‘Internet’ kategorisi için Arşiv

Özel Sosyal Ağlar – Private Social Networks

Cuma, 05 Mart 2010

Son zamanlarda gittikçe önem kazanan özel sosyal ağlar (Private Social Networks – PSN) hakkında yazdığım yazımı Bloomberg BusinessWeek Türkiye dergisinin 7 Mart 2010 tarihli sayısında okuyabilirsiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Para kazanıyor musun kardeşim?

Perşembe, 11 Şubat 2010

Önce Facebook, Twitter, FriendFeed ve benzeri sosyal medya platformları ile tanıştık. Kaydolduk, eski arkadaşlarla buluştuk, mesajlaştık, fotoğraflar yükledik. Arada yeni insanlar tanıdık. Şimdi de Google Buzz geldi. Muhtemelen Google Wave bu kadar gecikince kısa yoldan bir şeyler yapmaları gerektiğini düşündüler. Ortaya Buzz çıktı. Aman aman ne güzel uygulama diyeceğim hiç bir yönünü göremedim.

Aslında tüm bu hengâmeye kuş bakışı ile göz atınca çok tanıdık bir şey görüyorum; “Kim? Nerede? Kiminle? Ne yaptı? Kim gördü? Ne dedi?” isimli oyunun ve IRC olarak bilinen muhabbet ortamının modern yapıya entegre edilmesinden başka bir şey değil aslında olup biten. Konuyu bu yönünden ziyade farklı bir açıdan ele almak istiyorum. Bunca gürültü patırtı; sahiplerine ve ortaklarına para kazandırıyor mu?

My Techbox Online sitesinde Rakesh Raman çok güzel bir yazı kaleme almış. Facebook’un neden para kazanamadığının 6 nedeni. Raman özetle şunu diyor; Her ne kadar Facebook’un 300 milyon üyesi varsa bile sadece 10 milyon aktif kullanıcısı var. Bunların sahip olduğu ağlar çok kısır ve kimse kötü reklam uygulamalarına bakmıyor bile. Hak vermemek imkansız.

Çok ince bir çizgi ile belirlenmiş, kimsenin farkında olmadığı (veya olup dile getirmediği) bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Artık Web 2.0 döneminin bir anda parlayan ve potansiyel değeri ile elde ettiği zengin yatırımlar dönemi sona eriyor. Artık yatırımcılar “bu sitede şu kadar milyon adam var, bunların şu kadar demografik bilgisi elimizde..” gibi cafcaflı sözlere değil, gerçekten gelir modeli ile para kazandıracak işlere yatırım yapıyor olacaklar.

Facebook ve benzeri siteler online reklamlardan yeterli para kazanamayıp yüksek altyapı giderlerini karşılamak için üyelerinden sadece aylık 1 dolar isteseler acaba yüz milyonlar ile ifade edilen üye sayılarındn geriye ne kalacaktır? Facebook’daki arkadaşlarınıza mesaj atmak, durumunuzu güncellemek veya resim paylaşmak için ayda 1 $ verir misiniz? Sanıyorum bu sorunun cevabı Facebook, FriendFeed gibi uygulamların geleceğine dair ip uçları vermek için yeterli olacaktır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Sosyal Medya balon mu? Yoksa balon mu?

Çarşamba, 09 Aralık 2009

Balloon-Tank

Sosyal Medya’nın ne kadar verimli veya verimsiz olduğunu uzun süredir düşünüyorum. Özellikle Web 2.0 patlamasından sonra gelişen sosyal ağlar ve son dönemlerin dilden düşmeyen “Sosyal Medya” çılgınlığının bireylerin ötesine geçip şirketleri ele geçirdiğini görmek açıkçası çok ilginç. Pek çok şirket işi gücü bırakıp sadece “Sosyal Medya” için insanlar istihdam etmekte, departmanlar kurmakta. Tüm bu çaba gerçekten sonuç veriyor mu?

Business Hardward Review’da yayınlanan Morten Hansen’a ait “Is Social Media Worth Your Time?” başlıklı makalede bu konuyu ele almış. Özetle sorduğu sorulardan birisi şu; “Sosyal Medya’da var olmak için harcadığınız zamanı, daha değerli bir iş için kullanabileceğinizi gözden kaçırmadığınıza emin misiniz?” Gerçekten konuya bu gözle baktığımda, sosyalleşmek adına bilimum web sitelerinde harcanan zaman verimlilik açısından mutlaka ölçümleniyor olmalı. Açıkçası kendi adıma çok uzun süredir FaceBook, FriendFeed gibi hesaplarıma girip göz dahi atamıyorum zira yapmam gereken o kadar çok iş var ki 24 saat yetmiyor. Açıkçası FB hesabıma girerek birilerinin gönderdiği bir videoyu beğenilerime eklemektense bu yazıyı yazmayı tercih ediyorum.

ride_balloon_flight-CrawfordHotAirBalloonsŞunu göz ardı etmemek lazım; gerçekten ortada bir Sosyal Medya trendi var. Bu trendin içinde yer almak, bir ihtiyaç olduğu noktada bunu kaçırmak, kayıp olacaktır.

Hansen’in altını çizdiği bir diğer nokta ise eğer şirket içindeki sosyal ilişkileri güçlendirmek için “Sosyal Medya” kullanma ihtiyacı duyuluyorsa, nerede iletişim hatası yapılıyor? Bir işletmede Sosyal Medya kullanılmadığı takdirde iş ilişkilerimiz gerçekten zarar mı görecektir? Üzerinde durulması gereken bir başka önemli nokta.

Sonuç olarak şunu söylemek lazım. Bu “Sosyal Medya” gerçekten çok etkili bir balon. Doğru ve yerinde kullanılırsa sizi bulunduğunuz noktadan yukarılara taşıyabilir. Öte yandan balondan yapılmış bir tankın şirketinizi koruyacağını düşünmek gerçekten düşebileceğiniz büyük bir yanılgı olacaktır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

TTNet Genel Müdürü ile Kahvaltı

Perşembe, 22 Ekim 2009

20 Ekim Salı günü TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz ve TTNet’in yönetici kadrosu ile sabah kahvaltısı etme şansını yakaladım. Bebek Kitchenette restoranda gerçekleşen buluşmada, konu başlığı her ne kadar TTNet’in 3G USB Modem Kampanyası olsa da Tahsin Yılmaz TTNet’in genel vizyonu hakkında önemli bilgiler verdi.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ülkemizde maalesef bir önyargı mevcut. Genellikle insanlar, “Türk Telekom veya TTNet” denilince 1980′li yılların Türk filmlerinde betimlenen bir devlet dairesini gözlerinin önüne getiriyorlar. Bunun kesinlikle yanlış olduğunu belirtmek lazım. Bunu sadece TTNet yöneticileri ile yaptığım kahvaltıdaki gözlemlerime değil, geçmiş yıllarda bizzat Türk Telekom’un Gayrettepe merkezine gitmiş, ADSL yönetim ve veri merkezlerini görmüş biri olarak dile getiriyorum. Evet bir takım problemlerin olduğunu inkar edecek değilim ve amacım burada bunları tartışmak değil. Ancak TTNet yönetici ekibinin gayretli, planlı ve hedefli çalıştığının altını çizmek istiyorum.

Tahsin Yılmaz’ın önemle altını çizdiği iki nokta mevcut. Bunlardan ilki genellikle Türkiye’deki hizmetleri muhtelif ülkelerde ki hizmetler ile karşılaştırmanın ne kadar doğru olduğu. Burada bir ölçekleme kullanma zorunluluğumuz bulunuyor. Türkiye’de genelde ölçekleme kriteri olarak hız, fiyat, penetrasyon gibi değerler kullanılıyor. Oysa Avrupa Birliğine baktığımızda bu tarz ölçümlemeleri yapmak için ortak karar birliği ile oluşturulan Genişbant Performans Endeksi şeklinde bir kavram ile karşılaşmaktayız. Bu endeks altı farklı boyutta değerlendirilmekte. Bu boyutlar şöyle listelenebilir;

  • Kırsal Kesim Geniş Bant Penetrasyonu
  • Geniş Bant Rekabet Yayılımı
  • Sosyal Ekonomik Endeks
  • Gelişmiş Servislerin Kullanılması
  • Geniş Bant Fiyatları
  • Geniş Bant Hızları

AB raporunda İsveç, Norveç, Hollanda gibi kişi başına düşen yüksek gelir seviyesine sahip ülkelerinin ön plana çıktığını görüyoruz. Türkiye henüz AB üyesi olmadığı için bu raporda yer almıyor. Öte yandan biz bu formülasyon ile Türkiye’nin bulunduğu noktaya bakmak istediğimizde bu verilerin tamamını temin edemediğimizi görmekteyiz. İşte bu noktada Tahsin Yılmaz tartışmaları artık sığ aralıklardan çıkartıp uluslararası standartların gerektirdiği boyutlara taşımamız gerektiğini belirtiyor.

Sohbetimizde değinilen bir diğer konu ise ülkemizde Geniş Bant pazarının büyütülmesine yönelik çalışmaların yapılması gerektiği. Ancak önemli olan bu büyümenin sadece nicelik değil nitelik yönünde de büyümesi. Yılmaz, üzerinde çalışmaya devam ettikleri iş ortaklığı programı ile çok kısa bir süre içinde her türlü parlak fikir ve projeye kapılarını açacaklarını ve her yaştan kişinin girişimlerine destek olacaklarının ipuçlarını bu toplantıda verdi. Aslında uzun süredir TTNet’in oyun, eğitim, içerik gibi konularda muhtelif şirketleri satın alarak bünyesine katması bu tarz yatırım girişimlerine doğru hareket edeceklerinin de ipuçlarını vermekteydi.

Sohbetimiz esnasında aldığım ipuçları doğrultusunda; iki veya üç sene içerisinde artık hız konusunu gündemden çıkartıp daha farklı açılımlara doğru hareketlerin olabileceği mesajını da aldım. Özellikle KOBİ’lere yönelik projelere önem verdiklerini açıkça vurguladılar.

Yazımın genel seyri TTNet’in hizmetleri olmadığı için bu noktadaki eleştiri ve tartışmaları başka bir yazıya bırakıyorum. Görünen o ki TTNet kabuklaşan görünümünü değiştirip içerik ve hizmetler anlamında kendine büyük hedefler koymuş durumda. Ne kadar başarılı olabileceğini zaman içinde görüyor olacağız.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Domain Adı Backorder & Kurtarma Macerası

Pazartesi, 19 Ekim 2009

Internet’i Türkiye’de ilk kullanmaya başlayan şanslı kişilerden birisi olmama rağmen zamanında bazı domainleri kaydettirmemişim. Bu domainlerden birisi de ahmetusta.net. Aradan geçen yıllarda bunu fazla dert etmemekle beraber geçtiğimiz aylar içinde ahmetusta.net’in kaydının yenilenmediğini ve silinme sürecine girdiğini görünce çok sevindim. Domaini ele geçirmek için mükemmel bir fırsat çıkmıştı.

Bilmeyenler için anlatayım global domain isimleri, ilk gelen alır mantığı ile çalışıyor. Domain boşta ise herhangi bir isim kayıt servisi üzerinden ücretini ödeyerek kaydını yaptırıp alabiliyorsunuz. Elbette aldığınız domain belli bir süre için kaydoluyor. Bu sürenin bitmesine belli bir zaman kala isim kayıt servisi size mail atarak yenilemenizi istiyor. Genellikle yenileme ücretleri sabit bir değere sahip. Eğer bu süre içinde domaini yenilemez iseniz Redemption Period denen bir süreye giriliyor. Bu süre 0-45 gün arasında değişebilmekte. Bu süre boyunca domainin eski sahibi daha yüksek bir ücret ödeyerek alan adını kurtarabiliyor. Eğer bu işlemi yapmaz ise domain; Delete Pending sürecine giriyor. Bu süre 30 gün. Bu süre içinde ilgili kayıt önce isim tescil şirketinin kayıtlarından sonrasında ise global isim kayıt veritabanı olan INTERNIC’den bu kayıt siliniyor ve isim tekrardan kayda açık hale geliyor.

Eğer bir domain kaydının mevcut durumunu ve sürecini takip etmek istiyorsanız FreeWho sitesini şiddetle tavsiye ediyorum.

Gelelim ahmetusta.net maceramıza
Gerek FreeWho gerekse farklı servisler ile ahmetusta.net’i yakından takip etmeye başladım. 14 Ekim’de INTERNIC’den silineceğini biliyordum. İşimi garantiye almak için GoDaddy firmasının backorder servisi ile alan adı kaydı silinir silinmez almaları için talimat verdim. Backorder bir alan adının durumunu takip edip alınabilir olduğu anda kaydetmeye yarayan bir ek servis. 19 $ fiyatı ile GoDaddy bana makul görünmüştü ancak hata yaptığımı sonradan anladım.

Gizemli Mail
4 Ekim tarihinde mail adresime bir mail geldi. Mailde özetle şunlar yazıyordu;

Sayın Ahmet Usta, ahmetusta.info domain adının size ait olduğunu görmekteyiz. ahmetusta.net yakında silinecektir. Eğer ilgilenirseniz profesyonel servisimiz ile bu alan adını sizin için yakalayıp size verebiliriz. Teşekkürler.

Biraz kıllandım açıkçası ama zaten backorder talimatı verdiğim ve zaten şahsen takip ettiğim için teşekkür ederek kabul etmedim.

14 Ekim Günü
14 Ekim günü her 2 dakikada bir INTERNIC whois sayfasını refresh ederek kaydın durumunu takibe başladım. Gerçekten stressli bir süreçti benim için ama. Ama akşam saat 22:00 sularında bu iki dakikalık aralıklardan birinde kaydın değiştiğini görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Birisi ahmetusta.net’i silindikten saniyeler sonra kaydetmişti.

14 Ekim gecesi ve ertesi sabah
Dakika dakika gerçekleşen değişiklikleri inceledim. Önce ahmetusta.net’in NS kayıtları değişti. Bir reklam sayfasına yönlendirildi. Hemen akabinde NS kayıtları ikinci kez değişerek yine bir reklam sayfasına yönlendirmeye başladı. Bu NS kayıtlarını incelediğimde SnapNames.com firmasına ait olduklarını çeşitli forumlarda okudum. Ertesi sabah salim kafa ile son durumu incelediğimde ahmetusta.net bir reklam sayfasına yönlenmeye devam ediyordu ayrıca Whois bilgisini alamıyordum. Sonunda moniker.com whois sorgusu ile kimin kaydı yaptırdığını gördüm. Sonuç pek de şaşırtıcı değildi zira kaydı yapan kişi 4 Ekim günü bana mail atan kişiydi.

Hemen kendisine mail atıp ahmetusta.net’i almak istediğimi söyledim. 250 $ fiyat ile satarız dediler. Ben biraz pazarlık ile fiyatı 150 $’a çekip domaini aldım. Bir domain için yüksek bir fiyat ancak kurtarılmak istenen bir domain için uygun bir rakam. PayPal ile ödemeyi gerçekleştirip yönetim bilgilerine ulaştım. Böylece ahmetusta.net benim kontrolüme geçmiş oldu ve bu günlük yayına girdi.

Domain Borsası
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki BackOrder işlemini yapan pek çok firma var. GoDaddy bunların içinde en dandik olanı. Yaşadığım deneyimden sonra kendi servislerinde kayıtlı isimleri bile kurtaramadıklarını okudum. Bu yüzden GoDaddy’den uzak durun.

SnapNames.com bu işin piri olmuş. Domain silinir silinmez kaydını saniyeler içinde yapıyorlar. BackOrder yapan firmalar isim kayıt firmaları ile ortak çalışıyorlar. Hangi BackOrder firması kimler ile çalışıyor listesine şu forum başlığından veya buradan ulaşabilirsiniz.

Domain alıp satmak bir piyasaya dönüştü bunu zaten biliyoruz. Öte yandan silinecek isimlerin farklı uzantılarına ait kayıtları kontrol eden ve bu kayıtları tespit ederek bana geldiği gibi mailler atan, sonra bu isimleri kaydederek satışa sunan bir piyasa var. Herşey öylesine inanılmaz derecede otomatik süreçlere bağlanmış ki böyle bir sürece giren domaini benim gibi takip ederek elle kurtarmak nereydese imkansız. Mecbursunuz, çarkın içerisine giriyorsunuz.

Sonuçlar ve Tavsiyeler
- Bir domainin kime ait olduğunu ve kaydının detaylarını www.internic.net/whois.html sayfasndan takip edebilirsiniz.
- Eğer Internic kayıt için detaylı bilgi vermiyorsa Registarar kaydı mutlaka görünür. Bu firmanın web sitesine gidip oradaki whois sorgusunu kullanabilirsiniz.
- Başlı başına başka bir makale konusu ama eğer domain kaydına ait kimlik bilgileri gizlenmiş ise maalesef kaydın kime ait olduğunu öğrenmeniz çok ama çok daha güç ve hatta imkansız olabilir. Bu tarz domainlerin peşini bırakmanızı tavsiye ederim.
- Kayıt bilgilerini aldıktan sonra kurtarmak istediğiniz domain için ilk seçeneğiniz mevcut sahibinden satın almaya çalışmak olabilir. Satmak isterse satacaktır, istemez ise yapacak bir şey yok.
- Benim gibi bir durumda domain Redemption Period veya Delete Pending sürecine girerse FreeWho ile tam olarak hangi tarihte silineceğini görebilirsiniz. Eğer şansınız varsa, o tarihte bir başkası kaydettirmeden ve INTERNIC servisinden kayıt tümüyle silindikten sonra, bu domaini siz kaydettirebilirsiniz.
- İstediğiniz domainin silineceğini aşikar ise ve işinizi şansa bırakmak istemiyorsanız ve  www.SnapNames.com çok güzel bir servis. Ancak burada ilginç bir durum var. Öncelikle bir domaini almanın standart bedeli 69 $’dan başlıyor. Bir başkası gelip almak isterse SnapNames süreci açık arttırmaya taşıyor. Yapacak bir şey yok…

Sonuç itibari ile ahmetusta.net’i almış bulunuyorum. Eğer sizde bir domain adını almak için takip edecekseniz yukarıdaki bilgilerin size faydalı olacağını düşünüyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...