<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Usta &#187; Hayattan</title>
	<atom:link href="http://ahmetusta.net/category/hayattan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ahmetusta.net</link>
	<description>Kişisel Günlük &#38; Fikir Merkezi...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 15:09:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un trafik sorunu var mı?</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/12/27/istanbulun-trafik-sorunu-var-mi/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/12/27/istanbulun-trafik-sorunu-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 15:16:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaksız]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[trafik cezası]]></category>
		<category><![CDATA[trafik polisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un kronikleşmiş bir trafik sorunu var mı? Megapole dönüşen şehirlerde bir trafik problemi olmak zorunda mı? İstanbul&#8217;da yaşayanların kafasında bu sorulardan en az birisi mutlaka bir kere geçmiştir. Ben de bir araç kullanıcısı olarak her akşam eve giderken bu soruyu kendime soruyordum. Artık dili geçmiş zaman kullanıyorum zira bu soruyu sormama gerek kalmadı. Bu yazıyı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/12/isttrafjam.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-334" title="isttrafjam" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/12/isttrafjam.jpg" alt="" width="460" height="345" /></a></p>
<p>İstanbul&#8217;un kronikleşmiş bir trafik sorunu var mı? Megapole dönüşen şehirlerde bir trafik problemi olmak zorunda mı? İstanbul&#8217;da yaşayanların kafasında bu sorulardan en az birisi mutlaka bir kere geçmiştir. Ben de bir araç kullanıcısı olarak her akşam eve giderken bu soruyu kendime soruyordum. Artık dili geçmiş zaman kullanıyorum zira bu soruyu sormama gerek kalmadı. Bu yazıyı yazmadan bir kaç hafta önce yine bir akşam eve giderken ilginç bir uygulamaya şahit oldum. Bu uygulama sayesinde Levent &#8211; Zincirlikuyu istikametinden itibaren İncirli &#8211; Bahçelievler girişine dek, trafiğin yoğun olması gereken saatlarde ki işten eve genelde en az 1,5 &#8211; 2 saatte ancak ulaşabilirim, 40 dakika gibi bir sürede vardım. Bunun sebebi ise anayola ve yan yollara bağlanan tüm arterlerde polis ekipleri bekliyor, düzensiz şekilde sağ ve sol dış şeritlerden gelerek içeriye dalmaya çalışan araçları engelliyorlardı. Kısacası insanların kullara uyarak yol aldığı ve düzenli akan bir trafikte, megaşehir İstanbu&#8217;da trafik sorunu yaşanmıyordu.</p>
<p><strong>Sorun bir ahlak ve anlayış sorunudur</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un trafik sorununun temelinde yolların dar ve plansız olması değil, kurallara uymayı bilmeyen veya umursamayan ahlaksız ve anlayışsız insanlar var maalesef. Aslında bir istatistik yapma imkanı olsa bu grubun toplumun yüzde 5 ila 10&#8242;u arasında bir kesim olduğu ortaya çıkacağına inanıyorum ama gelin görün ki tüm şehri yaşanmaz kaotik bir hale sokmaya yetiyorlar. Sinyalsiz geçiş yapanlar, makaslama yapanlar, emniyet şeridini işgal edenler&#8230; Kısacası diğer insanların haklarına saygı göstermeyen ahlaksızlar.</p>
<p><strong>Sorun nasıl çözülür?</strong></p>
<p>Bu sorunun iki çözümü var. Birincisi trafik şubesinin her akşam ana yollarda 2-4 saat arayla her köşe başını tutması. Bunun işe yaradığını gördük. İkincisi ise maalesef ahlakdan yoksun kalmış insanlara &#8220;tekdir ile uslanmayanıun hakkı kötekdir&#8221; ölçüsünden yola çıkarak ciddi cezaların uygulanması. Madem ki her yıl trafik kazalarında terörde ölenlerden daha fazla insanımızı kaybediyoruz bu durumda <strong>trafik suçlarının TERÖR kapsamına alınmasında</strong> hiç bir sorun görmüyorum. Elbette hepimiz insanız ve zaman zaman istemeyerek de olsa hatalar yapabiliyoruz bu yüzden ilk hatalardan itibaren yaptırımları giderek artan cezalar işletilmeli ve belli bir sınır noktasından sonra trafik terörünün müsebbibleri en ağır cezalar ile cezalandırılmalılar. Maalesef acı bir gerçek ama anlayış, eğitim ve ahlakdan yoksun bir toplumu düzene sokmanın kısa vadeli başka bir çözümü olduğunu zannetmiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/12/27/istanbulun-trafik-sorunu-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mağduriyet Garanti Bankası</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/09/23/magduriyet-garanti-bankasi/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/09/23/magduriyet-garanti-bankasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 14:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[444 0 333]]></category>
		<category><![CDATA[4440333]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[garanti]]></category>
		<category><![CDATA[garanti bankası]]></category>
		<category><![CDATA[garanti rezaleti]]></category>
		<category><![CDATA[iş zekası]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[mağduriyet]]></category>
		<category><![CDATA[mastercard]]></category>
		<category><![CDATA[mil]]></category>
		<category><![CDATA[miles&smiles]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[shop&miles]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışından 444 0 333]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki yazı biraz uzun olmakla birlikte bir bankanın bir müşterisini nasıl mağdur edebileceğin ve ne ölçüde vurdumduymaz olabileceğinin açık seçik göstergesidir. Okuyup ibret almakta ve müşterisini salak yerine koyan bu tarz bir banka ile çalışmamanız açısından faydalıdır. Her şey nasıl başladı? Gazeteci kimliği taşıdığım için mesleğim gereği çok sık seyahat etmek zorunda kalan birisiyim. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/09/IMG_1557.png"><img class="alignleft size-full wp-image-318" style="margin: 6px;" title="IMG_1557" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2011/09/IMG_1557.png" alt="" width="258" height="368" /></a>Aşağıdaki yazı biraz uzun olmakla birlikte bir bankanın bir müşterisini nasıl mağdur edebileceğin ve ne ölçüde vurdumduymaz olabileceğinin açık seçik göstergesidir. Okuyup ibret almakta ve müşterisini salak yerine koyan bu tarz bir banka ile çalışmamanız açısından faydalıdır.</p>
<p><strong>Her şey nasıl başladı?<br />
</strong>Gazeteci kimliği taşıdığım için mesleğim gereği çok sık seyahat etmek zorunda kalan birisiyim. Bu seyahatlerimden birisini bu sene Haziran ayında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Las Vegas kentinde düzenlenen bir konferans için gerçekleştirdim. Türkiye ile Las Vegas arasında 10 saat fark olduğunu belirtmek lazım. Yani İstanbul’da öğlen saat 13 iken Vegas’da gecenin 3’ü oluyor.</p>
<p>Elbette 16 saati aşan yolculuktan sonra otelde odama çekilip uykuya dalmak istiyordum ancak odada Avrupa tarz priz olmadığını görünce dönüştürücü bir adaptör almam gerekti. Hemen bir mağazadan adaptör bularak Garanti Bankasına ait yıllardır kullanmaya devam ettiği Shop &amp; Miles kredi kartım ile satın aldım. Odama çekildim ve sonra uykuya daldım. Vegas saati ile gecenin bir yarısında çalan cep telefonumun sesi ile uyandığımda arayanın +90 0212 444 0 333 numaralı telefon olduğunu gördüm. Bu numarayı tanımamak ne mümkün? Tanışmayanlar varsa tanıştırayım; Alo Garanti hattı oluyor kendisi.</p>
<p>Alo Garanti hattındaki arkadaşlar gerekli gereksiz aramayı meslek edindikleri ve ben de her defasında karşılaştığım hayat, kart, maaş sigortası ve kredi kartı limiti gibi pazaralamaya yönelik sorularla muhatap olmak istemediğim için cevap vermedim. Telefonumu sessiz konuma alarak uykuma devam ettim.</p>
<p>Ertesi gün kredi kartımın iptal olduğunu öğrendim. Meğerse Vegas için gecenin bir köründe arayan Garanti Bankası abuk sabuk bir pazarlama için değil, kredi kartımın güvenliğini teyit etmek için beni arıyormuş. Ben de telefona cevap vermeyince güvenliğim için kartımı iptal etmişler. Açıkçası bunu çok dert etmedim zira hem kartım eskimişti hem de Vegas’da sadece iki gün kalıp geri dönecektim. Öte yandan Garanti’nin bu şekilde güvenlik önlemi almış olmasının güzel bir strateji olduğunu düşündüm.</p>
<p><strong>Peki, Sonra Ne Oldu?<br />
</strong>Neler olmadı ki? Okuyun bakın baya heyecanlı bir hikâye…</p>
<p>Zannediyorum ki 20 Ağustos tarihinde Garanti Bankasından bir SMS aldım. “Sayın müşterimiz Shop&amp;Miles yurt dışı 3 taksit kampanyasından faydalanmak istiyorsanız YDSM yazarak filanca numaraya SMS atın diyordu.” Çok sevindim zira sık sık yurt dışına çıktığım için bu güzel bir fırsat olacaktı. YDSM yazarak ilgili numaraya SMS attım ve başvurumun alındığına dair onay SMS’i aldım. 24 Ağustos’ta başka bir davet için ABD’nin Oregon eyaletine bağlı Portland şehrine gittim. Garanti’nin yurt dışı taksit kampanyasından ses seda çıkmadığı için tekrar SMS attım ve ertesi gün içinde taksit kampanyasının onaylandığına dair cevap aldım. Her şey güzel gidiyordu.</p>
<p><strong>İlk, İkinci ve Üçüncü Alışverişler<br />
</strong>İlk alışverişimi ufak bir marketten yaptım. Kredi kartım ile ödeme yaptım. Süper! Kartım çalışıyor.</p>
<p>İkinci alışverişimi iki gün sonra bir kitapçıda yaptım. Özellikle taksit imkânından faydalanmak için tutarı 100 doların üzerinde alışveriş yaptım zira taksitlendirme kampanyasının ön şartı buydu. Kartım çalışmaya devam ediyor.</p>
<p>Üçüncü alışverişimi ilk alışverişimden yarım saat kadar sonra Apple mağazasından gerçekleştirdim. Kartım çalışmaya devam ediyor. Garanti’den arayan soran yok. Demek ki bir güvenlik problemi yok. Harika!</p>
<p>Sonra gruptaki arkadaşlar ile birlikte bir öğle yemeği yedik. Apple mağazasına geri döndüm zira almak istediğim birkaç parça daha bulunuyordu.</p>
<p><strong>Ve Film Başlıyor<br />
</strong>İşte en heyecanlı yere geldik. Almak istediğim ürünleri paketledikten sonra ödeme aşamasına sıra geldi. İlk denemede kredi kartımdan ücreti çekemediler. Görevli arkadaş; “Bazen böyle sorunlar yaşayabiliyoruz. Merkezi arayarak kontrol etmelerini isteyeceğim” dedi. Birkaç kontrolün ardından bana; “Maalesef bankanız kartınız ile işlem yapılmasına izin vermiyor” dedi. O anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü zira yanıma yeterli nakit almamıştım.</p>
<p>Böyle bir durumda ne yaparsınız? Elbette 444 0 333 Alo Garanti hattını ararsınız. ABD’de olmama ve bu görüşmenin benim için ciddi bir maliyet oluşturacak olmasına aldırmadan +90 212 44 0 333 numaralı hattı aradım. “Sayın abonemiz. 444 ile başlayan numaraların başından alan kodları kaldırılmıştır. Lütfen başında alan kodu olmadan arayınız.” Mesajını dinledim. +90 444 0 333 numarasını tuşladım. Bu seferde “Aradığınız uluslararası numara hatalıdır. Lütfen düzelterek tekrar arayınız.” hatasını aldım.</p>
<p>Sonuç; Garanti Bankasını aramak mümkün değildi. Derhal yardımcı olabileceğini düşündüğüm ilk numarayı, kartımın arkasındaki Concierge Hizmet hattını arayarak durumu izah ettim. Görüştüğüm kişi bana; “Yurt dışından 444’lü hizmet numaralarının aranamaması maalesef bilinen bir problem. Yapabileceğiniz tek şey şubenizi aramak olacaktır.” Dediler, zaten yardımcı olamamaları normaldi. Anormal olan Amerika’da gündüz saat 15 iken İstanbul’da gecenin saat 01:00 olması da değildi. O saatte şubenin açık olmayacağını zaten biliyordum. Ancak koskoca Garanti Bankasına yurt dışından ulaşamıyordunuz.</p>
<p><strong>Acı Son<br />
</strong>Amerika’dan Garanti Bankasına ulaşamadım. Yapabildiğim tek şey haklı müşteri servisinin web sitesindeki formu doldurmak oldu. Her zaman ki gibi 2-3 iş günü sonrasında bana copy/paste bir metin yolladılar. Haliyle kartım kapalı kaldı ve ABD’de yapmayı planladığım alışverişlerin hepsi iptal oldu.</p>
<p><strong>Mağduriyet Garanti<br />
</strong>Türkiye’ye döndükten sonra Garanti Bankasını arayarak kartımı işlemlere açtırdım zira acilen kartımın açılması gerekiyordu. Pek çok online işlem için kartımı sıklıkla kullanmak zorundayım.</p>
<p>Yaptığım şikâyetler için elle tutulur bir geri dönüş alamadım. Ancak yaptığım tüm görüşmelerin ses kayıtlarını aldım. Gerekirse bunları da yayınlayacağım.</p>
<p><strong>Son Sorular<br />
</strong>Garanti Bankası!</p>
<p>Benim yurt dışında olduğumu biliyor muydun?<br />
Evet!</p>
<p>Shop &amp; Miles bir seyahat kartı mıdır?<br />
Evet!</p>
<p>Defalarca yurt dışına çıkmış ve alışveriş yapmış biri miyim?<br />
Evet!</p>
<p>Kartımı aldığım günden bu yana, altı senedir, kartım hiç çalınmış veya şüpheli işlem yapılmış mı?<br />
Hayır!</p>
<p>Bu güne kadar ödemesi gecikmiş, borcunun bir kuruş altında ödenmiş kredi kartı ekstrem var mı?<br />
Hayır!</p>
<p>O zaman hangi mantıkla, beni uyarmadan veya sormadan, kredi kartımı yurt dışında kullanıma kapatıyorsun?<br />
Güvenlik bıdı bıdı&#8230;</p>
<p>Neden koskoca bankanın yurt dışından erişilebilir bir numarası yok?<br />
444 0 333 bıdı bıdı..</p>
<p>O numara yurt dışından aranmıyor. Biliyorsun değil mi?<br />
Evet, bazen operatör, telekom, cart curt&#8230;</p>
<p>“Arkadaşım bana ne telekomun teknik sorunundan. Yapacağın basit bir doğrudan telefon numarası alıp bunu web sitenin görünen bir yerine koymak.”</p>
<p>Mağduriyetimi gidermek için ne yapacaksınız?<br />
Aaaa biz hiç elleşmeyiz. Görmedik. Duymadık. Güvenlik. Korumacılık. Haklı Müşteri, Pardon. Copy/Paste&#8230;.</p>
<p>Elbette hakkınızda dava açıp yıllarca uğraşmak istemiyorum. Nasıl olsa o sayfalarca uzun sözleşmelerin bir yerine iki satır kendinizi kurtaracak cümle eklemişsinizdir.</p>
<p>Ancak çok daha büyük bir ceza veriyorum size. Bankanızla 10 yıldan uzun süredir devam eden  ilişkimi bitiriyorum. Hesaplarımı kapatıyorum. Kartlarımı iptal ediyorum. Sizi THY Miles&amp;Smiles programına prestijlerine verdiğiniz zarar için, MasterCard&#8217;ın küresel merkezine marka imajlarını taşımayı hak etmediğiniz için şikâyet ediyorum. Ayrıca yaşadığım bu rezilliği elimden geldiğince tüm platformlarda duyuracağımı da bilmenizi isterim.</p>
<p>Bankacılık &amp; İş Zekası konulu yazım ile gelecek günlerde bu konunun farklı yönlerini de ele alacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/09/23/magduriyet-garanti-bankasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teknoloji Dönüşüyor</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/06/14/teknoloji-donusuyor/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/06/14/teknoloji-donusuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2011 12:38:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[adsl]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Cloud]]></category>
		<category><![CDATA[denklem]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hp]]></category>
		<category><![CDATA[intel]]></category>
		<category><![CDATA[isef]]></category>
		<category><![CDATA[TTNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Hayat sabit olmayan değişkenler ile bezenmiş denklemlerin eşitsizliği üzerine kuruludur. Sahip olduğunuz matematik bilgisi ne kadar mükemmel ve elinizdeki araçlar ne kadar güçlü olursa olsun bu denklemi kesin sınırları ile çözmek maalesef mümkün değil. Aynı dönüşüm teknoloji için de geçerli. 128 Kbit/s hızındaki ADSL&#8217;in ilk servis hizmetinden 100 Mbit/s hızındaki fiber hatların evlerimize ulaşması için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat sabit olmayan değişkenler ile bezenmiş denklemlerin eşitsizliği üzerine kuruludur. Sahip olduğunuz matematik bilgisi ne kadar mükemmel ve elinizdeki araçlar ne kadar güçlü olursa olsun bu denklemi kesin sınırları ile çözmek maalesef mümkün değil. Aynı dönüşüm teknoloji için de geçerli. 128 Kbit/s hızındaki ADSL&#8217;in ilk servis hizmetinden 100 Mbit/s hızındaki fiber hatların evlerimize ulaşması için geçen süre 10 yıldan az oldu. Üstelik şu anda 100 Mbit fiber hattın ilk dönemlerde 128 Kbit ADSL bağlantısından daha ucuz olduğunu unutmamak gerekiyor.</p>
<p><strong>Uçup kaçmışım</strong><br />
Arkada bıraktığımız Mayıs ve içinde bulunduğumuz Haziran ayları benim için oldukça yoğun geçti. Bir pinpon topu gibi Amerika, Avrupa ve Türkiye arasında mekik dokudum desem yeridir. Bu seyahatler içinde değişen teknolojilerin genç beyinler için sağladığı heyecanı ve motivasyonu görmek için INTEL ISEF 2011 yarışmasını görmek üzere Los Angeles&#8217;a uçtum. Ardından TTNET üst yönetimi ile birlikte Brüksel&#8217;e giderek Milli Maçı birlikte seyretme şansını elde ettim ki TTNET&#8217;in gelecek dönem stratejilerindeki vizyoner bakış açısını ilk ağızdan dinlemek gerçekten keyifliydi. Aradan bir gün dahi geçmeden dünyanın en büyük teknolojik donanım üreticisi HP&#8217;nin yıl içindeki en büyük etkinliği HP Discover 2011 etkinliği için Las Vegas&#8217;a uçtum. Evet bu gezilerin keyifli olduğunu inkâr etmeyeceğim ama ne kadar yorucu olduğunu ancak yaşayan bilebilir.</p>
<p><strong>Neler değişiyor?</strong><br />
Daha akıllı, daha girişken, kendine özgüveni daha yüksek ve hedefleri için daha kararlı adım atan bir gençlik geliyor. Bu gençlik değişim hızını arttırıyor ve geleceğe imza atmak için kendi aralarında yarışıyor. Eğitimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Ezberci olmayan, araştırmaya yönelik, belli alanlara yönlendirilmiş bireyleri yetiştirmek artık bir zorunluluk. Eğitim sistemi değişmeli. Toplu eğitim modelleri yerine her çocuğun yeteneklerine özel bireysel eğitim teknolojileri büyük bir ihtiyaç haline geliyor. Bu alanlarda çalışmalar yapmak gayet akıllıca.</p>
<p>Cloud yani Bulut Bilişim kavramı hayatımıza giriyor. Hayır yanlış! Bu kavram hayatımızda 100 yıldan fazla süredir var zaten. Sadece dijitalleşiyor. Elektrik dağıtım şebekeleri, telefon altyapısı, araç kiralam servisleri, yemek çekleri&#8230; Hepsi Cloud dünyasının birer parçası. Cloud kavramını anlamak için bu satırlar yetersiz kalmaya mahkûm. Dijital Cloud dünyasının donanım ve yazılım mimarları çılgıncasına çalışmakta. Bu akımın dışında kalanlar maalesef önemli bir treni kaçırabilirler. İhmal etmemek gerekiyor.</p>
<p>Tüö bu hengâme, dönüşüm ve değişim içinde okumaya bir saniye ara vermemek, bir ömür boyu sürecek eğitim ve tahsil hayatına devam etmek ise şart. Yoksa hayat denklemindeki eşitlsizliğin yitip giden değişkeni olarak kalmanın ötesine geçmek mümkün olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/06/14/teknoloji-donusuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Sisteminin Girişimcilik Macerası</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/03/30/insan-sisteminin-girisimcilik-macerasi/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/03/30/insan-sisteminin-girisimcilik-macerasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2011 12:08:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Davetler]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Usta]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı girişim]]></category>
		<category><![CDATA[başarısız girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[eTohum]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[insan sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Değerli dostum Burak Büyükdemir 24 Mart 2001 tarihinde düzenlenen eTohum toplantısına beni de konuşmacı olarak davet etmişti. Girişimcilik, pazarın genel durumu gibi konulardan konuşuruz diyorduk ama son anda fikir değiştirip farklı bir pencereden girişimcilik dünyasına bakmaya karar verdim. İnsan sisteminin girişimcilik macerasına dair bu sohbetimizi izlemek siteyenler için video aşağıda yer alıyor. 24 Mart 2011 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Değerli dostum Burak Büyükdemir 24 Mart 2001 tarihinde düzenlenen eTohum toplantısına beni de konuşmacı olarak davet etmişti. Girişimcilik, pazarın genel durumu gibi konulardan konuşuruz diyorduk ama son anda fikir değiştirip farklı bir pencereden girişimcilik dünyasına bakmaya karar verdim. İnsan sisteminin girişimcilik macerasına dair bu sohbetimizi izlemek siteyenler için video aşağıda yer alıyor.</div>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/21693116" width="400" height="225" frameborder="0"></iframe>
<p><a href="http://vimeo.com/21693116">24 Mart 2011 Etohum Toplantısı / Ahmet Usta-Business Week</a> from <a href="http://vimeo.com/burakbuyukdemir">Burak Buyukdemir</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/03/30/insan-sisteminin-girisimcilik-macerasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzgün Hastane</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/02/10/duzgun-hastane/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/02/10/duzgun-hastane/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 18:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[bahçelievler]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Abdul Celal Akatlar]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[fizik tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[medicalpark]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Haftasonu belim, hiç beklemediğim ani bir ağrı ile tanıştı. Hikayeyi uzatmaya gerek yok başlangıç seviyesinde fıtık varmış. 33 yaşını bitirip 34&#8242;e bastığım şu günlerde hayatın bir gerçeği ile yüz yüze daha geliyorum. Yıllardır askeri hastanelerde çektiğim çilelerin bilinç altımda oluşturduğu antipatiyi maalesef babamın doktor olması ve çocukluğumun labratuvarlarda geçtiği gerçeği bile değiştirmek için yeterli değil. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haftasonu belim, hiç beklemediğim ani bir ağrı ile tanıştı. Hikayeyi uzatmaya gerek yok başlangıç seviyesinde fıtık varmış. 33 yaşını bitirip 34&#8242;e bastığım şu günlerde hayatın bir gerçeği ile yüz yüze daha geliyorum. Yıllardır askeri hastanelerde çektiğim çilelerin bilinç altımda oluşturduğu antipatiyi maalesef babamın doktor olması ve çocukluğumun labratuvarlarda geçtiği gerçeği bile değiştirmek için yeterli değil. Öte yandan 14 gün süresince fizik tedavi görmem gerekmesi ve bu seansların mesai saatlerim ile çakışmaması için dün <a href="http://www.medicalpark.com.tr" target="_blank">Medicalpark Hastanesi</a>nin Bahçelievler şubesini telefonla arayarak bilgi almak istedim, zira hastane evime oldukça yakın.</p>
<p>Telefonda randevu almam, bu sabah valesinin arabamı kapısında aldığı otoparkın rahatlığı, güler yüzlü bir danışma, SGK ile anlaşmalı olduğu için 12 TL dışında bir ücret ödemeden kaydımın alınması, hiç beklemeden doktor ile görüşebilmem, doktorun cana yakın muhabbeti ve konuyu net bir şekilde bana aktarması&#8230; Günlüğümün geçmiş girdilerindeki askeri hastane maceralarımı okuyanlar bilir, onca çileden sonra bu durum açıkçası sadece başarılı bir hastaneyi değil Türkiye&#8217;de nelerin değiştiğinin de açık bir göstergesi.</p>
<p><a href="http://www.medicalpark.com.tr" target="_blank">Medicalpark Bahçelievler Şubesine</a> (şube dediğime bakmayın tam teşekküllü modern bir yapıdan bahsediyorum), güleryüzlü çalışanlarına, Dr. Abdul Celal Akatlar&#8217;a teşekkür ediyorum. Üstelik fizik tedavi seansları tam istediğim gibi sabah saat 8:00&#8242;a ayarlamış olmaları yoğun iş akışım açısından harika oldu.</p>
<p>Eğer düzgün bir hastane arıyorsanız, ben onu buldum, siz ayrıca uğraşmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/02/10/duzgun-hastane/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Musibet &amp; Önemli Tecrübe</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/02/01/bir-musibet-onemli-tecrube/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/02/01/bir-musibet-onemli-tecrube/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2011 08:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[admin password]]></category>
		<category><![CDATA[AntiSpam]]></category>
		<category><![CDATA[authentication]]></category>
		<category><![CDATA[Brightmail]]></category>
		<category><![CDATA[LDAP]]></category>
		<category><![CDATA[Symantec]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[İnsan kimi zaman bir musibet yaşamadan önemli bir tecrübe kazanamıyor. Bu sabah ilginç bir problem ile karşılaştım. Exchange mail sunucumuzun tüm fonksiyonları kusursuz çalışmasına rağmen dışarıdan bir türlü mail alamıyorduk. Tüm testler her şeyin çalıştığını gösteriyordu. Aklıma yeme noktasına gelmişken farkettim ki dışarıdan kime mail gönderilirse gönderilsin AntiSpam Geçidimiz geçersiz kullanıcı bilgisi uyarısı ile gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan kimi zaman bir musibet yaşamadan önemli bir tecrübe kazanamıyor. Bu sabah ilginç bir problem ile karşılaştım. Exchange mail sunucumuzun tüm fonksiyonları kusursuz çalışmasına rağmen dışarıdan bir türlü mail alamıyorduk. Tüm testler her şeyin çalıştığını gösteriyordu. Aklıma yeme noktasına gelmişken farkettim ki dışarıdan kime mail gönderilirse gönderilsin AntiSpam Geçidimiz geçersiz kullanıcı bilgisi uyarısı ile gelen mesajı geri çevirmekte. Bir anda şimşekler çaktı zira dün Admin şifresini değiştirmiştim. Haliyle LDAP üzerinden kimlik doğrulama yapamayan Symantec BrightMail gelen mailleri geri çevirmekteydi. Ancak LDAP kimlik doğrulaması hatası almasına rağmen benim harici mail adresime uyarı göndermesi gerekirken neden göndermemiş bunu çözemedim. Bu musibetten çıkartılacak nasihat; Bir etki alanında admin parolası değiştirirseniz dış servislerin tamamını gözden geçirmeyi unutmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/02/01/bir-musibet-onemli-tecrube/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişen ve Değişmeyen</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2011/01/03/degisen-ve-degismeyen/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2011/01/03/degisen-ve-degismeyen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2011 10:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[1999&#8242;dan 2000&#8242;e girerken yeni yılın anlamı diğerlerine göre biraz daha farklıydı zira takvimlerde değişen üç basamak bu değişimi diğerlerinden üç kat daha fazla değerli kılmış olabilir. 2011&#8242;e adım attığımız şu günlerde değişimin anlamını farklı bakış açılarıyla ele almak lazım. İnsanoğlunun çılgınca eğlenmek adına kendisine bahaneler ürettiği, bu değişimin kültürel, ekonomik, teknolojik, eğitim ve öğretim açısından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1999&#8242;dan 2000&#8242;e girerken yeni yılın anlamı diğerlerine göre biraz daha farklıydı zira takvimlerde değişen üç basamak bu değişimi diğerlerinden üç kat daha fazla değerli kılmış olabilir. 2011&#8242;e adım attığımız şu günlerde değişimin anlamını farklı bakış açılarıyla ele almak lazım. İnsanoğlunun çılgınca eğlenmek adına kendisine bahaneler ürettiği, bu değişimin kültürel, ekonomik, teknolojik, eğitim ve öğretim açısından ne ifade ettiğini anlamak için yeni raporların yayınlanacağı bir yıla adım atmış olduk.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin büyüyen ve gelişen ekonomisinden dem vurmayı seviyor siyasetçiler. Ancak bu büyümenin insan hayatının kalitesindeki artışı ifade etmek adına etkisi gündeme hiç taşınmıyor. Dünyanın en büyük 16. ve Avrupanın 6. ekonomisi olabiliriz ancak <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelere_g%C3%B6re_ya%C5%9Fam_kalitesi_s%C4%B1ralamas%C4%B1" target="_blank">yaşam kalitesi açısından baktığımızda dünya sıralamasında 50. sıradayız</a>. Eğer gerçekten ekonomik büyüklük yaşam kalitesini etkileyecek olsaydı dünyanın en büyük 2. ekonomisi olan Çin bu listenin sonunda yer almazdı.</p>
<p>Dünyanın bir yerlerinde kimi araştırmacıların, işe gelip gitmenin verdiği yorgunluk ve sıkıntı kaygısı olmadan, çocuğunun okul masraflarını veya ay sonu mutfak giderlerini düşünmeden Quantum parçacıkları üzerinde deney yapıyor olması ile Türkiye&#8217;nin basiretsiz siyasi tartışmalar kısır döngüsü içinde tepişmesini aynı kefeye koymak mümkün değil elbette. 2011&#8242;de bu gerçek değişecek mi?</p>
<p>Dünyanın değişimi ise çok farklı bir şekilde gerçekleşiyor. Modern çağın en ideal yönetim şekli olan demokrasi, sınırların kalktığı bir dijital iletişim çağında, şekil değiştiriyor. Wikipedia benzeri küresel bir anayasanın, belki çok daha ileri düzeyde ticaret, ceza ve diğer hukukların oluşturulduğu bir platformdan kaç sene uzaktayız? Bu küresel ortak akıl platformunu gelecekte kaç ülke kabul ederek uygulamaya hazır olacak? Bu tarz bir yasal sistem içinde hükümetlerin etkinliği ve sadece asayişi düzenlemek adına hizmet verecek kolluk kuvvetlerinin yapılanması ne şekilde olacak? Bunların netleşmesi için bir kaç nesil geçmesi gerekebilir.</p>
<p>Yeni milenyum ile birlikte yaygınlaşan İnternet&#8217;in 10 yılda dünyayı ne kadar çok değiştirdiğine şahit olduk. Bu fırsatlar dünyasında treni kaçırmayanlar bu gün değeri yüz milyarlarca dolarla ifade edilen yapılara dönüştüler. Benzeri bir dönemin daha eşiğindeyiz. 15. yüzyılda Gutenberg&#8217;in matbaayı icad edişinden sonra belki de en büyük medya dönüşümünü yaşamak üzereyiz. Tablet bilgisayarlar ve elektronik kitaplar hayatımızda hızla yayılıyor. Evet bir değişim ve dönüşüm gerçekleşecek ama bunun kurallarını kim yazacak? Şekli ne olacak? Kuralları kim belirleyecek ve bu etki ne kadar sürecek? Şimdilik bunlar hakkında yorum yapmak için erken.</p>
<p>İnsan nüfusu tehlikeli bir eşik değere ulaştı. Tarihe dönüp baktığımızda daha kısıtlı coğrafi bölgeler içinde bu eşik değer aşıldığında mutlaka büyük kırılımlar yaşandığına şahit oluyoruz. Günümüzün modern teknolojisi coğrafi sınırları ortadan kaldırdığı ve küresel boyutlarda ölçekleme etkisi yarattığı için tarihteki benzer kırılımların gerçekleşme frekansından daha uzun bir bekleme sürecindeyiz. Ancak kesinlikle gelecek 8-9 yıl içerisinde bu kırılımın yaşanacağını düşünüyorum.</p>
<p>Görünen o ki mikro boyutta takvimlerde tek bir basamak hariç, bireysel hayatta belediye çukurlarına düşerek ölen vatandaşların sayısı ve kısır siyasi söylemlerde değişim yaşanmayacak. Makro boyutta ise insanoğlu kendini yok etmenin eşiğine gelmiş olabilir. Bu gerçeği kim değiştirebilir?</p>
<p>Değişmeyen ve değişenlerin farkında olabileceğimiz zamanlar temenni ediyorum okuyucularıma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2011/01/03/degisen-ve-degismeyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa bir hasbihal</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2010/11/01/kisa-bir-hasbihal/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2010/11/01/kisa-bir-hasbihal/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 09:49:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=230</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 40 gündür siteye bir haber girmemişim. İşin esası girmeye vakit bulamadım. Gerek yurt dışı gerekse yurt içi davetlere yetişmekte dahi güçlük çekiyorum. Bu yoğun seyahat programını dışarıdan görenler, gezip tozduğumu ve ne güzel bir hayat sürdüğümü düşünüyor olabilirler, çok haksız değiller. Evet, gerçekten yaptığım işten büyük keyif alıyorum ancak bu yoğun temponun insan bedeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 40 gündür siteye bir haber girmemişim. İşin esası girmeye vakit bulamadım. Gerek yurt dışı gerekse yurt içi davetlere yetişmekte dahi güçlük çekiyorum. Bu yoğun seyahat programını dışarıdan görenler, gezip tozduğumu ve ne güzel bir hayat sürdüğümü düşünüyor olabilirler, çok haksız değiller. Evet, gerçekten yaptığım işten büyük keyif alıyorum ancak bu yoğun temponun insan bedeni ve ruhu üzerinde ciddi bir yorucu etkisi olduğu gerçeğini de paylaşmak zorundayım. Filanca ülkeye, filanca şehre gitmenin sabah saat 3-4 gibi erken vakitlerde kalkmak gibi bir öncesi, gece 1-2 gibi saatlerde dönmek gibi bir sonrası var. Saat farkları, yoğun konferans ve röportaj programları gibi etkenler insanı bitkin düşürüyor. Tüm bu yoğunluğun içerisinde edinilen bilgilerin ve yapılan röportajların yazıya dökülmesi ise tümüyle ayrı bir süreç. Ayrıca muhabirlik hengamesi içinde BT yöneticiliği mesuliyetlerim, sanırım kendimi klonlayabileceğim bir teknoloji buluna dek, hayatımdaki bu yoğunluğun değişmeyeceğinin bir göstergesi. </p>
<p>Her şeye rağmen yazınızın bir basılı veya dijital ortamda önünüze gelmesi, üstelik bir okurunuzdan güzel bir söz, hoş bir eleştiri aldığınızda duyduğunuz keyif bu yorgunluğa değiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2010/11/01/kisa-bir-hasbihal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Askerlik Şubesi Maceraları – S04 Final Fight 3 &#8211; The End</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2010/08/24/askerlik-subesi-maceralari-%e2%80%93-s04-final-fight-3-the-end/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2010/08/24/askerlik-subesi-maceralari-%e2%80%93-s04-final-fight-3-the-end/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 12:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[45 B 16]]></category>
		<category><![CDATA[askere elverişli değildir]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatosteatoz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[20 Ağustos günü öğleden sonra tekrar GATA&#8217;ya gitmem ile imza sürecim başladı. Öncelikle kendi doktorum işlem yaptı, ardından bölüm sekreteri bir takım dökümanlar hazırladı. Radyoloji, Biyokimya ve Pataloji bölümlerini turlayarak 2 saat imza ve onay topladım. Tüm bu onaylarda kırmızı mürekkep ile başparmak izlerim alındı. Saat 16:00 sularında artık saray fermanına dönüşen raporu sekreterliğe teslim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_206" class="wp-caption alignleft" style="width: 219px"><a href="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2010/08/IMG00043.jpg"><img class="size-medium wp-image-206" style="border: 5px solid black;" title="IMG00043" src="http://ahmetusta.net/wp-content/uploads/2010/08/IMG00043-209x300.jpg" alt="" width="209" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Rapor Fermanı</p></div>
<p>20 Ağustos günü öğleden sonra tekrar GATA&#8217;ya gitmem ile imza sürecim başladı. Öncelikle kendi doktorum işlem yaptı, ardından bölüm sekreteri bir takım dökümanlar hazırladı. Radyoloji, Biyokimya ve Pataloji bölümlerini turlayarak 2 saat imza ve onay topladım. Tüm bu onaylarda kırmızı mürekkep ile başparmak izlerim alındı. Saat 16:00 sularında artık saray fermanına dönüşen raporu sekreterliğe teslim ettim.</p>
<p>23 Ağustos Pazartesi saat 14:00&#8242;da Sağlık Kurulu önünde beklemeye başladım. İsimler okundu, okundu bir türlü benim adım okunmuyordu. Her ismi okunan kurula giriyor bir süre sonra dışarı çıkıyordu. Heyecanlanmaya başlamıştım. Yine mi bir şeyler ters gitmişti? Ne olmuştu? Derken adım okunuverdi. Heyecanlı bir yürüyüş ile sağlık kurulu odasına girdim. Beyaz önlüklü doktorlar odanın dört bir yanında masalara oturmuş girenleri inceliyordu. Ufak tefek bir kaç sorudan sonra o sihirli sözler geliverdi; &#8220;Askerliğe elverişli değildir!&#8221; kafalar sallanıldı ve baş parmaklarım kırmızı mürekkebe bulanıp ilgili yerlere bastırıldı. Bitmişti. 3 yılı aşkın süredir belki toplamda 1 aydan fazla zaman harcadığım bu çile bitmişti&#8230;</p>
<p>Saat 16:00&#8242;da kurul raporunun geçici nüshası dağıtıldı. Bu sabah askerlik şubeme teslim etmeye gittiğimde son sürpriz ile karşılaştım. İşlemler uzadığı için bakaya kalmıştım. Elimde askerliğe elverişli değildir raporu vardı ve ben bakaya kalmıştım. Bu problemin gün içerisinde giderileceğini söylediler. Dilediğiniz zaman gelip raporu teslim edebilirsiniz dediler.</p>
<p><strong>&#8230;ve mutlu son<br />
</strong>Aslında ne kadar mutlu bir son bilemiyorum. Artık hayatımda herkese neden askerlik yapamadığımı anlatmak gibi bir yükümlülüğüm var. Sağlığıma çok dikkat etmem, sürekli sağlıklı beslenmem ve yapay her şeyden uzak durmam gerekiyor. Geç oldu, güç oldu ama sonunda TSK doğru kararı verdi. Bu macerada bana eşlik eden herkese ve bıkmadan bu yazıyı okuyanlara teşekkürler. Umarım aynı durumda olanlara bir nebze olsun faydası olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2010/08/24/askerlik-subesi-maceralari-%e2%80%93-s04-final-fight-3-the-end/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Askerlik Şubesi Maceraları – S04 Final Fight 2</title>
		<link>http://ahmetusta.net/2010/08/20/askerlik-subesi-maceralari-%e2%80%93-s04-final-fight-2/</link>
		<comments>http://ahmetusta.net/2010/08/20/askerlik-subesi-maceralari-%e2%80%93-s04-final-fight-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 08:55:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Usta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlik Macerası]]></category>
		<category><![CDATA[Biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[C45]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[Fibrozis]]></category>
		<category><![CDATA[GATA]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatosteatoz]]></category>
		<category><![CDATA[Karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Muafiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Sitatozis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetusta.net/?p=202</guid>
		<description><![CDATA[4. Sezon final bölümlerinde heyecan dorukta. 3 Ağustos günü GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesinde yaşadığım biyopsi deneyimi beklediğimden kolay bir operasyon şeklinde gerçekleşti. Yaklaşık 10 dakika süren operasyonda 30 cm uzunluğunda ve örgü şişi kalınlığında bir iğne ile karaciğerimden 1,7 cm uzunluğunda bir parça aldılar. Elbette bu operasyon esnasında lokal anestezi uyguladılar. Operasyon sonrasında hastanede 6 saat kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>4. Sezon final bölümlerinde heyecan dorukta. 3 Ağustos günü GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesinde yaşadığım biyopsi deneyimi beklediğimden kolay bir operasyon şeklinde gerçekleşti. Yaklaşık 10 dakika süren operasyonda 30 cm uzunluğunda ve örgü şişi kalınlığında bir iğne ile karaciğerimden 1,7 cm uzunluğunda bir parça aldılar. Elbette bu operasyon esnasında lokal anestezi uyguladılar. Operasyon sonrasında hastanede 6 saat kadar sağ tarafıma dönük yatmak zorunda kaldım ve müşahade altında tutuldum. Ertesi gün ise evde istirahat ettim. Operasyonun kendisinden çok 36 saat süre boyunca süren hafif ağrı, sızı ve bunlara bağlı ufak tefek rahatsızlıklar oldu tabi.</p>
<p>İşlerimin yoğunluğu ile birlikte ancak 17 Ağustos günü GATA&#8217;ya gidebildim. Yaklaşık 2 saatimi harcadığım bu macera gününde doktorun; &#8220;Bu gün yoğunum yarın öğleden sonra gel&#8221; söylemi ile işime geri döndüm.<br />
<span id="more-202"></span>18 Ağustos günü öğleden sonra doktor ile buluşma şerefine nail oldum. Tabi ki beklendiği gibi yaklaşık 5-10 dakikalık bir işlem için saatlerce bekleyerek bu ulvi kurumun tüm hazzını en küçük zerrelerime kadar yaşadım. İçeriğini henüz öğrenemediğim yazılan raporun kurul kağıtlarının çıkartılmas süreci için yeniden ve yine saatler harcadım. Oysa daha önceki dönemlerde bu işlemler Kasımpaşa&#8217;da ilgili personel tarafından takip edilmişti. Görünen o ki her hastanenin yoğunluğuna göre işlerin ne kadarını hastaların üstüne yıktığı değişiklik gösterebiliyor. Maalesef aynı akşam raporumuzu yazıp imzalayacak Doktur Bekir Bey&#8217;in işleri yoğun olduğu için ertesi sabah gelmek üzere postalandım.</p>
<p>19 Ağustos günü sabah erkenden GATA&#8217;nın yolunu tuttum. Neyse ki bu sefer Bekir Bey raporumu yaklaşık 1 saatlik bir sürede yazdı. Bu esnada ayakta kontrolden geçirildim. GATA&#8217;nın otomasyon sisteminde yaşanan sorunlar ile beraber işlemler saat 12&#8242;yi geçe bitti. Artık geriye yapacak tek şey kalmıştı. Raporumuzu Doktor Kemal Bey ve diğer bölümlere imzalatarak kurula teslim etmek ve bu sabah kurula çıkarak sonuca ulaşmak.</p>
<p>Saat 14:00 sularına kadar doktor Kemal Bey&#8217;i bekledikten sonra kendisinin çocuğu hastalandığı için hastanede ayrıldığını öğrendik. Çoğul konuşuyorum zira benimle birlikte bir arkadaş daha aynı bekleme süreçlerinden geçiyordu. Maalesef bu gün kurula girme şansımızı kaybederek kös kös GATA&#8217;dan ayrıldık.</p>
<p>Bu gün öğleden sonra tekrar Kemal Bey ve ilgili polikliniklerden imza almak üzere GATA&#8217;ya yollanacağım. Artık bir beklentim kalmadı. Rapor sonucumu ve hakkımda verilen kararı hâlâ öğrenebilmiş değilim. Bu gün belki  öğrenirim. Eğer bu gün işlemlerim tamamlanırsa Pazartesi günü sağlık kuruluna çıkacağım. Akabinde ise cevap bekleyen tüm soruları Askerlik Şubesi Maceraları – S04 Final Fight 3 The End başlıklı yazımla sizlerle paylaşacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetusta.net/2010/08/20/askerlik-subesi-maceralari-%e2%80%93-s04-final-fight-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

