daha ılımlı ancak işletim sistemi, ofis uygulamaları gibi yoğun kullanıma sahip lisansların ithalat oranı çok yüksek. Vergilerden arındırılmış rakamlar sonrasında ülke içinde oluşturulan katma değer ve istihdamın kayda değer bir başarı olarak ele alınması mümkün değil. OECD’nin Bilgi Teknolojilerine Bakış 2010 raporu verileri bu durumu destekler nitelikte. 1996-2008 yılları arası bilişim teknolojileri ihracat rakamları sırlamasında Türkiye sondan dördüncü sırada bulunuyor. Sevindirici tek gösterge ise bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşmasında endeks değerlerimizin OECD ortalamasının üstünde olması ve ekonomik kriz sonrasında OECD’nin belirlediği politikalar ile eş politikalara sahip olmamız. Türkiye’nin öncelikleri içinde bilişim etkinliğinin ve istihdamının yükseltilmesi ile geniş bant erişiminin yaygınlaştırılması yer alıyor.</p>
<p>Dünya’dan başarılı örneklere baktığımızda Kolombiya ilginç bir tablo çiziyor. Internet erişimi üzerinden alınan vergilerin düşürülmesi, erişimin tabanda yayılmasını ve sonuç itibari ile vergi gelirlerinin artışı şeklinde geri dönüş sağlıyor. Robert Atkinson regülasyonların ve vergilendirme politikalarının bilişim sektörüne zarar verebileceğinin altını çizerken, Internet kullanımı, geniş bant erişim ve internet uygulamalarında verginin sıfırlanmasını tavsiye ediyor.</p>
<p>Veri Konseyi başkanı Mustafa Uysal’ın önerisi ile dikkate değer zira 7 milyonun üzerine ulaşan Internet kullanıcılarında hedeflenen 15 milyon değerlerine ulaşmak için artık tarım nüfusuna odaklanmamız gerektiğini söylüyor. Devlet’in tarım sektörü için ayırdığı yıllık 400 milyon dolarlık teşviklerin eğitimsizlik nedeni ile verimli sonuçlar doğuramadığını, bu teşvik tutarının yüzde 10’u ile bilişim teknolojileri kullanılarak verilecek eğitimlerin gerek bilişim gerekse tarım üretimi için verimliliği arttırılabileceğini belirtiyor.</p>
<p>Şüphesiz ki çok karamsar bir tablo çizip umutsuzluğa kapılmamak lazım. Türkiye’nin e-devlet, e-eğitim gibi alanlarda çok önemli atılımlar gerçekleştirdiğini göz ardı edemeyiz. Sonuç olarak limon’un faydaları saymakla bitmiyor elbette ancak sarı kabuğunun altındaki ekşi tadın gerçeğini kabullenmeliyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2012/01/25/ufacik-tefecik-ici-dolu-tursucuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Tehditlerin Yılı 2010</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2012/01/25/dijital-tehditlerin-yili-2010/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2012/01/25/dijital-tehditlerin-yili-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 14:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Businessweek Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Android]]></category>
		<category><![CDATA[dijital güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Eugene Kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hırsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[iOS]]></category>
		<category><![CDATA[Kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[Kaspersky Lab]]></category>
		<category><![CDATA[Maksym Schipka]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[p2p]]></category>
		<category><![CDATA[rapidshare]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[Stefan Tenase]]></category>
		<category><![CDATA[Symbian]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[Bilişim bütçelerini kısmak istediğinizde emin misiniz? Dijital tehditler sizi bekliyor! Ocak ayının son haftası Kaspersky Lab’ın Moskova’da düzenlediği güvenlik tehditlerine bakış ve öngörüler konferansında dijital tehditler masaya yatırıldı. Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan birisi dijital güvenlik tehditlerinin giderek kompleks bir yapıya büründüğü ve sayılarının her sene katlanarak büyümesi. 1992 yılından 2007 yılı sonuna kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/IMG_9220_Eugene-Kaspersky1.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-371" title="Eugene Kaspersky" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/IMG_9220_Eugene-Kaspersky1.jpg" alt="" width="497" height="348" /></a></p>
<p><strong>Bilişim bütçelerini kısmak istediğinizde emin misiniz? Dijital tehditler sizi bekliyor!</strong></p>
<p>Ocak ayının son haftası Kaspersky Lab’ın Moskova’da düzenlediği güvenlik tehditlerine bakış ve öngörüler konferansında dijital tehditler masaya yatırıldı. Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan birisi dijital güvenlik tehditlerinin giderek kompleks bir yapıya büründüğü ve sayılarının her sene katlanarak büyümesi. 1992 yılından 2007 yılı sonuna kadar bilinen dijital tehditlerin sayısı 2 milyon iken bu rakam 2008 yılında 15 milyona ve 2009 yılında 33,9 milyona tırmanmış bulunuyor. Öngörüler 2010 yılı sonuna kadar rakamların 70 milyonu aşabileceğini göstermekte.</p>
<p><span id="more-362"></span>Dijital Güvenlik sektörünün yaşanan global ekonomik krizden çok fazla etkilenmediğini söyleyen Kaspersky Lab Avrupa Araştırma Merkezi Yöneticisi Maksym Schipka öte yandan kriz nedeni ile işini kaybeden pek çok insanın etik değerlerini değiştirdiğini vurguluyor ve ekliyor; “Teknik bilgiye ihtiyacınız olmadan dahi karanlık tünellerde dolaşarak dijital hırsızlık için teknikler öğrenmek mümkün.” Ucuz kredi vaatleri veya kolay yoldan para kazanma gibi başlıklar ile dolandırıcılığın arttığını işaret eden Schipka tehditlerin artık sadece yazılım kaynaklı değil yanıltıcı yönlendirmeler ile gerçekleştiğinin önemini vurguluyor. Heterojen tehditlerin artık platformdan bağımsız hale geldiğini ve bu sürecin giderek artacağına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Sosyal Ağların Potansiyeli</strong></p>
<p>Her geçen gün çok daha fazla insan tarafından kullanılan sosyal ağlar dijital saldırganların en fazla dikkatini çeken hedeflerin başında yer alıyor. “Gerçek yaşantınızda iç çamaşırınızın rengini tanıdıklarınızla paylaşır mısınız?” diye soruyor kıdemli araştırmacı Stefan Tanase ve cevap veriyor; “Elbette hayır. Ama insanlar bunu sosyal ağlarda yapmaktan çekinmiyorlar.” 2009 yılı içinde sadece sosyal ağları hedef alan 100 binden fazla tehdit tespit edilmiş. Dijital saldırganlar artık tek bir mail adresi ile yetinmek istemiyorlar. Bir sosyal ağ üzerinde paylaştığınız tüm bilgiler sizin sınıflandırılmanızı sağlıyor ve kategori bazında bir hedefe dönüşmeniz kolaylaşıyor.</p>
<p>İnsanların zaaflarından faydalanmak ise gelişen bir trend. Dilediğiniz kişinin bulunduğu noktayı telefon numarasından tespit etmeyi veya e-Posta hesaplarına, sosyal ağlarda yer alan özel mesajlara ulaşmanızı sağlayacağını vadeden uygulama ve siteler pek çok meraklı ama bilgisiz kişinin tuzağa düşmesini sağlıyor. Bir diğer benzeri tehdit ise sahte güvenlik yazılımları. Ücretsiz bir güvenlik yazılımını bilgisayarınıza yüklediğiniz zannedebilirsiniz ama aslında sayısı binlere ulaşan arka kapıyı sonuna kadar açtığınızın farkında mısınız? 2009 yılı içinde sahte güvenlik yazılımları ile dijital saldırganların elde ettiği kazanç rakamı 150 milyon doların üstünde.</p>
<p><strong>Farklı Sistemler &amp; Mobil Platformlar</strong></p>
<p>Bu güne kadar virüslerin kendileri için tehdit olmadığını savunan Apple kullanıcılarına kötü bir haberimiz var zira dijital saldırganlar artık platformları bir engel olarak görmüyorlar. iPhone, Android, Symbian gibi platformlar için zararlı kodlar yazılıyor. Üstelik bu tehlikeli kodlar aynı anda birden fazla platform üzerinde çalışabilecek derecede komplike ve gelişmiş olabiliyor. Apple iPhone platformunda çalışacak kodları kısmen kontrol etse bile bu kontrolü kandırmak gayet kolay. Üstelik bu kontrol Android ve benzeri sistemlerde bulunmuyor. Akıllı telefonlar sadece sahipleri için değil kablosuz ağlara kolaylıkla bağlanabildiklerinden işletmeler ve tüm kablosuz ağlar için de birer sıçrama noktası ve tehdit haline geliyorlar. Tanase “Bilinen tehditlerin, yeni yazılımlar içinde tahmin edilebilirliği yüksek ancak yeni platformlarda yeni tehditlerin önceden kestirilmesi çok güç.” Diyor.</p>
<p>Bir diğer tehdit ise dosya paylaşım sitelerinden geliyor. Özellikle Rapidshare gibi dosya paylaşım platformlarında milyonlarca dosya, müzik, film, uygulama olarak paylaşılmakta. Bu dosyaların büyük çoğunluğu yasal olmayan içeriklerden oluşmakta. Her ne kadar Rapidshare yönetimi gelen bilgilendirmeler doğrultusunda yasal olmayan dosyaları silse bile dosya dönüşüm hızı çok yüksek ve yüzde 100 kontrol altına almak imkansız. Üstelik bu içeriği paylaşan kullanıcılar silinmelere karşı sıkıştırılmış parçaları şifreleyerek bu servislere yüklemekte. Saldırganlar bu büyük potansiyele elbette ilgisiz değiller. Peer to Peer (P2P) ağlar üzerinde giderek artan tehditlerin yaşanması beklenen bir gelişme. Üstelik pek çok kişi bu dosyaları indirmek için çalıştıkları işletmelerin sahip olduğu yüksek bant genişliğini kullanmaktan çekinmiyorlar. Bu durum saldırganların iştahı daha fazla kabartmakta.</p>
<p><strong>Güvenlikte Etikler</strong></p>
<p>Kaspersky Lab kurucusu ve halen CEO’su olan Eugene Kaspersky yaptıkları yatırımlar ile üç yıl içinde sektörde sekizinci sıradan ikinciliğe yükseldiklerini söylüyor. Kaspersky sektörde pek çok oyuncunun olduğunu da belirtmekte. Kıdemli virüs analisti Magnus Kalkuhl rakipler arasında etik kurallara uymayanları tespit etmek için kullandıkları bir metodu anlatıyor; “Yirmi adet hiçbir zararlı kod içermeyen programcık ürettik. Bunlardan on tanesini Kaspersky virüs veritabanı içinde zararlı kod gibi imzaladık ve virüs güncellemesini yayınladık. Kısa bir süre içinde pek çok anti-virüs yazılımı bu zararsız programcıkları tehdit olarak görmeye başladılar. Oysa tespit için imza oluşturmadığımız programcıklar temiz olarak kalmaya devam etti. Bu yayınladığımız güncelleştirmelerin bazı firmalar tarafından ters mühendislik ile kullanıldığını ve kopyalandığını göstermekte.”</p>
<p>Pratik olarak son kullanıcılar mümkün olan en ucuz korunma yöntemini seçmek istiyorlar. Araştırma ve geliştirme süreçlerine bütçe ayırmayarak başkalarının çalışmalarını kopyalayan ucuz güvenlik çözümleri kullanıcılara cazip geliyor. Ancak bu döngü ciddi araştırma ve geliştirme bütçelerine zarar veriyor. Küçülmek zorunda kalabilecek bütçeler ise daha az tehdidin zamanında tespit edilebileceği anlamına geliyor.</p>
<p>Muhtelif üreticiler tarafından sunulan daha kısıtlı özelliklere sahip ücretsiz çözümler ise bireyler ve işletmeler için bir diğer alternatif. “Ücretsiz yazılımlara inanmıyorum.” Diyor Eugene Kaspersky ve ekliyor; “Geliştirmek masraflı üstelik dağıtmak ve güncel tutmak çok daha masraflı.” Kaspersky ilginç bir benzetme de yapıyor; “Ücretsiz anti virüs yazılımları kondom gibidir. Sizi bir kere korur. Yüzde yüz güvenlik sağlamaz.”</p>
<p>Korumasız kalmaktansa ücretsiz güvenlik yazılımı kullanmak tercih edilebilir bir seçenek ancak giderek kompleks bir hal alan, sosyal ağlar üzerinden yayılan, mobil platformlarda dolaşmaya başlayan, psikolojik yöntemler ile kullanıcıları kandırarak yanıltan tehditler ile mücadele etmek için ucuz çözümleri tercih etmek hiç mantıklı gözükmüyor. Özellikle global ekonomik kriz sonrasında bütçesi yüksek oranda düşürülen bilişim sistemlerinde, güvenlik için yapılacak yatırımları ertelemek ve çerçeveyi küçültmek pek çok işletmenin başını ağrıtabilir.</p>
<p><em>Bu yazı Businessweek Türkiye Dergisinin 7-13 Şubat 2010 tarihli 5. sayısında yayınlanmıştır.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2012/01/25/dijital-tehditlerin-yili-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alan Adlarında Yeni Bir eTKi</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2012/01/20/alan-adlarinda-yeni-bir-etki/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2012/01/20/alan-adlarinda-yeni-bir-etki/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 15:44:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Businessweek Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[.tk]]></category>
		<category><![CDATA[alan adı]]></category>
		<category><![CDATA[domain]]></category>
		<category><![CDATA[dot.tk]]></category>
		<category><![CDATA[ICANN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Alan adlarında yeni bir eTKi Internet alan adları üzerine yapılan ilk çalışma 1984 yılında gerçekleştirildi ve dünyanın ilk ticari jenerik alan adı olan symbolics.com kaydettirildiğinde takvimler 15 Mart 1985 yılını gösteriyordu. Aradan geçen 24 sene boyunca com, net, org, edu ile başlayan kök kayıtlarına tv, info, biz, tel, name, jobs travel gibi pek çok uzantı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alan adlarında yeni bir eTKi</strong></p>
<p>Internet alan adları üzerine yapılan ilk çalışma 1984 yılında gerçekleştirildi ve dünyanın ilk ticari jenerik alan adı olan symbolics.com kaydettirildiğinde takvimler 15 Mart 1985 yılını gösteriyordu. Aradan geçen 24 sene boyunca com, net, org, edu ile başlayan kök kayıtlarına tv, info, biz, tel, name, jobs travel gibi pek çok uzantı daha eklendi. Şu anda 106 milyondan fazla alan adı kaydettirilmiş durumda ve bu sayı her geçen gün artmakta.</p>
<p><span id="more-356"></span>“The Internet Corporation for Assigned Names and Numbers (ICANN)” kar amacı gütmeksizin dünya üzerindeki tüm alan ismi uzantılarının yönetimini üstlenen bir kuruluş olarak faaliyetini sürdürmekte. Jenerik alan adlarının tahsisi her zaman için “ilk gelen alır” kuralı çerçevesinde sağlanmakta ancak ICANN ülkelere ait alan uzantılarının yetkilendirmesini ilgili kurumlara sağlamakla beraber, o ülkenin alan adı uzantısını nasıl kullanacağına dair yürütülen yasal prosedürlere karışmamakta.</p>
<p>Alan isimlerinin kaydı yetkilendirilmiş kanallar üzerinden en az bir yıl olacak şekilde gerçekleştirilmekte ve her sene yenilenmesi gerekmekte. “İlk gelen alır” kuralı ile zaman içerisinde alt alan adı satış kanallarının artması ve fiyatların düşmesi ile beraber şu anda Jenerik olarak isimlendirilen ve akılda kalıcılığı ile bir marka ve değer ifade eden alan isimlerinin tümü tükenmiş durumda. Hatta bu öyle bir boyuta vardı ki 2, 3, 4 harf veya sayıdan oluşan com uzantılı boşta alan adı kalmadığı gibi bu alan isimleri hiçbir anlam ifade etmeseler dahi binlerce dolara alıcı bulabilmekte. Pek çok profesyonel web servisi sadece domain adları ticareti üzerinden her yıl milyonlarca dolar para kazanmakta.</p>
<p>Türkiye’de büyük bir tanıtım ile hizmetlerinden bahseden DOT.TK servisinin geçmişi birkaç yıl öncesine dayanıyor. TK aslında güney pasifik okyanusunda bulunan Yeni Zelanda’ya bağlı olan ufak bir ada cumhuriyetine tahsis edilmiş, alan adı uzantısı. Ancak TK kısaltması Türkiye için cazip bir çekicilik sunuyor olabilir zira com uzantısı ile alınamayacak olan pek çok jenerik isim TK uzantısı ile alınabilecek durumda.</p>
<p>Yakında zamanda yönetimi ODTÜ’den Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)’ya aktarılan tr uzantılı alan adlarının uzun yıllardır tahsisi, gerçekten güç ve pek çok prosedüre bağlı olarak gerçekleşmekte. Bu nedenle DOT.TK CEO&#8217;su Joost Zuurbier TK uzantılı alan adlarının Türk kullanıcılar için hiçbir prosedür ile karşılaşmadan birkaç saniye içinde alınabilecek ve pek çok jenerik isim için çok cazip bir alternatif olacağını belirtmekte. Zuurbier gelecek 5 yıl içinde her üç internet kullanıcısından birinin bir alan adı sahibi olmak isteyeceğini ve bunun Türkiye içinde 13 milyon adet alan adı talebi yaratacağının altını çiziyor. TK uzantılı alan isimleri şu anda iki yıllık periyotlar ile satılmakta. Fiyatlandırma ise alan adının içerdiği harf uzunluğuna göre belirlenmiş. İki harfli alan ismi için 2.500 TL, üç harfli isim için 1250 TL, dört ve üzeri karakter içeren alan isimleri için ise sadece 25 TL talep edilmekte. Ayrıca DOT.TK 9 Eylül&#8217;de Swissotel&#8217;de Türkiye&#8217;nin ilk alan adı müzayedesini gerçekleştirerek bir ilke imza atacak.</p>
<p>Şu an için TK uzantılı alan isimlerinin ne kadar büyük bir talep alacağını kestirmek güç ancak Zuurbier’in altını çizdiği talep beklentisi ve kolay satın alma süreçlerini göz önüne alırsak gelecek yıllar içinde alan adlarının miras olarak gelecek nesillere devredilmesi bizleri şaşırtmamalı.</p>
<p><em>Bu yazı Businessweek Türkiye Dergisinin 30 Ağustos &#8211; 5 Eylül 2009 tarihli 30. sayısında yayınlanmıştır.</em></p>
<p><strong>08.24.09</strong> itibariyle Ülke bazında Alan Adı kaydı sayısı.</p>
<div align="center">
<table class="alignleft" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=RANK&amp;oo=ASC">Rank</a></strong></td>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=COUNTRY&amp;oo=ASC">Country</a></strong></td>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=TOTAL&amp;oo=ASC">Total   Domains</a> </strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=TOTAL&amp;oo=ASC"><strong>                                                                       </strong></a><strong></strong></td>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=GAIN&amp;oo=ASC">Gain</a></strong></td>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=LOSS&amp;oo=ASC">Loss</a></strong></td>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/?ob=NET&amp;oo=ASC">Net</a></strong></td>
</tr>
<tr>
<td>1</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/US">United States</a></td>
<td>68,390,363</td>
<td>543,900</td>
<td>510,103</td>
<td>33,797</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/DE">Germany</a></td>
<td>5,969,204</td>
<td>59,100</td>
<td>42,808</td>
<td>16,292</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/UK">United Kingdom</a></td>
<td>3,816,271</td>
<td>27,139</td>
<td>20,523</td>
<td>6,616</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/CA">Canada</a></td>
<td>3,569,435</td>
<td>62,125</td>
<td>53,604</td>
<td>8,521</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/CN">China</a></td>
<td>3,360,765</td>
<td>51,686</td>
<td>37,953</td>
<td>13,733</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/FR">France</a></td>
<td>2,656,722</td>
<td>13,006</td>
<td>8,094</td>
<td>4,912</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/AU">Australia</a></td>
<td>2,217,813</td>
<td>36,827</td>
<td>26,857</td>
<td>9,970</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/JP">Japan</a></td>
<td>1,557,874</td>
<td>11,867</td>
<td>6,540</td>
<td>5,327</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/ES">Spain</a></td>
<td>1,247,608</td>
<td>4,519</td>
<td>3,646</td>
<td>873</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/IT">Italy</a></td>
<td>1,169,927</td>
<td>3,243</td>
<td>3,160</td>
<td>83</td>
</tr>
<tr>
<td>11</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/HK">HongKong S.A.R.</a></td>
<td>1,132,242</td>
<td>2,324</td>
<td>22,241</td>
<td>(19,917)</td>
</tr>
<tr>
<td>12</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/NL">Netherlands,The</a></td>
<td>985,552</td>
<td>7,764</td>
<td>7,987</td>
<td>(223)</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>13</strong></td>
<td><strong><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/TR">Turkey</a></strong></td>
<td><strong>809,004</strong></td>
<td><strong>9,862</strong></td>
<td><strong>9,841</strong></td>
<td><strong>21</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>14</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/KR">Korea</a></td>
<td>783,568</td>
<td>5,487</td>
<td>8,539</td>
<td>(3,052)</td>
</tr>
<tr>
<td>15</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/IN">India</a></td>
<td>538,551</td>
<td>6,967</td>
<td>8,095</td>
<td>(1,128)</td>
</tr>
<tr>
<td>16</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/BR">Brazil</a></td>
<td>476,890</td>
<td>8,077</td>
<td>2,844</td>
<td>5,233</td>
</tr>
<tr>
<td>17</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/DK">Denmark</a></td>
<td>400,743</td>
<td>1,916</td>
<td>853</td>
<td>1,063</td>
</tr>
<tr>
<td>18</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/RU">Russia</a></td>
<td>359,171</td>
<td>3,317</td>
<td>3,840</td>
<td>(523)</td>
</tr>
<tr>
<td>19</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/SE">Sweden</a></td>
<td>315,456</td>
<td>1,546</td>
<td>893</td>
<td>653</td>
</tr>
<tr>
<td>20</td>
<td><a href="http://www.webhosting.info/domains/country_stats/PL">Poland</a></td>
<td>276,876</td>
<td>2,489</td>
<td>2,678</td>
<td>(189)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2012/01/20/alan-adlarinda-yeni-bir-etki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turkcell, Bayiler ve 3G</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2012/01/20/turkcell-bayiler-ve-3g/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2012/01/20/turkcell-bayiler-ve-3g/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 15:34:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Businessweek Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[3G]]></category>
		<category><![CDATA[bayiler]]></category>
		<category><![CDATA[Blackberry]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Sayın]]></category>
		<category><![CDATA[hp]]></category>
		<category><![CDATA[Netbook]]></category>
		<category><![CDATA[Nokia]]></category>
		<category><![CDATA[Notebook]]></category>
		<category><![CDATA[Samsung]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[VINN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[Turkcell Türkiye geneline yayılan geniş bayi ağı ve tüm çalışanları ile çok büyük bir ekosistem oluşturuyor. Bu ekosistem içerisinde yaşanan her yeni gelişme pek çok insanın hayatını etkiliyor. Yıllardır beklenen 3G lansmanı ile birlikte Türkiye yeni bir servis ve yeni bir dönem ile tanışıyor. Bu noktada Turkcell Satış’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Sayın ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/012_yuzyuze.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-352" style="margin-right: 5px; margin-left: 5px;" title="012_yuzyuze" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/012_yuzyuze.jpg" alt="" width="200" height="150" /></a>Turkcell Türkiye geneline yayılan geniş bayi ağı ve tüm çalışanları ile çok büyük bir ekosistem oluşturuyor. Bu ekosistem içerisinde yaşanan her yeni gelişme pek çok insanın hayatını etkiliyor. Yıllardır beklenen 3G lansmanı ile birlikte Türkiye yeni bir servis ve yeni bir dönem ile tanışıyor. Bu noktada Turkcell Satış’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Sayın ile Turkcell, Bayileri ve 3G üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.</p>
<p><strong>3G Lansmanı Turkcell Bayileri üzerinde nasıl bir etki oluşturdu?</strong></p>
<p>3G’nin bayilerimize olan etkisi lansmandan çok önce başladı. Turkcell ekosistemi içinde yer alan bayilerimizde ki çalışanları ki sayıları 22.500’ü geçmekte, önce merkezlerde yüz yüze ve akabinde çevrimiçi seminerler ile birden fazla kez eğitim verdik. Bazı 3G cihazları lansmandan çok daha önce satılmaya başlanmıştı. Samsung ve Nokia ile çeşitli kampanyaları yapmıştık. Samsung kampanyası ile yüz binlerce cihaz sattık ve satılmaya devam ediyor. Şu anda da Nokia ile gayet makul ödeme seçenekleri dâhilinde 3G cihazlar sattığımız kampanyalar yürütmekteyiz. BlackBerry Bold, Apple iPhone gibi cihazlar için yürüttüğümüz kampanyalarımız ise aslında 3G altyapısı için özellikle önem verdiğimiz kampanyalarımızdı. Hatta içinde 3G SIM kartı olan HP Netbook ve Notebook cihazlar satmaya başladık ve arkadaşlarımız çok başarılı satışlar yapmışlardı. Ancak tüm bu satışlar 3G lansmanından sonra bir hafta içinde yaptığımız satışlar ile karşılaştırılamaz bile. Şu anda 3G abone sayımız iki milyonu aşmış durumda ve bunların yarısında 3G cihaz var ve diğer yarısı yeni birer cihaz alacaklar. Bu bayilerimiz için hem adet olarak hem de 3G’li cihazların daha gelişmiş olması sebebiyle ciro olarak çok daha da fazla çok büyük bir katkı ve potansiyel oluşturacak. Hemen bunların arkasından servisler geliyor. Biz bir cihaz sattığımızda bunu sade fiziksel bir cihaz olarak değil içinde esas önemli bir değer teşkil eden veri iletişim hizmetleri ile satıyoruz. Bu çözümler 24 aya varan uzun süreli kontratlar vadeler ile satılmakta. Bayilerimizin bunları müşteriye önceden anlatması ve müşteriyi ikna etmesi gerekiyor. Açıkçası çok sevindirici bir durum söz konusu zira şu anda insanlar mağazalara hücum etmiş durumda. Buna hazırdık çünkü lansman günü ile birlikte pek çok mağazamızda, satışı olan cihazlar hazır ve birbirleri ile iletişim kurabilir haldeydiler. Açıkçası o kadar geniş bir bayi ağımız var ki henüz bazı mağazalarımız 3G kapsama alanına girmediği için bu ürünlerimiz şimdilik yok, ancak çok hızlı bir büyüme ve kapsama alanı genişletme çalışmamız var ve en kısa sürede bu mağazalarımızda da bu cihazlar canlı demolar ile müşterilerimizin beğenisine sunulmuş olacaklar.</p>
<p>Gerek eğitimler gerekse öncende başlayan kampanyalar ve müşteri ile olan ilişkiler 3G ile birlikte bayilerimizin hayatını kökten etkiledi ve etkilemeye devam etmekte.</p>
<p><strong><span id="more-351"></span>3G ile birlikte büyük bir heyecan yaşıyorsunuz…</strong></p>
<p>Aslında<strong> </strong>biz çok uzun yıllardır 3G konusunda büyük bir heyecan içindeyiz. Bu konuda Türkiye’de öncü olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Ayrıca her zaman vurguladığımız bir konu Turkcell’in sadece bir GSM operatörü değil bir teknoloji firması olduğu. Bu noktada tüm Türkiye’ye yayılmış olan bayi ağımız ve satış noktalarımız birer teknoloji perakendecisine birer teknoloji marketine dönüşmüş oluyor. Bayilerimiz bunu çok benimsediler ve bu noktada güzel adımlar attık. Ciddi bir heyecan ile ilerliyoruz. Sanırım bu bulaşıcı çünkü biz bu heyecanı abonelerimizde de görüyoruz.</p>
<p>3G için pek çok şeyler söylendi, Türkiye’nin hazır olmadığı ve hatta gereksiz olduğu bile söylendi. Ancak biz lansman ile birlikte şunu gördük ki bu doğru değil. Bir mağazaya gittiğimde müşterilerimizin artık Netbook’un ne olduğu veya ne işe yarayacağı gibi sorular sormadıklarını görüyoruz. Ne istediklerini biliyorlar. Aylarca süren satış adetlerini lansmanın ilk üç gününde yakalamış durumdayız. 10 binden fazla sadece Notebook ve Netbook sattık. Bu yılın sonuna kadar beklentimiz 100 binlerce kişinin 3G ile mobil Internet’e alışıldık cihazların dışından bağlanıyor olacakları ki bu rakamlara cep telefonlarını dâhil etmiyoruz bile.</p>
<p><strong>3G dışında da büyük bir altyapı yatırımı yaptığınızı görmekteyiz.</strong></p>
<p>Türkiye’de insanlar öncelikle iletişime çok önem veriyorlar. Hemen arkasından ise mobilite geliyor. Aynı zamanda görüyoruz ki esnek olabilmek insanlarımız için çok önemli. Kesinlikle sınırlandırılmak ve kısıtlamalara maruz kalmak istemiyorlar. Biz Turkcell olarak bu beklentileri göz önüne alarak aslında piyasaya rakipsiz bir mobil yüksek bant iletişim hizmeti sunuyoruz. 0n lira daha ucuz gibi görünen hizmetler aslında cazibelerini kaybediyorlar çünkü tek bir noktada kullandığınız Internet hizmetine belki on lira daha az hizmet bedeli öderken, aynı hizmeti iş yeriniz için, yazlığınız için ve belki farklı noktalar için ayrı ayrı satın almak zorunda kalıyorsunuz. Oysa Turkcell 3G VINN aldığınızda hem maddi olarak daha ucuz bir çözüm satın almış oluyorsunuz hem de sadece belli noktalarda değil her yerde, otobüste, vapurda, tatilde veya teknede balık tutarken bile bu hizmeti aynı kalitede kullanabiliyorsunuz. Bunları göz önüne aldığınızda 3G tek ve en mantıklı çözüm. Bunun üstünde gerçekleşen talep ise fiber-optik iletişim altyapısı ile sunulan 100 MBit ve üstü bağlantı seçenekleridir ki bunu da Superonline şirketimiz ile sunuyoruz.</p>
<p><strong>“Turkcell’i Hayat” Sloganınız var…</strong></p>
<p>Turkcell olarak şunu çok iyi biliyoruz ki artık iletişimin şekli değişiyor. Daha fazla etkileşim, daha fazla erişilebilirlik ve servis odaklı hizmetler talep ediliyor. Biz bunları göz önüne alarak 3G lansmanı ile beraber 30’dan fazla servisi de hayata geçirdik ve gelecek dönemlerde geçirmeye devam edeceğiz. Tüm bu servisleri üst üste koyduğumuzda bir piramit gibi büyük ve mükemmel bir bütün elde ediyorsunuz. Bunu yeni bir hayat olarak nitelendirmek mümkün. Biz bu yüzden buna Turkcell’i hayat diyoruz. Bu yaşantının içinde kendimiz, bayilerimiz ve elbette en önemlisi müşterilerimiz var.</p>
<p><strong>Turkcell Teknoloji neler yapıyor?</strong></p>
<p>Turkcell Teknoloji çok geniş kapsamda çözümler ve ürünler geliştiren bir firma. Ürettiği çözümleri sadece ülkemizde değil yurt dışındaki pek çok iştiraklerinde ve firmalarında kullanmakta. Bu kadar geniş bir kapsamda hizmetler ve çözümler üreterek artık diğer GSM operatörlerine teknoloji satabilecek bir etkinliğe ulaşmış durumdayız.</p>
<p><strong>Dünya ve Türkiye ekonomik bir kriz yaşadı. Krizle beraber Turkcell’de büyüme ve 3G’nin etkisi için neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>
<p>Pazarı incelediğimizde cihaz satışlarında bir daralma gözlemliyoruz ancak bu daralma adet bazında olurken bir diğer ilginç bir gelişme görüyoruz ki özellikle son yıllarda Smart Phone olarak isimlendirdiğimiz akıllı telefon pazarında büyük bir patlama var. Son bir senede, akıllı telefon satışlarında yüzde 700 gibi artış söz konusu. Sonuç itibari ile adetsel olarak satışların azalmasına rağmen gelirler olarak artış görüyoruz. Ancak 3G ile beraber bu eğilim adetsel olarak da büyümeye doğru yol alacaktır.</p>
<p>Öte taraftan biz ürün çeşitliliğimizi Netbook, Notebook, 3G Gözz, Kol saati şeklinde cep telefonu ve benzeri ürünler ile çeşitlendirdiğimiz için krize rağmen bayilerimizde kayda değer bir kayıp kesinlikle yaşamadık ve bayilerimiz de artık alternatif işler yapmak yerine daha fazla kendi işlerine odaklı çalışmaya başladılar.  Benim inancım krizinde etkilerinin yavaş yavaş geçtiği bu dönemde 3G ile birlikte krizden iyi bir momentumla çıkacağımız yönünde. Bu ekonomik düzelme içinde, Turkcell bayileri büyük oranda fayda göreceklerdir.</p>
<p><strong>Sırada ne var?</strong></p>
<p>Mobil iletişim açısından sırada LTE dediğimiz bir sonraki nesil iletişim platformu var. 3G lisansımız ile aldığımız frekanslarımız bu teknolojiyi kapsıyor ve yaptığımız testlerde 10 MBit gibi bağlantı hızlarına ulaştık. Ancak bu teknolojinin yaygınlaşması için biraz zamana ihtiyacımız bulunuyor.</p>
<p>Geçmişe baktığımızda kişisel bilgisayar, Internet, mobil iletişim gibi teknolojik devrimlerin etkilerinden hiç biri önceden kestirilememişti ve beklenmedik şekillerde açığa çıktılar. Bir sonraki atılımın ne olacağını veya ne şekilde olacağını şu anda kestirmek çok güç. Ancak bu açığa çıktığında bunu hep beraber görüp yaşayacağız ki biz Turkcell ailesi olarak, bayilerimiz ve müşterilerimiz ile buna hazır olmak için her türlü gayreti gösteriyoruz. Eminiz ki bu gerçekleştiğinde en ön safta yer alıyor olacağız.</p>
<p><em>Bu yazı Businessweek Türkiye Dergisinin 9-15 Ağustos 2009 tarihli 28. sayısında yayınlanmıştır.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2012/01/20/turkcell-bayiler-ve-3g/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tehlikenin farkında mısınız?</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2012/01/20/tehlikenin-farkinda-misiniz/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2012/01/20/tehlikenin-farkinda-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 15:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Businessweek Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[CISCO]]></category>
		<category><![CDATA[dijital veriler]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Alptuna]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Say]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[IDC]]></category>
		<category><![CDATA[Lippis Report]]></category>
		<category><![CDATA[Ponemon]]></category>
		<category><![CDATA[şirket güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Symantec]]></category>
		<category><![CDATA[Trend Micro]]></category>
		<category><![CDATA[veri çalınması]]></category>
		<category><![CDATA[Vodafone Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Personeliniz dijital bilgilerinizi ufak bir USB bellek ile beraberinde götürebilir. Engel olabilir misiniz? Yaşanan ekonomik kriz ile beraber işinden ayrılan beyaz yakalı çalışanların sayısında büyük bir artış yaşanmakta. Sebebi ne olursa olsun bu çalışanlar eski şirketlerine ait pek çok veriyi beraberlerinde götürmekteler ve şirketlerin bu tehlikeyi fark ederek önlem almaları gerekiyor. Yapılan son araştırmalar, şirketlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/051_vericalan.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-345" title="051_vericalan" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2012/01/051_vericalan.jpg" alt="" width="200" height="150" /></a>Personeliniz dijital bilgilerinizi ufak bir USB bellek ile beraberinde götürebilir. Engel olabilir misiniz?</em></p>
<p>Yaşanan ekonomik kriz ile beraber işinden ayrılan beyaz yakalı çalışanların sayısında büyük bir artış yaşanmakta. Sebebi ne olursa olsun bu çalışanlar eski şirketlerine ait pek çok veriyi beraberlerinde götürmekteler ve şirketlerin bu tehlikeyi fark ederek önlem almaları gerekiyor.</p>
<p>Yapılan son araştırmalar, şirketlere ait kritik verilerde yaşanan kaçakların, veri güvenliğinde en büyük tehdit olduğunu göstermekte. Uzmanlar bu tehdidin boyutunu virüslerden, zararlı yazılımlardan ve dışarıdan gelen saldırılardan çok daha büyük olduğuna dikkat çekiyorlar. Her geçen gün daha fazla personel, hiçbir denetim mekanizmasına tabi tutulmaksızın dijital verileri şirket dışına çıkartmaya devam ediyorlar.</p>
<p>Symantec sponsorluğu ile Ponemon Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları işten ayrılan çalışanların yüzde 59’nun eski işyerlerindeki verileri beraberlerinde götürdüğünü gösteriyor, üstelik bu itirafta bulunanların yüzde 79’u, işverenlerinin verileri almalarına izin vermediği halde bunu gerçekleştirdiklerini ifade ediyorlar ki bu buzdağının sadece görünen tarafı.</p>
<p>Pek çok işletme çalınan verilerin farkında bile değil oysa bu bilgiler sadece müşterilerine ait basit adres kayıtlarının ötesinde şirketin finansal verilerini içeren kritik öneme sahip olabiliyor. Şirket dışına sızan verilerin tekrardan kullanılma oranı ise göz ardı edilemeyecek kadar yoğun. IDC’den Kıdemli Analist Mukesh Chulani, Milli Eğitim Bakanlığına ait veritabanından çalınan bilgilerin kolaylıkla Rapidshare gibi bir paylaşım ortamına yüklenmesine dikkat çekerek, durumun önemini vurguluyor.</p>
<p><strong><span id="more-341"></span>Önlem Alınmıyor</strong></p>
<p>Yapılan araştırma sonuçları şirketlerin yüzde 85’inin çalışanları tarafından çalınabilecek verileri için önlem almadığını göstermekte. Şirketlerin sadece yüzde 7’si gerekli önlemleri almış durumda.<br />
Çalışanlar işlerinden ayrılırken kendilerine verilen masa üstü veya notebook gibi cihazları genellikle almıyorlar ancak aynı şeyi CD, DVD ve USB gibi ortamlar için söylemek mümkün değil. USB belleklerin hem taşınması çok kolay hem de taşıyabilecekleri yüksek kapasiteleri veri miktarı göz ardı edilemeyecek kadar yüksek.</p>
<p>Veri kaçaklarına neden olan bir diğer önemli araç da artık iş hayatında kritik öneme sahip hale gelen e-posta hesapları. Pek çok çalışan e-posta hesaplarına önemli şirket bilgilerini de içeren yazışmalarını saklamaları gerektiğini düşünmekte. Ayrıca e-posta hesabı üzerinden şirkete ait dokümanları farklı e-posta hesaplarına bilinçli olarak gönderen çalışanların oranı ise yüzde 40’a yakın.<br />
İşten ayrılan çalışanların büyük çoğunluğu şirketlerindeki verilere sonradan erişebildiklerini ifade ederken bu süre herhangi bir amaç ile veri sızdırmak için fazlasıyla yeterli olabilmekte.</p>
<p>Bir süre önce işini kaybeden ve ismini vermek istemeyen bir finans sektörü çalışan; “Açıkçası işten çıkarılma sürecimiz biraz oldubittiye geldi, bizler neler olduğunu anlayana kadar kendimizi kapı önünde bulduk diyor.” ve ekliyor; “Ancak önlemler kesinlikle yetersizdi ve USB bellek kullanımı çok yaygındı. Önceden günün birinde lazım olur düşüncesini taşısaydık pek çok bilgiyi rahatlıkla dışarı çıkartabilirdik.”</p>
<p>CISCO ve the Lippis Report tarafından on farklı ülkede yapılan bağımsız veri güvenlik analizlerinde ise ortaya çıkan ortak sonuçlar, coğrafi ve kültürel farklılıkların çalışanların davranışlarında farklılık olmadığını ortaya koymakta. Çalışanlar genellikle şirketlerine ait verileri alıkoymaktan çekinmiyorlar.</p>
<p><strong>Objektif sebepler çok</strong></p>
<p>Konuya işini kaybeden çalışanların psikolojisi ile bakıldığında oldukça ilginç sonuçlar söz konusu. Çalışanların yarısından fazlası “Zaten bir başkası da rahatlıkla bu verileri kullanabilir.” Derken aynı grubun bu verilerden gelecekte faydalanabileceklerini düşünüyorlar. Pek çok çalışan bu verilerin oluşturulmasında kendi katkıları olduğu için beraberlerinde götürme hakkına sahip olduklarına inanırken bu verileri kullandıkları takdirde eski şirketlerinin kendilerine ulaşamayacağı görüşünde hemfikir. Bir kısım çalışanlar eski şirketlerinin bu veriler üzerinde hakkı olmadığını iddia ediyor ve çalışanların çoğundaki ortak görüş olarak eski işverenlerinin kendilerine yetercince adaletli ve açık sözlü davranmadığını iddia ediyor.</p>
<p><strong>Neler çalınıyor?</strong></p>
<p>Çalınan verilerin başında kolaylıkla tekrardan kullanılabilecek müşterilerin e-posta adreslerini içeren listeler bulunuyor. E-posta listelerini finansal veri içermeyen şirket bilgileri takip ediyor. Detaylı müşteri bilgileri ve çalışan kayıtları kaçırılan diğer veriler arasında yer alıyor. Finansal bilgiler içeren şirket verileri ise yüzde 16 gibi bir oranla az görünebilir ancak hiçbir işletmenin bu riski göz ardı etmek gibi lüksü bulunmuyor.</p>
<p>E-posta bilgileri, yazıcı çıktıları, ofis dosyaları, dijital fotoğraflar ve muhtelif yazılımlar ise şirket dışına en çok çıkartılan verileri oluşturmakta. Daha düşük çalınma oranına sahip veritabanı kayıtları ise içerdikleri bilgilerin hassasiyeti açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>Güvende misiniz?</strong></p>
<p>Kısa bir gelecekte herhangi bir paylaşım sitesine yüklenecek verilerin çalıştığınız binlerce müşteriye ait kredi kartı bilgileri veya çok önemli bir pazarla çalışmanızın detayları olmadığından emin olabilir misiniz? Bu sorunun cevabını Symantec Türkiye Genel Müdürü Gökhan Say veriyor ve “Evet.” Diyor. Başlangıç noktası olarak pek çok işletmenin göz ardı ettiği risk yönetimine dikkat çeken Say; “Bir iş için yapılacak yatırımın karşılığını almak veya alamamak risk analizi ile istatistiksel olarak belirlenebilecek bir durum. İki bin dolarlık bir notebook fiziksel varlığı ile şirketler için yüksek bir risk oranı taşımayabilirler.” Diyor ve ekliyor; “Ancak içerdiği verilerin değeri iki yüz bin dolar ise yapılması gereken risk yatırımını da buna göre belirlemek gerekir.”  Say’ın vurguladığı bir diğer nokta ise hiçbir zaman yüzde yüz güvenliğin sağlanamayacağı ama yüzde yüz güvenlik politikalarının uygulanabilir olduğu. Bu noktada Say ile ayı fikri paylaşan Chulani veri güvenliğinin sadece IT merkezli değil şirket genelinde uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Güvenlik politikaları çok geniş kapsamlı bir konu olmakla beraber, işten ayrılan çalışanların şirket bilgilerini çalması başlığı altında, işe alım sürecinden önce başlıyor ve işten ayrılmadan sonrasını kapsıyor. Trend Micro Türkiye Ülke Müdürü Erol Alptuna veri ihlallerinden yüzde 78 gibi bir oranın yetki sahibi çalışanlardan kaynaklandığını hatırlatarak; “Güvenlik politikalarının bir şirket stratejisi olmalıdır.” diyor.</p>
<p><strong>Bilgilerimiz Güvende</strong></p>
<p>Konuyla alakalı görüşlerini sorduğumuz Vodafone yetkilileri ise sahip oldukları verilerin gizliliğinin çok önemli olduğu sektörde, gizliliği muhafaza için bilgiye sınırlı erişim ve erişilen bilginin amacına uygun ve amaçla sınırlı kullanımını temin amacı ile geliştirilen politikalarının mevcut olduğunu belirtiyorlar ve ekliyorlar; “Bu politikalar sürekli olarak güncellenmektedir. Ayrıca mevzuat gereği ve Düzenleyici Kurum ile resmi merciler tarafından da bu politika ve uygulamalar sürekli olarak denetlenmektedir.”</p>
<p><strong>Teknik Boyut</strong></p>
<p>Birkaç on kişinin çalıştığı bir şirkette güvenlik politikalarını hukuki ve teknik anlamda uygulamak nispeten kolay olabilir ancak yüzlerce hatta binlerce çalışanın bulunduğu bir şirkette bu politikaları uygulamak kesinlikle uzun zaman isteyen bir süreç olacaktır. Gelişen teknoloji bu noktada devreye girerek şirketlerin yardımına koşuyor. On binlerce cihazın politikalara uyumluğunu tek tuş ile raporlayabilecek çözümler bulunmakta. Ayrıca artık sezgisel güvenlik programları da kullanılabiliyor. “Sadece bir dosyanın e-posta ile gönderilmesini engelleyen değil, içerisinde şirkete ait kritik bir verinin varlığını tespit edebilen ve kullanıcıyı uyarabilen teknolojilere sahibiz.” Diyor Say.</p>
<p>Sebepleri ve analizler neyi gösterirse göstersin çalışanlar iş değiştirmeye devam edecekler. Şirketler için her geçen gün daha önemli hale gelen dijital varlıkları korumak ise göz ardı edilmemesi gereken bir öneme sahip. Bunu göz ardı eden işletmelerin ilerleyen dönemlerde ekonomik krizlerden başka krizler ile de baş başa kalması kimseyi şaşırtmayacaktır.</p>
<p><em>Bu yazı Businessweek Türkiye Dergisinin 2-8 Ağustos 2009 tarihli 27. sayısında yayınlanmıştır.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2012/01/20/tehlikenin-farkinda-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un trafik sorunu var mı?</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/12/27/istanbulun-trafik-sorunu-var-mi/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/12/27/istanbulun-trafik-sorunu-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 15:16:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaksız]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[trafik cezası]]></category>
		<category><![CDATA[trafik polisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un kronikleşmiş bir trafik sorunu var mı? Megapole dönüşen şehirlerde bir trafik problemi olmak zorunda mı? İstanbul&#8217;da yaşayanların kafasında bu sorulardan en az birisi mutlaka bir kere geçmiştir. Ben de bir araç kullanıcısı olarak her akşam eve giderken bu soruyu kendime soruyordum. Artık dili geçmiş zaman kullanıyorum zira bu soruyu sormama gerek kalmadı. Bu yazıyı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/12/isttrafjam.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-334" title="isttrafjam" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/12/isttrafjam.jpg" alt="" width="460" height="345" /></a></p>
<p>İstanbul&#8217;un kronikleşmiş bir trafik sorunu var mı? Megapole dönüşen şehirlerde bir trafik problemi olmak zorunda mı? İstanbul&#8217;da yaşayanların kafasında bu sorulardan en az birisi mutlaka bir kere geçmiştir. Ben de bir araç kullanıcısı olarak her akşam eve giderken bu soruyu kendime soruyordum. Artık dili geçmiş zaman kullanıyorum zira bu soruyu sormama gerek kalmadı. Bu yazıyı yazmadan bir kaç hafta önce yine bir akşam eve giderken ilginç bir uygulamaya şahit oldum. Bu uygulama sayesinde Levent &#8211; Zincirlikuyu istikametinden itibaren İncirli &#8211; Bahçelievler girişine dek, trafiğin yoğun olması gereken saatlarde ki işten eve genelde en az 1,5 &#8211; 2 saatte ancak ulaşabilirim, 40 dakika gibi bir sürede vardım. Bunun sebebi ise anayola ve yan yollara bağlanan tüm arterlerde polis ekipleri bekliyor, düzensiz şekilde sağ ve sol dış şeritlerden gelerek içeriye dalmaya çalışan araçları engelliyorlardı. Kısacası insanların kullara uyarak yol aldığı ve düzenli akan bir trafikte, megaşehir İstanbu&#8217;da trafik sorunu yaşanmıyordu.</p>
<p><strong>Sorun bir ahlak ve anlayış sorunudur</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un trafik sorununun temelinde yolların dar ve plansız olması değil, kurallara uymayı bilmeyen veya umursamayan ahlaksız ve anlayışsız insanlar var maalesef. Aslında bir istatistik yapma imkanı olsa bu grubun toplumun yüzde 5 ila 10&#8242;u arasında bir kesim olduğu ortaya çıkacağına inanıyorum ama gelin görün ki tüm şehri yaşanmaz kaotik bir hale sokmaya yetiyorlar. Sinyalsiz geçiş yapanlar, makaslama yapanlar, emniyet şeridini işgal edenler&#8230; Kısacası diğer insanların haklarına saygı göstermeyen ahlaksızlar.</p>
<p><strong>Sorun nasıl çözülür?</strong></p>
<p>Bu sorunun iki çözümü var. Birincisi trafik şubesinin her akşam ana yollarda 2-4 saat arayla her köşe başını tutması. Bunun işe yaradığını gördük. İkincisi ise maalesef ahlakdan yoksun kalmış insanlara &#8220;tekdir ile uslanmayanıun hakkı kötekdir&#8221; ölçüsünden yola çıkarak ciddi cezaların uygulanması. Madem ki her yıl trafik kazalarında terörde ölenlerden daha fazla insanımızı kaybediyoruz bu durumda <strong>trafik suçlarının TERÖR kapsamına alınmasında</strong> hiç bir sorun görmüyorum. Elbette hepimiz insanız ve zaman zaman istemeyerek de olsa hatalar yapabiliyoruz bu yüzden ilk hatalardan itibaren yaptırımları giderek artan cezalar işletilmeli ve belli bir sınır noktasından sonra trafik terörünün müsebbibleri en ağır cezalar ile cezalandırılmalılar. Maalesef acı bir gerçek ama anlayış, eğitim ve ahlakdan yoksun bir toplumu düzene sokmanın kısa vadeli başka bir çözümü olduğunu zannetmiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/12/27/istanbulun-trafik-sorunu-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelecek Hafta Bloomberg Businessweek Türkiye&#8217;de</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/12/02/gelecek-hafta-bloomberg-businessweek-turkiyede/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/12/02/gelecek-hafta-bloomberg-businessweek-turkiyede/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 11:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=326</guid>
		<description><![CDATA[Oldukça yoğun bir zaman akışının içindeki çer çöp misali hayatımızı harcıyoruz. Epifanik konuların mistik ağırlı içindeki izdüşümsel saçmalıklarına girip, çok şey bilen biri gibi davranıp, aslında boş adam misali dünyayı işgal eden insan modelini hiç sevmiyorum. Dosdoğru olacaksın. Yaşım 34 ama oyun oynamayı hâlâ seviyorum. 1977 yılında başlayan Star Wars efsanesi 25. yıldönümüne girmek üzere. Tam bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça yoğun bir zaman akışının içindeki çer çöp misali hayatımızı harcıyoruz. Epifanik konuların mistik ağırlı içindeki izdüşümsel saçmalıklarına girip, çok şey bilen biri gibi davranıp, aslında boş adam misali dünyayı işgal eden insan modelini hiç sevmiyorum. Dosdoğru olacaksın. Yaşım 34 ama oyun oynamayı hâlâ seviyorum. 1977 yılında başlayan Star Wars efsanesi 25. yıldönümüne girmek üzere. Tam bu çeyrek yüzyıllık dönemin sonuna gelirken Electronic Arts&#8217;ın yayıncılığını ve Bioware&#8217;in yapımcılığını üstlendiği Star Wars The Old Republic isimli MMORPG tarz oyun, ön siparişlerini almaya ve 20 Aralıkta maceraya başlamaya hazır. İmparatorluk ve Cumhuriyet saflarında yer alan sekiz farklı karakterden birisi ile Star Wars evrenine girebileceksiniz. Bu sekiz karakterin gerçek iş dünyasındaki karşılıkları ise gelecek hafta raflara çıkacak olan Bloomberg Businessweek Türkiye dergisinde okuyabilirsiniz.</p>
<p>Yine gelecke hafta BBW&#8217;de yer alan özel dosya konusu çalışmam <a href="mailto:F@TİH">F@TİH</a> Projesi içinde yer alan tabletler üzerine. 12 milyon tableti gençlere dağıtmaya hazırlanan devlet ve bu işin kimlerin ağzını sulandırdığı&#8230; Herkes buzdağının su üstündeki kısmına odaklanmışken suyun altında neler var? Bunlara değinmeye çalıştım. Keyifle ve ilgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum.</p>
<p>Reklamları bitirdiğime göre hayatınıza devam edebilirsiniz <img src='http://ahmetusta.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/12/02/gelecek-hafta-bloomberg-businessweek-turkiyede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mağduriyet Garanti Bankası</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/09/23/magduriyet-garanti-bankasi/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/09/23/magduriyet-garanti-bankasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 14:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[444 0 333]]></category>
		<category><![CDATA[4440333]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[garanti]]></category>
		<category><![CDATA[garanti bankası]]></category>
		<category><![CDATA[garanti rezaleti]]></category>
		<category><![CDATA[iş zekası]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[mağduriyet]]></category>
		<category><![CDATA[mastercard]]></category>
		<category><![CDATA[mil]]></category>
		<category><![CDATA[miles&smiles]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[shop&miles]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışından 444 0 333]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki yazı biraz uzun olmakla birlikte bir bankanın bir müşterisini nasıl mağdur edebileceğin ve ne ölçüde vurdumduymaz olabileceğinin açık seçik göstergesidir. Okuyup ibret almakta ve müşterisini salak yerine koyan bu tarz bir banka ile çalışmamanız açısından faydalıdır. Her şey nasıl başladı? Gazeteci kimliği taşıdığım için mesleğim gereği çok sık seyahat etmek zorunda kalan birisiyim. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/09/IMG_1557.png"><img class="alignleft size-full wp-image-318" style="margin: 6px;" title="IMG_1557" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/09/IMG_1557.png" alt="" width="258" height="368" /></a>Aşağıdaki yazı biraz uzun olmakla birlikte bir bankanın bir müşterisini nasıl mağdur edebileceğin ve ne ölçüde vurdumduymaz olabileceğinin açık seçik göstergesidir. Okuyup ibret almakta ve müşterisini salak yerine koyan bu tarz bir banka ile çalışmamanız açısından faydalıdır.</p>
<p><strong>Her şey nasıl başladı?<br />
</strong>Gazeteci kimliği taşıdığım için mesleğim gereği çok sık seyahat etmek zorunda kalan birisiyim. Bu seyahatlerimden birisini bu sene Haziran ayında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Las Vegas kentinde düzenlenen bir konferans için gerçekleştirdim. Türkiye ile Las Vegas arasında 10 saat fark olduğunu belirtmek lazım. Yani İstanbul’da öğlen saat 13 iken Vegas’da gecenin 3’ü oluyor.</p>
<p>Elbette 16 saati aşan yolculuktan sonra otelde odama çekilip uykuya dalmak istiyordum ancak odada Avrupa tarz priz olmadığını görünce dönüştürücü bir adaptör almam gerekti. Hemen bir mağazadan adaptör bularak Garanti Bankasına ait yıllardır kullanmaya devam ettiği Shop &amp; Miles kredi kartım ile satın aldım. Odama çekildim ve sonra uykuya daldım. Vegas saati ile gecenin bir yarısında çalan cep telefonumun sesi ile uyandığımda arayanın +90 0212 444 0 333 numaralı telefon olduğunu gördüm. Bu numarayı tanımamak ne mümkün? Tanışmayanlar varsa tanıştırayım; Alo Garanti hattı oluyor kendisi.</p>
<p>Alo Garanti hattındaki arkadaşlar gerekli gereksiz aramayı meslek edindikleri ve ben de her defasında karşılaştığım hayat, kart, maaş sigortası ve kredi kartı limiti gibi pazaralamaya yönelik sorularla muhatap olmak istemediğim için cevap vermedim. Telefonumu sessiz konuma alarak uykuma devam ettim.</p>
<p>Ertesi gün kredi kartımın iptal olduğunu öğrendim. Meğerse Vegas için gecenin bir köründe arayan Garanti Bankası abuk sabuk bir pazarlama için değil, kredi kartımın güvenliğini teyit etmek için beni arıyormuş. Ben de telefona cevap vermeyince güvenliğim için kartımı iptal etmişler. Açıkçası bunu çok dert etmedim zira hem kartım eskimişti hem de Vegas’da sadece iki gün kalıp geri dönecektim. Öte yandan Garanti’nin bu şekilde güvenlik önlemi almış olmasının güzel bir strateji olduğunu düşündüm.</p>
<p><strong>Peki, Sonra Ne Oldu?<br />
</strong>Neler olmadı ki? Okuyun bakın baya heyecanlı bir hikâye…</p>
<p>Zannediyorum ki 20 Ağustos tarihinde Garanti Bankasından bir SMS aldım. “Sayın müşterimiz Shop&amp;Miles yurt dışı 3 taksit kampanyasından faydalanmak istiyorsanız YDSM yazarak filanca numaraya SMS atın diyordu.” Çok sevindim zira sık sık yurt dışına çıktığım için bu güzel bir fırsat olacaktı. YDSM yazarak ilgili numaraya SMS attım ve başvurumun alındığına dair onay SMS’i aldım. 24 Ağustos’ta başka bir davet için ABD’nin Oregon eyaletine bağlı Portland şehrine gittim. Garanti’nin yurt dışı taksit kampanyasından ses seda çıkmadığı için tekrar SMS attım ve ertesi gün içinde taksit kampanyasının onaylandığına dair cevap aldım. Her şey güzel gidiyordu.</p>
<p><strong>İlk, İkinci ve Üçüncü Alışverişler<br />
</strong>İlk alışverişimi ufak bir marketten yaptım. Kredi kartım ile ödeme yaptım. Süper! Kartım çalışıyor.</p>
<p>İkinci alışverişimi iki gün sonra bir kitapçıda yaptım. Özellikle taksit imkânından faydalanmak için tutarı 100 doların üzerinde alışveriş yaptım zira taksitlendirme kampanyasının ön şartı buydu. Kartım çalışmaya devam ediyor.</p>
<p>Üçüncü alışverişimi ilk alışverişimden yarım saat kadar sonra Apple mağazasından gerçekleştirdim. Kartım çalışmaya devam ediyor. Garanti’den arayan soran yok. Demek ki bir güvenlik problemi yok. Harika!</p>
<p>Sonra gruptaki arkadaşlar ile birlikte bir öğle yemeği yedik. Apple mağazasına geri döndüm zira almak istediğim birkaç parça daha bulunuyordu.</p>
<p><strong>Ve Film Başlıyor<br />
</strong>İşte en heyecanlı yere geldik. Almak istediğim ürünleri paketledikten sonra ödeme aşamasına sıra geldi. İlk denemede kredi kartımdan ücreti çekemediler. Görevli arkadaş; “Bazen böyle sorunlar yaşayabiliyoruz. Merkezi arayarak kontrol etmelerini isteyeceğim” dedi. Birkaç kontrolün ardından bana; “Maalesef bankanız kartınız ile işlem yapılmasına izin vermiyor” dedi. O anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü zira yanıma yeterli nakit almamıştım.</p>
<p>Böyle bir durumda ne yaparsınız? Elbette 444 0 333 Alo Garanti hattını ararsınız. ABD’de olmama ve bu görüşmenin benim için ciddi bir maliyet oluşturacak olmasına aldırmadan +90 212 44 0 333 numaralı hattı aradım. “Sayın abonemiz. 444 ile başlayan numaraların başından alan kodları kaldırılmıştır. Lütfen başında alan kodu olmadan arayınız.” Mesajını dinledim. +90 444 0 333 numarasını tuşladım. Bu seferde “Aradığınız uluslararası numara hatalıdır. Lütfen düzelterek tekrar arayınız.” hatasını aldım.</p>
<p>Sonuç; Garanti Bankasını aramak mümkün değildi. Derhal yardımcı olabileceğini düşündüğüm ilk numarayı, kartımın arkasındaki Concierge Hizmet hattını arayarak durumu izah ettim. Görüştüğüm kişi bana; “Yurt dışından 444’lü hizmet numaralarının aranamaması maalesef bilinen bir problem. Yapabileceğiniz tek şey şubenizi aramak olacaktır.” Dediler, zaten yardımcı olamamaları normaldi. Anormal olan Amerika’da gündüz saat 15 iken İstanbul’da gecenin saat 01:00 olması da değildi. O saatte şubenin açık olmayacağını zaten biliyordum. Ancak koskoca Garanti Bankasına yurt dışından ulaşamıyordunuz.</p>
<p><strong>Acı Son<br />
</strong>Amerika’dan Garanti Bankasına ulaşamadım. Yapabildiğim tek şey haklı müşteri servisinin web sitesindeki formu doldurmak oldu. Her zaman ki gibi 2-3 iş günü sonrasında bana copy/paste bir metin yolladılar. Haliyle kartım kapalı kaldı ve ABD’de yapmayı planladığım alışverişlerin hepsi iptal oldu.</p>
<p><strong>Mağduriyet Garanti<br />
</strong>Türkiye’ye döndükten sonra Garanti Bankasını arayarak kartımı işlemlere açtırdım zira acilen kartımın açılması gerekiyordu. Pek çok online işlem için kartımı sıklıkla kullanmak zorundayım.</p>
<p>Yaptığım şikâyetler için elle tutulur bir geri dönüş alamadım. Ancak yaptığım tüm görüşmelerin ses kayıtlarını aldım. Gerekirse bunları da yayınlayacağım.</p>
<p><strong>Son Sorular<br />
</strong>Garanti Bankası!</p>
<p>Benim yurt dışında olduğumu biliyor muydun?<br />
Evet!</p>
<p>Shop &amp; Miles bir seyahat kartı mıdır?<br />
Evet!</p>
<p>Defalarca yurt dışına çıkmış ve alışveriş yapmış biri miyim?<br />
Evet!</p>
<p>Kartımı aldığım günden bu yana, altı senedir, kartım hiç çalınmış veya şüpheli işlem yapılmış mı?<br />
Hayır!</p>
<p>Bu güne kadar ödemesi gecikmiş, borcunun bir kuruş altında ödenmiş kredi kartı ekstrem var mı?<br />
Hayır!</p>
<p>O zaman hangi mantıkla, beni uyarmadan veya sormadan, kredi kartımı yurt dışında kullanıma kapatıyorsun?<br />
Güvenlik bıdı bıdı&#8230;</p>
<p>Neden koskoca bankanın yurt dışından erişilebilir bir numarası yok?<br />
444 0 333 bıdı bıdı..</p>
<p>O numara yurt dışından aranmıyor. Biliyorsun değil mi?<br />
Evet, bazen operatör, telekom, cart curt&#8230;</p>
<p>“Arkadaşım bana ne telekomun teknik sorunundan. Yapacağın basit bir doğrudan telefon numarası alıp bunu web sitenin görünen bir yerine koymak.”</p>
<p>Mağduriyetimi gidermek için ne yapacaksınız?<br />
Aaaa biz hiç elleşmeyiz. Görmedik. Duymadık. Güvenlik. Korumacılık. Haklı Müşteri, Pardon. Copy/Paste&#8230;.</p>
<p>Elbette hakkınızda dava açıp yıllarca uğraşmak istemiyorum. Nasıl olsa o sayfalarca uzun sözleşmelerin bir yerine iki satır kendinizi kurtaracak cümle eklemişsinizdir.</p>
<p>Ancak çok daha büyük bir ceza veriyorum size. Bankanızla 10 yıldan uzun süredir devam eden  ilişkimi bitiriyorum. Hesaplarımı kapatıyorum. Kartlarımı iptal ediyorum. Sizi THY Miles&amp;Smiles programına prestijlerine verdiğiniz zarar için, MasterCard&#8217;ın küresel merkezine marka imajlarını taşımayı hak etmediğiniz için şikâyet ediyorum. Ayrıca yaşadığım bu rezilliği elimden geldiğince tüm platformlarda duyuracağımı da bilmenizi isterim.</p>
<p>Bankacılık &amp; İş Zekası konulu yazım ile gelecek günlerde bu konunun farklı yönlerini de ele alacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/09/23/magduriyet-garanti-bankasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apple Smart TV Planları</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/08/03/apple-smart-tv-planlari/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/08/03/apple-smart-tv-planlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 14:24:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Yenilikçi Ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Smart TV]]></category>
		<category><![CDATA[AppStore]]></category>
		<category><![CDATA[Samsung]]></category>
		<category><![CDATA[Samsung SmartTV]]></category>
		<category><![CDATA[Smart TV]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon Uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[TV Application]]></category>
		<category><![CDATA[TVApp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir ortalıkta bir söylenti var; &#8220;Apple 2011 yılı sonunda akıllı televizyon üretmeye başlayacak.&#8221; Pazarda pek çok oyuncu ile yenilikçi teknoloji olduğunu ve yeni modellerin Apple&#8217;ın pek de alışık olmadığımız yeni modeli pazara sunma sıklığı stratejisine benzeşmediği bir ortamda Apple&#8217;ın TV işine girmesi ne kadar mantıklı? Aslında bu soruların hepsinin cevabı iPhone geçmişinde yatıyor. Ancak burada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-308" title="appletv-200x137" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/08/appletv-200x137.jpg" alt="" width="200" height="137" />Bir süredir ortalıkta bir söylenti var; &#8220;Apple 2011 yılı sonunda akıllı televizyon üretmeye başlayacak.&#8221; Pazarda pek çok oyuncu ile yenilikçi teknoloji olduğunu ve yeni modellerin Apple&#8217;ın pek de alışık olmadığımız yeni modeli pazara sunma sıklığı stratejisine benzeşmediği bir ortamda Apple&#8217;ın TV işine girmesi ne kadar mantıklı? Aslında bu soruların hepsinin cevabı iPhone geçmişinde yatıyor. Ancak burada önemli olan Apple&#8217;ın bir TV ile pazara girip diğer üreticiler ile rekabet etmeyi hedefliyor olması değil. Apple&#8217;ın çok daha farklı bir gündemi olduğunu ve pazara bir Apple TV sürecekse TV&#8217;den anladığımız pek çok şeyi ve temel alışkanlıkları sonuna kadar değiştireceğini düşünmek lazım.</p>
<p>Her geçen gün daha fazla internet ağına bağlanma özelliğine sahip Akıllı TV ile karşılaşıyoruz. Samsung şu anda Akıllı TV pazarında lider ve mevcut ürünleri için 700 civarı uygulamaya sahip. Bu uygulamaların genelinde, aslında uygulamaların TV Ekranını sadece arabirim olarak kullandığını ve normal bir bilgisayar programından öte özellik sunmadıklarına dikkat çekmek istiyorum. Bu elbette kötü bir şey değil, çok hızlı açılan, nete bağlanan ve bana bilgi sunan uygulamalar neden kötü olsun ki? Ama bir Akıllı TV bu olmamalı.</p>
<p>Nedir Apple&#8217;dan beklentim? Standart iOS uygulamalarına uyumlu olacağı, iPhone ve iPad gibi cihazlar ile bağlanabileceği, bu cihazların birer kumanda gibi kullanılacağı şeklindeki beklentilerin ötesine geçmek istiyorum. Muhtemelen Apple Smart TV içerisinde çok güçlü bir grafik işlemcisi bulunacak. Eş zamanlı olarak yayın görüntülerinin analiz edilebileceği ve buna bağlı tepkilerin ve işlevlerin oluşturulabileceği bazı fonksiyonlar sunulacak. TV Program yapımcılarının yayınları içine gömebileceği, normal bir TV&#8217;de seyircinin farketmeyeceği ama Apple Smart TV ile pek çok ek özellik sunulabilecek bir platform ile karşı karşıya olacağız. Düşünün ki yapımcılar 0,99 dolara satın alınarak Apple Smart TV içine yüklenen bir program ile seyircilerin, sadece onların görebileceği, bazı ekstra içerik ve özelliklere ulaşabilmesini sağlasınlar&#8230; Yayıncılar kişilerin sosyal niteliklerine göre özelleştirilmiş reklam kuşaklarını seyircilere ulaştırsa ve bunu yaparken kullanılacka uygulama sayesinde seyircilere ekstra imkanlar tanısa&#8230; Seyirciler izledikleri yayın esnasında ekrandan ayrılmadan Tweet atıp, yayın içine yorum yapsa&#8230; Hatta canlı oynanan bir dizi finalini sosyal medyadan gelen tepkiler ile belirlese&#8230; Yapımcı, Yayıncı ve Seyirci üçgeninde bu devrimin neler sağlayabileceğini biraz hayal edin ve Apple&#8217;ın Akıllı TV işine girmekle aslında ne yapmak istediğini anlamaya çalışın. Eğer bir kaç yıl sonra Apple&#8217;ın Akıllı TV pazarının yüzde 95&#8242;inin nasıl ele geçirdiğini ve rekabet edilmez olduğunu konuşursak, hiç şaşırmayacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/08/03/apple-smart-tv-planlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Twitter ile Google Reklam Çiftliği Kurmak</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/06/19/twitter-ile-google-reklam-ciftligi-kurmak/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/06/19/twitter-ile-google-reklam-ciftligi-kurmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 16:01:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[Google Adsense]]></category>
		<category><![CDATA[internette reklam]]></category>
		<category><![CDATA[kısa yoldan para kazanmak]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklam çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[reklam çiftliği nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[retweet]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden bir bilgi paylaşımında bulundum. Bu paylaşımın içeriğinde iki önemli markanın adı geçiyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra mesajımı retweet eden markalardan birisinin verdiği linke tıklama ihtiyacı hisettim ve kendimi mesajımın da içinde bulunduğu başarılı tasarlanmış bir blog sayfasında buluverdim. Elbette bu başarılı tasarımın içerisinde tıklanmak üzere beni bekleyen pek çok Google Adsense [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/06/bxp27237.jpg"></a><img class="aligncenter size-full wp-image-301" title="Reklam Çiftliği" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/06/bxp27237.jpg" alt="" width="400" height="311" /></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden bir bilgi paylaşımında bulundum. Bu paylaşımın içeriğinde iki önemli markanın adı geçiyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra mesajımı retweet eden markalardan birisinin verdiği linke tıklama ihtiyacı hisettim ve kendimi mesajımın da içinde bulunduğu başarılı tasarlanmış bir blog sayfasında buluverdim. Elbette bu başarılı tasarımın içerisinde tıklanmak üzere beni bekleyen pek çok Google Adsense Reklam linki mevcuttu. Olayı hemen kavradım; Twitter kaynak olarak kullanılarak başarılı bir Google Reklam Çiftliği kurgulanmıştı. Muhtemelen bir Amerikalı olsam aşağıda yazacaklarımı biraz süsleyerek &#8220;Üç günde İnternetten para kazanmanın kesin yolu&#8221; adında 69 dolara satılacak bir rehbere dönüştürebilirdim. Ama bunun yerine bir Türk olarak sizlere işin tekniğini anlatmak ve insanların kafası nasıl çalışıyor göstermek istiyorum.<br />
<span id="more-298"></span><br />
<strong>Reklam Çiftliği Nedir?</strong><br />
Reklam çiftliği içerisinde çok anlamlı içerik olmayan ancak bu içerik ile eşleşerek tıklandığında yüksek komisyon oranı bırakması muhtemel kelimeler çevresinde kurgulanmış Google Adsense reklamları içeren bir sitesidir. Amaç arama motorları sonuçları veya yanıltıcı linkler ile siteye girenlerin aradıkları içeriği elde edememesi ama muhtemelen araştırdıkları konuyla alakalı bir Google Reklamına tıklayarak aradıkları içeriğe yönlendirilmesidir. Böylece siteye giren kişi masrafsız bir reklam komisyonu bırakmış olur. Kişi bu sürecin sonunda aradığına ulaştığı, reklam veren ödediği komisyon için hedeflediğini elde ettiği ve Google bu işten komisyon kazandığı için hiç kimsenin kurguya itirazı olmaz. Ancak bu siteler gerçekten birer çöp ve haksız kazanç kapısıdır.</p>
<p><strong>Twitter Kaynaklı Google Reklam Çiftliği Nasıl Kurulur &amp; Çalışır?</strong><br />
Bu süreci uzun metinler ile anlatmak yerine kısa başlıklar halinde sıralamak istiyorum.</p>
<ul>
<li>Öncelikle reklam gelir komisyon oranı yüksek bir kelime alanı belirlenir. Akıllı Telefonlar, Cep Telefonları, Elektronik Ticaret, Grup kampanya siteleri bunlara örnek gösterilebilir.</li>
<li>Bu alan ile alakalı önemli bir anahtar kelime bulunarak bu kelimenin içinde geçtiği bir domain satın alınır. <a href="http://www.harikasamsungtelefonlar.com">www.harikasamsungtelefonlar.com</a> gibi (Samsung markası sadece örnek olarak kullanılmıştır)</li>
<li>Bir web sitesi WordPress gibi bir altyapı ile kurulur.</li>
<li>Siteye uygun logolar, başlıklar, bölümler içerecek yapı kurgulanır.</li>
<li>Yazılacak (veya yazılmış hazır) bir Plugin ile Twitter içindeki belli anahtar kelimeler, listeler otomatik olarak taranmaya başlanır.</li>
<li>Taranan bu girdiler tweet atan kişinin takipçi sayısı, tweet sayısı, takipçilerin profili gibi belirli kriterlere göre filtrelenerek otomatik olarak kopyalanır ve site içinde metin olarak yayınlanır.</li>
<li>Bu yayınların belirli bir zaman frekansında olmasına dikkat edilir aksi takdirde sitedeki yoğun içerik artışı Google güvenlik sistemini uyandırabileceği gibi gereksiz kaynak maliyeti de oluşturabilir.</li>
<li>Her bir giriş için Facebook like, retweet ve benzeri entegrasyon butonları girdinin altına eklenir.</li>
<li>Açılan bir Twitter hesabına ilgili markanın adı verilir, logosu resim olarak girilir.</li>
<li>Her bir içeriği alınan Tweet açılan sahte Twitter hesabından yazan kişi eklenecek şekilde retweet de edilir.</li>
<li>Sayfalara içeriğin font, renk ve yapısı ile uyumlu Google Adsense alanları gömülür.</li>
</ul>
<p>Artık hazırsınız. Sistem bir kez çalıştırılınca Twitter&#8217;dan içeriği takip ederek alır, yayınlar, kaynağın sahibine retweet yapar. Site Google tarafından indekslenmeye başladıktan sonra sürekli güncel içerik, popüler kavramlar ve benzeri sebeplerden dolayı arama motorlarında üst sıralarda yer alması gayet muhtemeldir.</p>
<p>Tabi ki işimiz burada bitmez. Altyapı bir kere kurgulandıktan sonra bu sistem yüzlerce farklı kelime için klonlanır. Hatta iyi bir programcı daha da ileri gidip bu klonları otomatik açabilecek robot programlar bile geliştirebilir (ki benzeri bir çalışma yapan bir arkadaşı tanıyorum.)</p>
<p>Bu noktadan sonra artık bize hayırlı kazançalar mı dilemek kalır? Yoksa bu tarz sahte içerikleri Google&#8217;a rapor etmek mi onu da sizin vicdanınıza bırakıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/06/19/twitter-ile-google-reklam-ciftligi-kurmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

