
Bilişim sektörü pırıltılı sözler ile süslü ama acı gerçekler gizlenemiyor.
Tüm rakamlar ve tecrübeler bilişim teknolojilerinin katma değeri en yüksek sanayi olduğu göstermekte. TÜBİSAD ve INTEL tarafından Ankara’da düzenlenen; “Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi: Bilişim Ekonomisi İstihdam ve Yatırım Politikaları” konferansı katılımcıları bu gerçeğin altını çiziyorlar. ABD IT ve Inovasyon Başkanı Robert Atkinson Amerika Birleşim Devletleri’nin 1980-1994 yılları arasında üretkenliğinin Avrupa Birliği’nin gerisinde iken 1995 yılından sonra bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar ile AB’nin iki katı verimliliğe ulaştıklarını söylüyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise eğer yaptığınız işte bilgi teknolojilerinin getirdiği imkanlardan istifade ediyorsanız bunları işinize yansıtıyorsanız mutlaka rakiplerinize göre çok daha önde gitmeyi başarabiliyorsunuz aksi halde babadan kalma usuller ile işe devam ederseniz sonunda tezgahı kapatmak durumunda kalırsınız diyor Yıldırım 167 yıllık geçmişse sahip Türk Telekom’un 8-9 milyar ciro yaptığını öte yandan on yıl önce kurulmuş bir bilişim şirketinin 200 milyar dolar cirolara ulaştığını belirtiyor ve ekliyor; “Çaya çorbaya limon ne ise bilişim ülkeler ve insanlar için aynı şeyi ifade ediyor.”
OECD’nin bilgi teknolojileri veritabanından alınan veriler, 2008 yılının ikinci yarısından itibaren bilişim sektörünün tüm alt dallarında grafiklerin negatif yönde seyrettiğini göstermekte. Aynı veriler 2000-2008 yılları arasında bilişim sektöründeki kârlılık artış rakamlarını da bize veriyor. Katar yüzde 65’lik büyüme ile ilk sırada yer alırken Hindistan, Rusya, Mısır ve Çin’i yüzde 20’lik büyüme ile Türkiye takip ediyor. Türkiye’nin 2009 yılı rakamlarına baktığımızda bilişim sektörünün toplam cirosunun 30 milyar dolar civarında olduğunu görmekteyiz. Ancak bu rakamın yüzde 70’lik kısmını telekomünikasyon hizmetleri oluşturuyor. Geriye kalan 9 milyar dolarlık kısmın yüzde 60’ı donanım harcamalarına ayrılmış. Yazılım ve servislerin paylaştığı yüzde 40’lık bölüm 3,5 milyar dolara tekabül etmekte. OECD ve AB üye ülkelerinde telekomünikasyon’un aslan payını aldığı bir gerçek ancak donanım, yazılım ve hizmetler için Türkiye tam bir tezat durum oluşturmakta.
Türkiye’de bilişim sektöründe donanım yatırımlarının tamamına yakını ithal teknoloji ürünleri tarafından domine edilmiş durumda. Yazılımda durum biraz daha ılımlı ancak işletim sistemi, ofis uygulamaları gibi yoğun kullanıma sahip lisansların ithalat oranı çok yüksek. Vergilerden arındırılmış rakamlar sonrasında ülke içinde oluşturulan katma değer ve istihdamın kayda değer bir başarı olarak ele alınması mümkün değil. OECD’nin Bilgi Teknolojilerine Bakış 2010 raporu verileri bu durumu destekler nitelikte. 1996-2008 yılları arası bilişim teknolojileri ihracat rakamları sırlamasında Türkiye sondan dördüncü sırada bulunuyor. Sevindirici tek gösterge ise bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşmasında endeks değerlerimizin OECD ortalamasının üstünde olması ve ekonomik kriz sonrasında OECD’nin belirlediği politikalar ile eş politikalara sahip olmamız. Türkiye’nin öncelikleri içinde bilişim etkinliğinin ve istihdamının yükseltilmesi ile geniş bant erişiminin yaygınlaştırılması yer alıyor.
Dünya’dan başarılı örneklere baktığımızda Kolombiya ilginç bir tablo çiziyor. Internet erişimi üzerinden alınan vergilerin düşürülmesi, erişimin tabanda yayılmasını ve sonuç itibari ile vergi gelirlerinin artışı şeklinde geri dönüş sağlıyor. Robert Atkinson regülasyonların ve vergilendirme politikalarının bilişim sektörüne zarar verebileceğinin altını çizerken, Internet kullanımı, geniş bant erişim ve internet uygulamalarında verginin sıfırlanmasını tavsiye ediyor.
Veri Konseyi başkanı Mustafa Uysal’ın önerisi ile dikkate değer zira 7 milyonun üzerine ulaşan Internet kullanıcılarında hedeflenen 15 milyon değerlerine ulaşmak için artık tarım nüfusuna odaklanmamız gerektiğini söylüyor. Devlet’in tarım sektörü için ayırdığı yıllık 400 milyon dolarlık teşviklerin eğitimsizlik nedeni ile verimli sonuçlar doğuramadığını, bu teşvik tutarının yüzde 10’u ile bilişim teknolojileri kullanılarak verilecek eğitimlerin gerek bilişim gerekse tarım üretimi için verimliliği arttırılabileceğini belirtiyor.
Şüphesiz ki çok karamsar bir tablo çizip umutsuzluğa kapılmamak lazım. Türkiye’nin e-devlet, e-eğitim gibi alanlarda çok önemli atılımlar gerçekleştirdiğini göz ardı edemeyiz. Sonuç olarak limon’un faydaları saymakla bitmiyor elbette ancak sarı kabuğunun altındaki ekşi tadın gerçeğini kabullenmeliyiz.
Etiketler: AB, ar-ge, bilgi teknolojileri, bilişim, Binali Yıldırım, donanım, e-devlet, e-eğitim, intel, istihdam, Mustafa Uysal, OECD, Robert Atkinson, sektör, TÜBİSAD, ulaştırma bakanı, Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi, yazılım
