‘Genel’ kategorisi için Arşiv

Google’dan Gayr-ı Resmi Cevap

Salı, 29 Haziran 2010

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan Google Servislerine erişim ile alakalı problemlerde gelinen nokta; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın giderek sertleşen uslubü ile ilginç bir seyre girmiş durumda. Gerçi bu problemlerin çoğu an itibari ile giderilmiş olsa dahi Google tarafından resmi bir açıklama yapılmış değil. Ama bu Türkiye’deki Google Analytics kullanıcılarına resmi olmayan bir kanaldan bildiri yapmasına da engel değil. Analytics servisinin kullanıcılarına gönderdiği e.postaya ait bir ekran görüntüsünü yukarıda paylaşıyorum. Açıklama postasında yer alan; “Google Analytics’in de dahil olduğu bazı Google servislerine erişimde yaşanan zorluklar, Türkiye’de halen devam etmekte olan YouTube yayın yasağıyla doğrudan ilişkilidir.” ifadesi ise çok manidar. Bu süreç nasıl devam edecek hep birlikte göreceğiz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

e.Pasaport Aldım

Perşembe, 24 Haziran 2010

Yaklaşık bir ay kadar önce pasaportumun süresi bitmişti. 21 Haziran Pazartesi günü pasaport işlemi yapmak için sabah erken saatlerde evime yakın Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittiğimde cehennemi bir kalabalık ile karşılaştım. Kapıdaki bir listede hazırlanan isim sırası, askerlik şubesi anılarımı canlandırdı ve dehşete düştüm. Kapıdaki görevli memura pasaport yenileme işlemi için geldiğimi söylediğimde randevu alıp almadığımı sordu ki almamıştım. 0216 444 30 20 numaralı telefondan randevu almam gerektiğini söyledi aksi takdirde kapıda hazırlanan listenin zaten bir önemi olmayacaktı.

Randevu Alıyoruz
Randevu almanın iki yolu var. ePasaport Sitesi veya 0216 444 30 20 numaralı çağrı merkezi. İnternet üzerinden yapılan başvurularda tarih ayarlama opsiyonunuz yok. Seçtiğiniz ilçe emniyet müdürlüğüne göre otomatik bir tarih veriliyor. Ancak çağrı merkezinde en yakın tarihte müsait olan herhangi bir ilçe emniyetine sizi yönlendirebiliyorlar. Beni 22 Haziran günü (ertesi gün) müsait olan Kadıköy Emniyet Müdürlüğüne yönlendirdiler. Saat 12:00′da orada olun dediler. Randevu süreci bu kadar.

(daha fazla…)

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Özgürlükçü Ülkenin Yasakçı Mahkemeleri

Pazartesi, 07 Haziran 2010

Türkiye ilginç bir ülke. Her daim özgürlük, eşitlik ve demokrasiden bahsederken maalesef hayata geçirilen uygulamalar ile bu söylemler ile örtüşmüyor. 2008 yılından bu yana devam eden youtube yasağı buna en güzel örnek. Bu güne kadar youtube erişim yasağını delmenin kolay yolları olduğu için belki de bu işin ciddiyetini fazla kavrayamamıştık ancak pek çoğumuzun önceden gördüğü bir şey artık gerçekleşiyor. Geçtiğimiz hafta içinde youtube için yasak DNS bazlı olmaktan çıkartılıp IP bazlı hale getirildi. Peki ne mi oldu? Aynı IP’leri kullanan Google servisleri ve bu servisleri kullanan siteler bir anda erişilemez hale geldi. Bu mevcut durumun bilinen yönü, bir de bilinmeyen veya öngörülmeyen yönü var…

Şu anda youtube’a farklı servisler üzerinden erişmek mümkün. DNS yerine IP bazlı engel kararı alan düşünce sistemi, bu tarz servislerin önüne geçemeyince ne yapacak? Türkiye’nin yurt dışı çıkışlarını mı kapatacak? Tüm trafik bloklanınca, insanlar e.devlet kapısı üzerinden bir form ile erişmek istedikleri siteler için izin mi çıkartacak?

Değerli dostum Atıf Ünaldı‘nın bu konuda çok yerinde bir tespiti var. Atıf; “Youtube’de bizi rahatsız eden içerik yüzünden yani negatif propaganda yüzünden aldığımız erişim yasağı kararı pozitif propaganda yapacak herkesi yasaklıyor. Bu nedenle bir süre sonra pozitif Türkçe içerik dünyanın en çok girilen video sitesinde azalacaktır. Bu da negatif içeriğin oran olarak artmasına Türkiye’nin tanıtımına zarar vermektedir.” Üstüne söyleyecek başka bir şey yok.

Bu yasakların kaynağı olarak Google’ın verdiği hizmetlerden vergi alınamaması da gösteriliyor. Bu işin çok ayrı bir yönü. Ütopik bir gerçeklikte kaçak araba satan bir firmaya kızıp otoyolları kullanıma kapatmak ile aynı mantık silsilesi içinde bir davranış. Eğer yurt dışından satın alınan bir ürün fiziksel olarak Türkiye içine girecekse öncelikle bu ürünün değerine bakılıyor. Bu değer 100 Euro ve altındaysa gümrüğe tabi olmaksızın geçişine izin veriliyor aksi takdirde gümrük vergisi tahsil ediliyor. Peki Google’ın sunduğu şekilde bu ürünler dijital ortamda sağlanıyorsa ve ortada denetlenebilecek fiziksel bir ürün yoksa ne olacak? Şüphesiz ki dijital ürünler için yurt dışına giden para Maliye bakanlığının gözünden kaçmıyor ve burada en çok göze batan Google’ın servisleri oluyor.

İki büyük tehlike görüyorum. Birincisi yurt dışı çıkışlarının, akıl almaz bir şekilde, günümüz teknolojisine ayak uyduramayan demodern yasalar tarafından kapatılmaya doğru gittiği. İkincisi ise elektronik ortamda gerçekleşen tüm yurt dışı kaynaklı para trasnferleri için ÖTV benzeri bir vergi uygulamasının hayata geçme ihtimali. Muhtemelen bunu iki şekilde yapabilirler; hiç bir ayrım yapmaksızın tüm internet kullanıcılarından “internet veri iletişim vergisi” almaya başlayıp bunu gerçekleşen veri transfesi miktarı ile ilişkilendirebilirler. Bir diğer yöntem ise yurt dışı kaynaklı tüm online kredi kartı işlemlerinden %18 vergiyi alma görevini bankalara verebilirler. Ama bu durumda gerçekleşen işlemin gümrükten geçecek bir fiziksel ürünle ilişkilendirilmesi nasıl olacak? Cevabı basit; “Siz %18 verginizi ödeyin, ürünü faturası ile gümrükten çekerken iadesini biz yaparız.”

Tüm dünyaya özgürlük dersi verirken kendi halkına akıl almaz sebepler ile İnternet’i yasaklamak açıkçası biraz değil çok ama çok ayıp oluyor. Eğer acilen bir şeyler yapılmaz ise bu işin sonu gerçekten hiç güzel olmayan bir yere doğru gidiyor.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,00)
Loading ... Loading ...

Nikon D90 – İlk Denemeler

Çarşamba, 26 Mayıs 2010

Nikon D90

Geçen hafta uzun süredir almak için doğru zaman ve şartları beklediğim yeni fotoğraf makineme kavuştum. Nikon D90. Bu haftaya ise oldukça yoğun başladığım. Dün HP’nin üç ayda bir düzenlediği CIO Forum buluşmasında tekne ile Tuzla’ya gidip dünyada bir benzeri dahi olmayan “Malta Şahini” isimli 88 metrelik yelkenli teknenin yapım macerasını ilk ağızdan dinleme şansım oldu. Maalesef teknenin kendisini göremedik ancak dönüş yolunda güzel olduğunu düşündüğüm bir kaç kare fotoğraf çekme şansını buldum. Bu çekimlerden birisine ait fotoğrafı yularıda görebilirsiniz. Nikon D90 alma sürecinde yardımını esirgemeyen değerli dostum ve profesyonel fotoğrafçı Ahmet Bilal’in yorumu ise; “Güzel bir leke ama fotoğraf değil.” oldu. Sanırım öğrenecek çok şey var…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,00)
Loading ... Loading ...

INFOMAG Nisan Sayısı – Dijital Türkler

Salı, 30 Mart 2010

Dijital Türkler

INFOMAG Aylık İş ve Ekonomi Dergisi‘nin Nisan ayındaki kapak konusu: DİJİTAL TÜRKLER.

Kapak konusunu F. Emre Yılmaz ile birlikte hazırladık. Bu çalışma çerçevesinde global ve yerel olarak dijital dünyada başarıya imza atmış veya atmak üzere olan 30′a yakın isim ile görüştük. Maalesef sayfalarımız sınırlı olduğu için sadece 21 tanesine yer verebildik. Hepsi de bir birinden başarılı çalışmalara imza atan bu isimler başarı hikayelerini, karşılaştıkları zorlukları ve yeni girişimcilere tavsiyelerini bizler ile paylaştılar. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yazı oldu. Biz bu çalışmayı yaparken oldukça yorulduk ama yorgunluğumuzdan daha ziyade keyif aldık. Umarım sizlere de okurken, aynı keyfi yaşatmayı başarabiliriz. Çalışmamızda yer alan isimler ise şöyle;

(daha fazla…)

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

FIRST LEGO Ligi Türkiye Turnuvası

Pazartesi, 08 Mart 2010
IMG_3294_m

En Özgün Robot Tasarım Ödülü: Monoidirobot

6 Mart Cumartesi günü Feshane, İstanbul’da FIRST LEGO Ligi Türkiye Turnuvası gerçekleştirildi. Teknik jürisinde yer aldığım organizasyon katılımcı takımlar için oldukça çekişmeli geçerken biz jüri üyeleri için de yorucu ama yorucu olduğu kadar eğlencili bir gündü. Bu sene konsepti Akıllı Hareket olan yarışmanın ulusal finaline, Ankara, İzmir ve İstanbul elemelerinde seçilen 34 takım katıldı. Yaşları 8 ila 16 arasında değişen gençler Lego Mindstorms NXT setlerini kullanarak belirlenmiş görevleri tamamlamaya çalıştılar. Takımlar robot tasarımı ve performansı dışında proje, takım ruhu, araştırma, özgünlük gibi noktalarda yeteneklerini sergilediler. Yarışma konsepti gereği kupa kazananlar kadar ödül almayanların da aslında çok büyük deneyim ve tecrübe kazandığı organizasyonun bu seneki Avrupa Şampiyonası 21-24 Nisan tarihleri arasında yine İstanbul’da düzenlenecek. Ayrıca ulusal finalda birinci olan takım Türkiye’yi Atlanta’da, ikinci olan takım ise Taiwan’da temsil etme hakkını kazandılar. Yazının devamında çeşitli fotoğraflara ulaşabilirsiniz.
(daha fazla…)

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,00)
Loading ... Loading ...

AirTies Kalitesi ve Dünya Patenti

Pazartesi, 25 Ocak 2010

Airties 4450

Bir süredir KabloNet Internet hizmetini kullanmaktayım. Online oyunlar için sağladığı düşük latency değerleri ve yüzde 99 verimlilik ile kullanabildiğim 10 Mbit kapasitesi ile verimli bir Internet erişim hizmeti. Ancak kampanya dahilinde gelen Kablo modem maalesef ev içi ağım için yeterli değildi ve bir router kullanma ihtiyacım oldu. Uzun süredir kutusunda bekleyen AirTies 5450 ADSL Modem Router’ı artık hizmete alma zamanı geldiğini düşünerek kurdum. Bu cihazın çok güzel bir özelliği var. Internet için ister ADSL bağlantısını isterseniz 4. LAN portunu WAN gibi atayarak çalıştırabiliyorsunuz. Internet bağlantısını Ethernet olarak seçtikten sonra bazı teknik problemler yaşadım. Müşteri çağrı merkezini telefon ile aradım ancak bekleme süresi biraz uzun kalınca sabırsız birisi olarak Pazarlama İletişimi Yöneticisi Sandra Bahar Hanıma bir e-posta atarak yardım istedim. İnanılmaz bir süratle teknik ekipten Göksel Bey beni aradı ve sorunu çözdük. Meğer VLAN tanımındaki 4. portu tanımdan çıkartmak gerekiyormuş. Öncelikle AirTies’ı bu müthiş hızlı ve dost canlısı desteğinden dolayı tebrik ediyorum. Kesinlikle ürünlerinin sonuna kadar arkasında duran bir marka.

Geliyoruz bir diğer önemli habere. Yine geçen hafta içinde gerçekleştirdiği basın toplantısı ile AirTies AirTouch teknolojisini tanıttı. Dünyada bir benzeri olmadığı için global patent başvurusunu yapan AirTies’ın geliştirdiği bu teknoloji, teknik bilgisi olmayan son kullanıcılar için harika bir özelliği beraberinde getiriyor. Satın aldığınız AirTies cihazlar için (şu anda 5450 ve 4450 destekliyor) Wi-Fi bağlantısı ve güvenlik yapılandırmasını tek tuşa indirgeyen bir özellik AirTouch. Yapmanız gereken tek şey AirTies yazılımı içinden Kurulum seçeneğini seçmek ve cihaz üzerindeki Setup tuşuna basmak. Her şey otomatik olarak gerçekleşiyor. Ayrıca birden fazla cihaz mevcutsa cihazlar yine sadece üzerlerindeki Setup düğmelerine basılarak bu yapılandırmaya dahil edilebiliyor ve kablosuz ağ genişletilebiliyor. Cihazlara fiziksel erişimi olmayan kişilerin ise bu teknolojiyi kullanarak sisteme sızma gibi bir durumu gerçekleştirmesi imkansız. AirTies’ı bu noktada bir kez daha tebrik ediyorum.

IPTV Settop Box ve medya ürünleri ile önümüzdeki dönem AirTies markasını daha çok duymaya hazırlanmanızı ayrıca tavsiye ederim.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Sosyal Medya balon mu? Yoksa balon mu?

Çarşamba, 09 Aralık 2009

Balloon-Tank

Sosyal Medya’nın ne kadar verimli veya verimsiz olduğunu uzun süredir düşünüyorum. Özellikle Web 2.0 patlamasından sonra gelişen sosyal ağlar ve son dönemlerin dilden düşmeyen “Sosyal Medya” çılgınlığının bireylerin ötesine geçip şirketleri ele geçirdiğini görmek açıkçası çok ilginç. Pek çok şirket işi gücü bırakıp sadece “Sosyal Medya” için insanlar istihdam etmekte, departmanlar kurmakta. Tüm bu çaba gerçekten sonuç veriyor mu?

Business Hardward Review’da yayınlanan Morten Hansen’a ait “Is Social Media Worth Your Time?” başlıklı makalede bu konuyu ele almış. Özetle sorduğu sorulardan birisi şu; “Sosyal Medya’da var olmak için harcadığınız zamanı, daha değerli bir iş için kullanabileceğinizi gözden kaçırmadığınıza emin misiniz?” Gerçekten konuya bu gözle baktığımda, sosyalleşmek adına bilimum web sitelerinde harcanan zaman verimlilik açısından mutlaka ölçümleniyor olmalı. Açıkçası kendi adıma çok uzun süredir FaceBook, FriendFeed gibi hesaplarıma girip göz dahi atamıyorum zira yapmam gereken o kadar çok iş var ki 24 saat yetmiyor. Açıkçası FB hesabıma girerek birilerinin gönderdiği bir videoyu beğenilerime eklemektense bu yazıyı yazmayı tercih ediyorum.

ride_balloon_flight-CrawfordHotAirBalloonsŞunu göz ardı etmemek lazım; gerçekten ortada bir Sosyal Medya trendi var. Bu trendin içinde yer almak, bir ihtiyaç olduğu noktada bunu kaçırmak, kayıp olacaktır.

Hansen’in altını çizdiği bir diğer nokta ise eğer şirket içindeki sosyal ilişkileri güçlendirmek için “Sosyal Medya” kullanma ihtiyacı duyuluyorsa, nerede iletişim hatası yapılıyor? Bir işletmede Sosyal Medya kullanılmadığı takdirde iş ilişkilerimiz gerçekten zarar mı görecektir? Üzerinde durulması gereken bir başka önemli nokta.

Sonuç olarak şunu söylemek lazım. Bu “Sosyal Medya” gerçekten çok etkili bir balon. Doğru ve yerinde kullanılırsa sizi bulunduğunuz noktadan yukarılara taşıyabilir. Öte yandan balondan yapılmış bir tankın şirketinizi koruyacağını düşünmek gerçekten düşebileceğiniz büyük bir yanılgı olacaktır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Askerlik Şubesi Maceraları – S03E04

Çarşamba, 25 Kasım 2009

Bundan sonraki süreci basit başlıklar halinde vermek istiyorum.
- 10 Kasım salı günü sabah kan verdim. Görevli arkadaşların saat 07:30′da kan almaya başlaması gerekirken saat 09:00′a doğru gelmeleri ayrı bir şaşırtıcı durum elbette. Askeri hastanelerde bile maalesef bu tarz kuralsız saçmalıklar yaşanabiliyor.

- 11 Kasım Çarşamba günü kan tahlili sonuçlarımı alarak doktora götürdüm. Kısa konuşmamızın ardından 6 ay sevk geciktirmesi vereceğini belirterek ikinci kez kan vermemi istedi.

- 12 Kasım Perşembe sabahı tekrar kan verdim.

- 13 Kasım Cuma günü işlerimin yoğunluğu nedeni ile doktora tekrar gidemedim. Bu arada belirtmem lazım ki maalesef ilgili doktor sadece Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri poliklinikte oluyor zira Salı ve Perşembe günleri hastalar ile doğrudan ilgilenmekte.

- 16-18 Kasım tarihleri arasında yurt dışındaydım. Yurt dışından ağır hastalanarak dönmeme rağmen (H1N1 değil) 20 Kasım Cuma günü doktora gidebildim.

- 20 Kasım Cuma günü doktor bey ile pek bir muhabbetim olmadı. Beni Sağlık Kurulana evrakları almam için gönderdi ancak sağlık kurulu o gün evrak işlemlerine son verdiklerini söyleyerek Pazartesi günü gelmemi istediler.

- 23 Kasım Pazartesi günü sağlık kurulu belgelerimi aldım. Bunu kan verdiğim ve muayene olduğum bölüm doktorlarının onaylaması gerekiyordu. Öğlene kadar bunun peşinde koşturdum. Kendi doktorum Çarşamba saat 11:00′da gel diyerek beni gönderdi.

- 25 Kasım Çarşamba günü saat 11:00′da doktoruma geldiğimde, hemşire hanım evraklarımın zaten sağlık kuruluna teslim edildiğini ve saat 12:45′de sağlık kurulu kapısında hazır beklememi söyledi. İşte bu noktada ağlar mısınız güler misiniz bilemiyorsunuz. Madem o saatte bir işleminiz olmayacak keşke doktorum pazartesi günü 12:45′de gel deseydi de günümün yarısı ölmeseydi. Elimiz mahkum bekleyeceğiz artık.

Saat 13:00 sularında oldukça kalabalık bir sıra ile sağlık kurulunun kapısında kurbanlık koyun gibi çağrılmayı beklemeye başladım. Neyse ki adım erken okundu, ama içeri girmem ile çıkmam bir oldu. Yuvarlak masa şövalyelerine benzer bir oturma düzeni içinde, size gösterilen yuvarlak daire içine girip, hakkınızdaki kararı 15 saniye süreyle dinliyor ve odayı derhal terk ediyorsunuz. Elinizde çanta, poşet vb. şeyler ile içeri girmek yasak.

Sonuçların saat 16:00′da verileceğini öğreniyoruz. Mecburen tekrar gel git ile uğraşmamak için ayaküstü tanıştığım bir kaç kişi ile oturup bekliyoruz ve sonucumuzu saati gelince alıyoruz. Bu sonuç kararı aslında geçerliliği olan kesin karar değil. Sadece ön bilgi. Askerlik şubenize götürmeniz için. Burada bir mantıksızlık silsilesi daha var. Madem esas karar sonradan şubeye gönderilecek neden biz gariban vatandaşlar tekrardan bir ön kararı şubeye götürmek zorundayız ki? Sebebini ben yazayım çünkü esas kararların şubeye gönderilmesi uzun süre almakta. Şu teknoloji çağında vatandaşa posta kuryeliği yaptıran gelişmiş altyapısı ile askeri kurumlarımızı tekrardan tebrik ediyorum.

Bekle bekle, beklemeden işlem yok sana…
25 Kasım Çarşamba günü saat 16:00′da sonuç alınca haliyle askerlik şubesine yetişemedim. 26 Kasım Perşembe günü sabah erkenden şubeye gittim. Sağlık sonucu getirdiğim için hemen içeri girebileceğim düşüncesi kısmen doğruydu ancak içeri girdiğimde 20 kişilik sıra beklemek, sistem bozulunca ek olarak bir saat daha beklemek insanın canını çok sıkmakta. Böylece kurban bayramı öncesinde bu süreci hayırlısı ile bitirmiş oldum.

Her neyse değerli okuyucular işte bunca maceranın sonucunda 25 Mayıs 2010 tarihinde tekrar şubeme dönerek yeniden Askeri Hastaneye sevk almak üzere maceramın 3. sezonunu bitirmiş bulunuyorum.

3. Sezon biterken sonuç ve son sözler
Aman aman, siz siz olun sakın benim gibi karaciğer hastalığına yakalanmayın. Maalesef Hepatosteatoz denen bu durun karaciğerin büyümesinden ve dış çeperinin yağlanmasından kaynaklanıyor. Kilo ile doğrudan alakalı olan bu durum aslında kısmen genetik sebeplerden kaynaklanıyor ve her kilolu insanda olacak diye bir durum yok ayrıca 1.78′lik boyum ile 90 kilo aşırı bir kilo da değil. Ama maalesef kan tahlillerinde karaciğer enzim değerlerim yüksek çıkmakta. Hal böyle olunca sizi askere almıyorlar, muaf da tutmuyorlar. Her sene bu çileyi çekiyorum. 45/C işlemi ile sevk geciktirmesi alıyorum. Şu anda üçüncü işlem gerçekleşti, aldığım bilgiler en fazla 5 işlem yapılabildiği ve en kötü ihtimalle 1.5 sene sonra bu sıkıntılardan kurtulmuş olacağım. Nasip ve hayırlısı diyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Askerlik Şubesi Maceraları – S03E03

Pazartesi, 09 Kasım 2009

Sen misin sıra beklemem diyen?
Cuma günü işlemlerimin çoğunu tamamladığım ve sadece faks beklediğim için gururlu vatandaş modunda şubenin önüne vardım. Beklentim; zaten merkez şubeden faksım geldiği için hiç beklemeden içeri girmek ve yine beklemeden hastane sevkimi alarak hızlıca hastaneye gitmekti. Maalesef öyle olmadı. Öncelikle içeriye gecenin bir köründe gelerek liste yapan 20 kişiyi (hatta daha fazlasını aldılar) sonrasında ise faks bekleyenlerden kimliklerini toplayarak, faks gelip gelmediğini kontrol ettiler. Neyse ki faksım gelmişti. Ama içeri önceden giren 20 küsur kişinin arkasında işlem sırası beklemeye başladım. Sonuç mu? Sonuç: saat 11:45 sularında bana sıra geldi ve hastane sevkimi aldığımda saat 12:00′ı göstermekteydi. Gümüşsuyu asker hastanesinde Gastroenteroloji bölümünün kapanmış olduğunu bildiğim halde kural gereği beni buraya sevk ettiler.

Düş bakalım yollara
Yaşayacaklarımı bilerek Gümüşsuyu Asker Hastanesinin yoluna düştüm. Saat 13:00 sularında hastaneye vardığımda ilginç bir şekilde çok fazla insanın ortalıkta olmadığını gördüm. Aile Hekimi bölümünde doktora durumu izah ettim. Kendisi beni Kasımpaşa Asker Hastanesine sevk etti. Tabi ki sevk etti derken aldığınız sevk belgesini her askeri işlemde olduğu gibi onaydan geçirmeniz gerektiği için bu belgeyi onay merkezine verip saat 14:15′de sonucunu alıyorsunuz.

Kasımpaşa, Kasımpaşa…
Onaylanan sevk belgem ile Kasımpaşa Asker hastanesinin yolunu tuttum. Hastaneye vardığımda yine ilginç bir biçimde doktor bey odasında ve sıra bekleyen pek kimsecikler yoktu. Yaklaşık 15 dakika bekledim. Doktorun karşısına çıktım.

Klasikleşen kilo vermediğim için sağlık durumumun bozuk olduğu sebep sonuç ilişkisine dair hafif meşrep bir fırça yedikten sonra, açıkça doktora kilo vermeyeceğimi ifade ettim. Eğer durumum müsait ise derhal askere gitmek istediğimi ekledim. Yapacak bir şey yok dedi ve kan tahlili için beni ilgili bölüme gönderdi. Tabi saat 11:00′dan sonra kan alınmadığı için kan verme işi ertesi sabaha kaldı…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...