‘Fikirler’ kategorisi için Arşiv

İstanbul’un trafik sorunu var mı?

Salı, 27 Aralık 2011

İstanbul’un kronikleşmiş bir trafik sorunu var mı? Megapole dönüşen şehirlerde bir trafik problemi olmak zorunda mı? İstanbul’da yaşayanların kafasında bu sorulardan en az birisi mutlaka bir kere geçmiştir. Ben de bir araç kullanıcısı olarak her akşam eve giderken bu soruyu kendime soruyordum. Artık dili geçmiş zaman kullanıyorum zira bu soruyu sormama gerek kalmadı. Bu yazıyı yazmadan bir kaç hafta önce yine bir akşam eve giderken ilginç bir uygulamaya şahit oldum. Bu uygulama sayesinde Levent – Zincirlikuyu istikametinden itibaren İncirli – Bahçelievler girişine dek, trafiğin yoğun olması gereken saatlarde ki işten eve genelde en az 1,5 – 2 saatte ancak ulaşabilirim, 40 dakika gibi bir sürede vardım. Bunun sebebi ise anayola ve yan yollara bağlanan tüm arterlerde polis ekipleri bekliyor, düzensiz şekilde sağ ve sol dış şeritlerden gelerek içeriye dalmaya çalışan araçları engelliyorlardı. Kısacası insanların kullara uyarak yol aldığı ve düzenli akan bir trafikte, megaşehir İstanbu’da trafik sorunu yaşanmıyordu.

Sorun bir ahlak ve anlayış sorunudur

İstanbul’un trafik sorununun temelinde yolların dar ve plansız olması değil, kurallara uymayı bilmeyen veya umursamayan ahlaksız ve anlayışsız insanlar var maalesef. Aslında bir istatistik yapma imkanı olsa bu grubun toplumun yüzde 5 ila 10′u arasında bir kesim olduğu ortaya çıkacağına inanıyorum ama gelin görün ki tüm şehri yaşanmaz kaotik bir hale sokmaya yetiyorlar. Sinyalsiz geçiş yapanlar, makaslama yapanlar, emniyet şeridini işgal edenler… Kısacası diğer insanların haklarına saygı göstermeyen ahlaksızlar.

Sorun nasıl çözülür?

Bu sorunun iki çözümü var. Birincisi trafik şubesinin her akşam ana yollarda 2-4 saat arayla her köşe başını tutması. Bunun işe yaradığını gördük. İkincisi ise maalesef ahlakdan yoksun kalmış insanlara “tekdir ile uslanmayanıun hakkı kötekdir” ölçüsünden yola çıkarak ciddi cezaların uygulanması. Madem ki her yıl trafik kazalarında terörde ölenlerden daha fazla insanımızı kaybediyoruz bu durumda trafik suçlarının TERÖR kapsamına alınmasında hiç bir sorun görmüyorum. Elbette hepimiz insanız ve zaman zaman istemeyerek de olsa hatalar yapabiliyoruz bu yüzden ilk hatalardan itibaren yaptırımları giderek artan cezalar işletilmeli ve belli bir sınır noktasından sonra trafik terörünün müsebbibleri en ağır cezalar ile cezalandırılmalılar. Maalesef acı bir gerçek ama anlayış, eğitim ve ahlakdan yoksun bir toplumu düzene sokmanın kısa vadeli başka bir çözümü olduğunu zannetmiyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Apple Smart TV Planları

Çarşamba, 03 Ağustos 2011

Bir süredir ortalıkta bir söylenti var; “Apple 2011 yılı sonunda akıllı televizyon üretmeye başlayacak.” Pazarda pek çok oyuncu ile yenilikçi teknoloji olduğunu ve yeni modellerin Apple’ın pek de alışık olmadığımız yeni modeli pazara sunma sıklığı stratejisine benzeşmediği bir ortamda Apple’ın TV işine girmesi ne kadar mantıklı? Aslında bu soruların hepsinin cevabı iPhone geçmişinde yatıyor. Ancak burada önemli olan Apple’ın bir TV ile pazara girip diğer üreticiler ile rekabet etmeyi hedefliyor olması değil. Apple’ın çok daha farklı bir gündemi olduğunu ve pazara bir Apple TV sürecekse TV’den anladığımız pek çok şeyi ve temel alışkanlıkları sonuna kadar değiştireceğini düşünmek lazım.

Her geçen gün daha fazla internet ağına bağlanma özelliğine sahip Akıllı TV ile karşılaşıyoruz. Samsung şu anda Akıllı TV pazarında lider ve mevcut ürünleri için 700 civarı uygulamaya sahip. Bu uygulamaların genelinde, aslında uygulamaların TV Ekranını sadece arabirim olarak kullandığını ve normal bir bilgisayar programından öte özellik sunmadıklarına dikkat çekmek istiyorum. Bu elbette kötü bir şey değil, çok hızlı açılan, nete bağlanan ve bana bilgi sunan uygulamalar neden kötü olsun ki? Ama bir Akıllı TV bu olmamalı.

Nedir Apple’dan beklentim? Standart iOS uygulamalarına uyumlu olacağı, iPhone ve iPad gibi cihazlar ile bağlanabileceği, bu cihazların birer kumanda gibi kullanılacağı şeklindeki beklentilerin ötesine geçmek istiyorum. Muhtemelen Apple Smart TV içerisinde çok güçlü bir grafik işlemcisi bulunacak. Eş zamanlı olarak yayın görüntülerinin analiz edilebileceği ve buna bağlı tepkilerin ve işlevlerin oluşturulabileceği bazı fonksiyonlar sunulacak. TV Program yapımcılarının yayınları içine gömebileceği, normal bir TV’de seyircinin farketmeyeceği ama Apple Smart TV ile pek çok ek özellik sunulabilecek bir platform ile karşı karşıya olacağız. Düşünün ki yapımcılar 0,99 dolara satın alınarak Apple Smart TV içine yüklenen bir program ile seyircilerin, sadece onların görebileceği, bazı ekstra içerik ve özelliklere ulaşabilmesini sağlasınlar… Yayıncılar kişilerin sosyal niteliklerine göre özelleştirilmiş reklam kuşaklarını seyircilere ulaştırsa ve bunu yaparken kullanılacka uygulama sayesinde seyircilere ekstra imkanlar tanısa… Seyirciler izledikleri yayın esnasında ekrandan ayrılmadan Tweet atıp, yayın içine yorum yapsa… Hatta canlı oynanan bir dizi finalini sosyal medyadan gelen tepkiler ile belirlese… Yapımcı, Yayıncı ve Seyirci üçgeninde bu devrimin neler sağlayabileceğini biraz hayal edin ve Apple’ın Akıllı TV işine girmekle aslında ne yapmak istediğini anlamaya çalışın. Eğer bir kaç yıl sonra Apple’ın Akıllı TV pazarının yüzde 95′inin nasıl ele geçirdiğini ve rekabet edilmez olduğunu konuşursak, hiç şaşırmayacağım.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Twitter ile Google Reklam Çiftliği Kurmak

Pazar, 19 Haziran 2011

Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden bir bilgi paylaşımında bulundum. Bu paylaşımın içeriğinde iki önemli markanın adı geçiyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra mesajımı retweet eden markalardan birisinin verdiği linke tıklama ihtiyacı hisettim ve kendimi mesajımın da içinde bulunduğu başarılı tasarlanmış bir blog sayfasında buluverdim. Elbette bu başarılı tasarımın içerisinde tıklanmak üzere beni bekleyen pek çok Google Adsense Reklam linki mevcuttu. Olayı hemen kavradım; Twitter kaynak olarak kullanılarak başarılı bir Google Reklam Çiftliği kurgulanmıştı. Muhtemelen bir Amerikalı olsam aşağıda yazacaklarımı biraz süsleyerek “Üç günde İnternetten para kazanmanın kesin yolu” adında 69 dolara satılacak bir rehbere dönüştürebilirdim. Ama bunun yerine bir Türk olarak sizlere işin tekniğini anlatmak ve insanların kafası nasıl çalışıyor göstermek istiyorum.
(daha fazla…)

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Teknoloji Dönüşüyor

Salı, 14 Haziran 2011

Hayat sabit olmayan değişkenler ile bezenmiş denklemlerin eşitsizliği üzerine kuruludur. Sahip olduğunuz matematik bilgisi ne kadar mükemmel ve elinizdeki araçlar ne kadar güçlü olursa olsun bu denklemi kesin sınırları ile çözmek maalesef mümkün değil. Aynı dönüşüm teknoloji için de geçerli. 128 Kbit/s hızındaki ADSL’in ilk servis hizmetinden 100 Mbit/s hızındaki fiber hatların evlerimize ulaşması için geçen süre 10 yıldan az oldu. Üstelik şu anda 100 Mbit fiber hattın ilk dönemlerde 128 Kbit ADSL bağlantısından daha ucuz olduğunu unutmamak gerekiyor.

Uçup kaçmışım
Arkada bıraktığımız Mayıs ve içinde bulunduğumuz Haziran ayları benim için oldukça yoğun geçti. Bir pinpon topu gibi Amerika, Avrupa ve Türkiye arasında mekik dokudum desem yeridir. Bu seyahatler içinde değişen teknolojilerin genç beyinler için sağladığı heyecanı ve motivasyonu görmek için INTEL ISEF 2011 yarışmasını görmek üzere Los Angeles’a uçtum. Ardından TTNET üst yönetimi ile birlikte Brüksel’e giderek Milli Maçı birlikte seyretme şansını elde ettim ki TTNET’in gelecek dönem stratejilerindeki vizyoner bakış açısını ilk ağızdan dinlemek gerçekten keyifliydi. Aradan bir gün dahi geçmeden dünyanın en büyük teknolojik donanım üreticisi HP’nin yıl içindeki en büyük etkinliği HP Discover 2011 etkinliği için Las Vegas’a uçtum. Evet bu gezilerin keyifli olduğunu inkâr etmeyeceğim ama ne kadar yorucu olduğunu ancak yaşayan bilebilir.

Neler değişiyor?
Daha akıllı, daha girişken, kendine özgüveni daha yüksek ve hedefleri için daha kararlı adım atan bir gençlik geliyor. Bu gençlik değişim hızını arttırıyor ve geleceğe imza atmak için kendi aralarında yarışıyor. Eğitimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Ezberci olmayan, araştırmaya yönelik, belli alanlara yönlendirilmiş bireyleri yetiştirmek artık bir zorunluluk. Eğitim sistemi değişmeli. Toplu eğitim modelleri yerine her çocuğun yeteneklerine özel bireysel eğitim teknolojileri büyük bir ihtiyaç haline geliyor. Bu alanlarda çalışmalar yapmak gayet akıllıca.

Cloud yani Bulut Bilişim kavramı hayatımıza giriyor. Hayır yanlış! Bu kavram hayatımızda 100 yıldan fazla süredir var zaten. Sadece dijitalleşiyor. Elektrik dağıtım şebekeleri, telefon altyapısı, araç kiralam servisleri, yemek çekleri… Hepsi Cloud dünyasının birer parçası. Cloud kavramını anlamak için bu satırlar yetersiz kalmaya mahkûm. Dijital Cloud dünyasının donanım ve yazılım mimarları çılgıncasına çalışmakta. Bu akımın dışında kalanlar maalesef önemli bir treni kaçırabilirler. İhmal etmemek gerekiyor.

Tüö bu hengâme, dönüşüm ve değişim içinde okumaya bir saniye ara vermemek, bir ömür boyu sürecek eğitim ve tahsil hayatına devam etmek ise şart. Yoksa hayat denklemindeki eşitlsizliğin yitip giden değişkeni olarak kalmanın ötesine geçmek mümkün olmayacaktır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Kanal Gündeminden Sanal Gündeme

Cuma, 29 Nisan 2011

27 Nisan gününden bu yana Türkiye gündeminde Kanal İstanbul projesi var. Öyle midir? Böyle midir? Olur! Yok olmaz! Derken teknoloji dünyasının gündemindeki bir kaç önemli olayı gözden kaçırmamak lazım. Bunlardan ilki şüphesiz ki Amazon’un verdiği EC2 Bulut Bilişim (Cloud) servisinde yaşanan problemler. İçlerinde Foursquare, Reddit, Cydia gibi servislerin de bulunduğu pek çok Amazon Cloud müşterisi yaşanan bu teknik problemden etkilendiler. Bilişim dünyasında bu tarz problemler her zaman yaşanabilir ancak günün sonunda sistemlerin yeniden ayağa kalkması beklenir. Oysa Amazon yaptığı bir açıklama ile müşterilerine kaybolan verilerin bir kısmının geri kurtarılamayacak durumda olduğunu açıkladı. Dünyanın en büyük cloud servislerinden birini sunarken Amazon’un bir felaket kurtarma planı yapmamış olması oldukça düşündürücü. Tabi bir alternatif de söz konusu olabilir ki zarar gören verilerin kasten hedef alındığı bir saldırı olmuş olması. Siber Savaşın gerçekliğini bundan böyle asla göz ardı etmemek gerekiyor.

Yaşanan bir diğer önemli olay ise Sony PlayStatin Network’ün (PSN) uğradığı saldırı sonucu 77 milyon civarında kullanıcısına ait kişise bilgiler çalındı. Yaşanan bu olayın Sony için 24 milyar doların üzerinde zarara yol açabileceği söylenmekte. Kişisel bilgiler içinde kredi kartı bilgilerinin olup olmadığından Sony henüz emin değil ve işin doğrusu birileri bu bilgileri kullanana kadar emin de olamayacak.

Yaşanan her iki olay bilişim dünyasının geleceğini cloud üzerinde gören (ki ben de bunlardan birisiyim) uzmanların ikinci kez düşünmesini gerektiriyor. Eğer ki gelecek günlerde 6 yüz milyondan fazla üyesi olan Facebook’un veya benzeri yapıların, devasa teknik problemler yaşaması veya barındırdığı verilerin yetkisiz kişiler tarafından ele geçirilmesi gibi durumlar söz konusu olursa hiç şaşırmamak lazım. Bilişim dünyası olarak Cloud ve Siber Güvenlik konusunda daha yolun çok başındayız.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

İnsan Sisteminin Girişimcilik Macerası

Çarşamba, 30 Mart 2011
Değerli dostum Burak Büyükdemir 24 Mart 2001 tarihinde düzenlenen eTohum toplantısına beni de konuşmacı olarak davet etmişti. Girişimcilik, pazarın genel durumu gibi konulardan konuşuruz diyorduk ama son anda fikir değiştirip farklı bir pencereden girişimcilik dünyasına bakmaya karar verdim. İnsan sisteminin girişimcilik macerasına dair bu sohbetimizi izlemek siteyenler için video aşağıda yer alıyor.

24 Mart 2011 Etohum Toplantısı / Ahmet Usta-Business Week from Burak Buyukdemir on Vimeo.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Değişen ve Değişmeyen

Pazartesi, 03 Ocak 2011

1999′dan 2000′e girerken yeni yılın anlamı diğerlerine göre biraz daha farklıydı zira takvimlerde değişen üç basamak bu değişimi diğerlerinden üç kat daha fazla değerli kılmış olabilir. 2011′e adım attığımız şu günlerde değişimin anlamını farklı bakış açılarıyla ele almak lazım. İnsanoğlunun çılgınca eğlenmek adına kendisine bahaneler ürettiği, bu değişimin kültürel, ekonomik, teknolojik, eğitim ve öğretim açısından ne ifade ettiğini anlamak için yeni raporların yayınlanacağı bir yıla adım atmış olduk.

Türkiye’nin büyüyen ve gelişen ekonomisinden dem vurmayı seviyor siyasetçiler. Ancak bu büyümenin insan hayatının kalitesindeki artışı ifade etmek adına etkisi gündeme hiç taşınmıyor. Dünyanın en büyük 16. ve Avrupanın 6. ekonomisi olabiliriz ancak yaşam kalitesi açısından baktığımızda dünya sıralamasında 50. sıradayız. Eğer gerçekten ekonomik büyüklük yaşam kalitesini etkileyecek olsaydı dünyanın en büyük 2. ekonomisi olan Çin bu listenin sonunda yer almazdı.

Dünyanın bir yerlerinde kimi araştırmacıların, işe gelip gitmenin verdiği yorgunluk ve sıkıntı kaygısı olmadan, çocuğunun okul masraflarını veya ay sonu mutfak giderlerini düşünmeden Quantum parçacıkları üzerinde deney yapıyor olması ile Türkiye’nin basiretsiz siyasi tartışmalar kısır döngüsü içinde tepişmesini aynı kefeye koymak mümkün değil elbette. 2011′de bu gerçek değişecek mi?

Dünyanın değişimi ise çok farklı bir şekilde gerçekleşiyor. Modern çağın en ideal yönetim şekli olan demokrasi, sınırların kalktığı bir dijital iletişim çağında, şekil değiştiriyor. Wikipedia benzeri küresel bir anayasanın, belki çok daha ileri düzeyde ticaret, ceza ve diğer hukukların oluşturulduğu bir platformdan kaç sene uzaktayız? Bu küresel ortak akıl platformunu gelecekte kaç ülke kabul ederek uygulamaya hazır olacak? Bu tarz bir yasal sistem içinde hükümetlerin etkinliği ve sadece asayişi düzenlemek adına hizmet verecek kolluk kuvvetlerinin yapılanması ne şekilde olacak? Bunların netleşmesi için bir kaç nesil geçmesi gerekebilir.

Yeni milenyum ile birlikte yaygınlaşan İnternet’in 10 yılda dünyayı ne kadar çok değiştirdiğine şahit olduk. Bu fırsatlar dünyasında treni kaçırmayanlar bu gün değeri yüz milyarlarca dolarla ifade edilen yapılara dönüştüler. Benzeri bir dönemin daha eşiğindeyiz. 15. yüzyılda Gutenberg’in matbaayı icad edişinden sonra belki de en büyük medya dönüşümünü yaşamak üzereyiz. Tablet bilgisayarlar ve elektronik kitaplar hayatımızda hızla yayılıyor. Evet bir değişim ve dönüşüm gerçekleşecek ama bunun kurallarını kim yazacak? Şekli ne olacak? Kuralları kim belirleyecek ve bu etki ne kadar sürecek? Şimdilik bunlar hakkında yorum yapmak için erken.

İnsan nüfusu tehlikeli bir eşik değere ulaştı. Tarihe dönüp baktığımızda daha kısıtlı coğrafi bölgeler içinde bu eşik değer aşıldığında mutlaka büyük kırılımlar yaşandığına şahit oluyoruz. Günümüzün modern teknolojisi coğrafi sınırları ortadan kaldırdığı ve küresel boyutlarda ölçekleme etkisi yarattığı için tarihteki benzer kırılımların gerçekleşme frekansından daha uzun bir bekleme sürecindeyiz. Ancak kesinlikle gelecek 8-9 yıl içerisinde bu kırılımın yaşanacağını düşünüyorum.

Görünen o ki mikro boyutta takvimlerde tek bir basamak hariç, bireysel hayatta belediye çukurlarına düşerek ölen vatandaşların sayısı ve kısır siyasi söylemlerde değişim yaşanmayacak. Makro boyutta ise insanoğlu kendini yok etmenin eşiğine gelmiş olabilir. Bu gerçeği kim değiştirebilir?

Değişmeyen ve değişenlerin farkında olabileceğimiz zamanlar temenni ediyorum okuyucularıma.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

ahmetusta.com

Pazartesi, 02 Ağustos 2010

Yaklaşık bir sene önce ahmetusta.net domain adını nasıl geri aldığımı detaylı bir şekilde günlüğümde anlatmıştım. Geçtiğimiz günlerde süre bitimine yaklaşık 20 gün kalan ahmetusta.com için freewho.com adresinden bulduğum sahibinin iletişim bilgileri ile maalesef bir yere varamadım. Hasan Gündoğdu ismi ve elimdeki tek ipucu olan İzmir kelimeleri ile Linkedin hesabına ulaştığım Hasan Bey ile irtibata geçtim. Sonrasında kendisi ile kısa bir muhabbetimiz oldu. Yıllardır peşinde koşturduğum ahmetusta.com alan adını bana bedelsiz bir biçimde devreden Hasan Gündoğdu’ya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Böyleec bir macera daha mutlu son ile bitmiş oldu.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 1,00)
Loading ... Loading ...

Ve Devlet Sanal Ticarete El Attı

Salı, 29 Haziran 2010

Beklenen bir gelişme miydi bu yaşanan? Bu sorunun cevabını vermek güç ama eninde sonunda böyle bir adım atılacağı belliydi. Maliye Bakanlığı pilot bölge olarak seçtiği İzmir’de başlattığı çalışma ile öncelikle GittiGidiyor üzerinden toplu satışlar yapan kullanıcıları takibe almış durumda. Bu kullanıcıları merkeze çağırarak faturasız gerçekleşen tüm satışlar için toplam tutarda gayet yüksek cezalar kesiliyor. Konu uzun ve derin. Konu hakkındaki detaylı analiz yazımı Bloomberg Businessweek Türkiye dergisinin 27 Haziran 2010 tarihli 25. sayısında okuyabilirsiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Özgürlükçü Ülkenin Yasakçı Mahkemeleri

Pazartesi, 07 Haziran 2010

Türkiye ilginç bir ülke. Her daim özgürlük, eşitlik ve demokrasiden bahsederken maalesef hayata geçirilen uygulamalar ile bu söylemler ile örtüşmüyor. 2008 yılından bu yana devam eden youtube yasağı buna en güzel örnek. Bu güne kadar youtube erişim yasağını delmenin kolay yolları olduğu için belki de bu işin ciddiyetini fazla kavrayamamıştık ancak pek çoğumuzun önceden gördüğü bir şey artık gerçekleşiyor. Geçtiğimiz hafta içinde youtube için yasak DNS bazlı olmaktan çıkartılıp IP bazlı hale getirildi. Peki ne mi oldu? Aynı IP’leri kullanan Google servisleri ve bu servisleri kullanan siteler bir anda erişilemez hale geldi. Bu mevcut durumun bilinen yönü, bir de bilinmeyen veya öngörülmeyen yönü var…

Şu anda youtube’a farklı servisler üzerinden erişmek mümkün. DNS yerine IP bazlı engel kararı alan düşünce sistemi, bu tarz servislerin önüne geçemeyince ne yapacak? Türkiye’nin yurt dışı çıkışlarını mı kapatacak? Tüm trafik bloklanınca, insanlar e.devlet kapısı üzerinden bir form ile erişmek istedikleri siteler için izin mi çıkartacak?

Değerli dostum Atıf Ünaldı‘nın bu konuda çok yerinde bir tespiti var. Atıf; “Youtube’de bizi rahatsız eden içerik yüzünden yani negatif propaganda yüzünden aldığımız erişim yasağı kararı pozitif propaganda yapacak herkesi yasaklıyor. Bu nedenle bir süre sonra pozitif Türkçe içerik dünyanın en çok girilen video sitesinde azalacaktır. Bu da negatif içeriğin oran olarak artmasına Türkiye’nin tanıtımına zarar vermektedir.” Üstüne söyleyecek başka bir şey yok.

Bu yasakların kaynağı olarak Google’ın verdiği hizmetlerden vergi alınamaması da gösteriliyor. Bu işin çok ayrı bir yönü. Ütopik bir gerçeklikte kaçak araba satan bir firmaya kızıp otoyolları kullanıma kapatmak ile aynı mantık silsilesi içinde bir davranış. Eğer yurt dışından satın alınan bir ürün fiziksel olarak Türkiye içine girecekse öncelikle bu ürünün değerine bakılıyor. Bu değer 100 Euro ve altındaysa gümrüğe tabi olmaksızın geçişine izin veriliyor aksi takdirde gümrük vergisi tahsil ediliyor. Peki Google’ın sunduğu şekilde bu ürünler dijital ortamda sağlanıyorsa ve ortada denetlenebilecek fiziksel bir ürün yoksa ne olacak? Şüphesiz ki dijital ürünler için yurt dışına giden para Maliye bakanlığının gözünden kaçmıyor ve burada en çok göze batan Google’ın servisleri oluyor.

İki büyük tehlike görüyorum. Birincisi yurt dışı çıkışlarının, akıl almaz bir şekilde, günümüz teknolojisine ayak uyduramayan demodern yasalar tarafından kapatılmaya doğru gittiği. İkincisi ise elektronik ortamda gerçekleşen tüm yurt dışı kaynaklı para trasnferleri için ÖTV benzeri bir vergi uygulamasının hayata geçme ihtimali. Muhtemelen bunu iki şekilde yapabilirler; hiç bir ayrım yapmaksızın tüm internet kullanıcılarından “internet veri iletişim vergisi” almaya başlayıp bunu gerçekleşen veri transfesi miktarı ile ilişkilendirebilirler. Bir diğer yöntem ise yurt dışı kaynaklı tüm online kredi kartı işlemlerinden %18 vergiyi alma görevini bankalara verebilirler. Ama bu durumda gerçekleşen işlemin gümrükten geçecek bir fiziksel ürünle ilişkilendirilmesi nasıl olacak? Cevabı basit; “Siz %18 verginizi ödeyin, ürünü faturası ile gümrükten çekerken iadesini biz yaparız.”

Tüm dünyaya özgürlük dersi verirken kendi halkına akıl almaz sebepler ile İnternet’i yasaklamak açıkçası biraz değil çok ama çok ayıp oluyor. Eğer acilen bir şeyler yapılmaz ise bu işin sonu gerçekten hiç güzel olmayan bir yere doğru gidiyor.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 3,40)
Loading ... Loading ...