Zaman Hırsızları

25 Nisan 2012

Sahip olduğumuz en değerli şey nedir? Bu sorunun pek çok farklı cevabı olabilir ve bu cevaplar kişiden kişiye değişir. Son dönemlerde kaybettiğim zamanı benden çalanlara karşı kiderek artan bir hoş görüsüzlüğe sahibim. Hoş görmek mümkün mü? Bence değil, çünkü paranın veya bir başka değerin satın alamayacağı bir kavram; zaman.

Çalıştığımız işi düşünelim. Mesaimiz olan sabah 09:00 akşam 18:00 arasında hayatımızın belli bir kısmını para kazanabilmek için iş verenimize  kiralıyoruz. Bu ticaretin yan etkileri olan işe geliş ve dönüş sürelerini kayıplar olarak değerlendirebiliriz. Madem ömür sınırlı ve tükendiği zaman geri gelmiyor, o zaman neden hayatımın bir kısmını kiralıyorum? Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Uzak Ofis ama Yakın Tehlike

30 Mart 2012

Mobil çalışma hayatı kolaylaştırıyor. Ancak doğru teknolojiler kullanılmazsa kaybınız kazancınızdan çok olabilir

Teknolojinin ne kadar geliştiğini artık vurgulamaya gerek yok. Artan geniş bant internet erişim imkânları yanı sıra 3G gibi teknolojilerin Türkiye’de kullanılmaya başlaması, çalışanların ofislerine uzaktan bağlanması için büyük bir kolaylık sağlıyor. Bundan beş yıl öncesine kadar işletmeler çalışanları için bir masa, bir bilgisayar sistemi, mevcut imkânlar dahilinde bir internet bağlantısı sağlamakla yükümlüyken bugün taşınabilir bir bilgisayar ve mobil internet bağlantısı mekana bağlı ofis gereksinimlerini ortadan kaldırıyor. Bu gelişmenin işletmeler için bir güzel bir de kötü sonucu var. Güzel sonuç; artık fiziksel mekanlara, ofis mobilyalarına ve bunlara bağlı diğer masraf kalemlerine para akıtmak zorunda değiller. Kötü haber ise internet bulutu içinde çalışan kişi ve şirket sunucuları arasında gerçekleşen veri akışı, dış dünyadan gelebilecek tehditlere karşı ciddi bir korunma ve güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyuyor.
Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

e-Devlet & Bürokrasi Karşı Karşıya

30 Mart 2012

Türkiye’nin uzun bir süredir gündeminde yer alan e-Devlet dönüşüm ve yapılanma süreci, bürokratik engellerin ve çıkar çatışmalarından kurtulup yoluna devam edebilecek mi?

Türkiye’nin e-devlet sürecindeki miladı 1984 yılında kamu yönetimi reformu için çıkartılan 3056 sayılı kanunun olarak kabul edilebilir zira bu kanun 16. maddesinde İdareyi Geliştirme Başkanlığına, kamu hizmetlerinin verimli ve etkin kullanımı için gerekli tedbirleri alma, sistemleri kurma ve ilgili birimler arasında koordinasyonu sağlama görevini vermiştir.

Kamu hizmetlerinin verimli kullanımı 1980’lerin ortalarında formaliteleri azaltma ve kuyrukları kısaltma olarak anlaşılıyor. 1995 yılında internet’in ticarileşme ve yaygınlaşma öncelikle özel sektör tarafından benimseniyor sonrasında ise devlet tarafından kullanılması gündeme geliyor. Böylece e-devlet tanımı hayat buluyor. 1998 yılından itibaren Türkiye’de gündeme girmeye başlayan e-devlet kavramı uzun bir süre bilgilendirme amaçlı bültene benzer internet sitelerinin ötesine geçemiyor maalesef.
Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Özelleşme Dönemi Başlıyor

29 Mart 2012

Sosyal Medya artık size cazip gelmiyor mu? Bir demet “Özel Sosyal Ağ” sunalım

Abraham Maslow 1943 yılında yayınladığı ve daha sonra geliştirdiği tanınmış teorisinde insanların ihtiyaçlarını hiyerarşik bir biçimde ele alır. En temelde yer alan fiziksel ve güvenlik olarak tanımlanmış maddi ihtiyaçları sosyal ihtiyaçlar takip eder. Özgüven temin etmek, başarılı olmak, fark edilmek, tanınmak, kabul görmek, bir gruba ait olmak, sosyal statü sahibi olmak ve takdir edilmek gibi etkenler sosyal ihtiyaçların bileşenleridir. Internet’in ve mobil teknolojilerin gelişim süreci sayesinde Maslow’un tanımladığı sosyal ihtiyaçların artık dijital platforma aktarıldığı söylemek yanlış olmaz. Facebook, myspace, twitter, friendfeed gibi platformların kullanıcı sayılarında meydana gelen exponansiyel artış bu modern trendin en önemli göstergelerinden birisi. Geçmiş yıllarda e-posta ve e-posta grupları popüler birer iletişim aracı iken artık bu durum değişiyor ve insanların sağladığı bilgi akışı sosyal medya olarak tanımlanan platformlara kayıyor. “Bir kişi e-posta kontrolü yapmak için günde ortalama üç dakika harcarken sosyal medya için ayrılan zaman 56 dakika oluyor.” Diyor Bizebiz.com site direktörü Banu Hasbora.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Şeffaflık Çağı mı? Tedbir Çağı mı?

29 Mart 2012


Şeffaflık cezp edici olabilir ama beraberinde getirdiği tehlikeler var

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişim, on sene öncesinde bilim kurgu olarak tasavvur edilen imkânları, bu gün kullanılabilir kılmış durumda. Yeni yüzyılın adını teknoloji çağı olarak koymak yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında bazı soru işaretlerinin oluşmasına engel olamıyor. IP tabanlı iletişim imkânlarının birkaç yüz gram ağırlığında cihazlara entegre olması, üstelik bu cihazların yüksek çözünürlükte fotoğraf çekebilmesi, video kaydı yapabilmesi bilginin dijital uzayda serbest dolaşıma çıkmasının önündeki fiziksel engelleri ortadan kaldırdı. Internet iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sayesinde sosyal ağlar olarak isimlendirilen iletişim altyapıları yüz milyonlarca insanın kolaylıkla erişebildiği platformlara dönüştü. Sadece Facebook 2009 yılı içinde dört kata yakın bir büyüme ile 400 milyonu aşan kullanıcı sayısına ulaştı. Internet stratejisti ve yazar Atıf Ünaldı, “İletişim teknolojileri sayesinde insanlar dikey büyümeden yatay bir genişlemeye, disiplinler arası iletişime geçiş yaptılar.” diyor ve ekliyor, “Örnek vermek gerekirse eskiden belli bir katma değeri sadece fizikçiler ile fizikçiler paylaşırken, bu gün bir ses sanatçısı ile fizikçi yeni bir katma değer üretmek için kolaylıkla bir araya gelebiliyorlar.” itiraf.com, istanbul.net, uzman.tv gibi pek çok sosyal iletişim sitesinin kurucusu ve yönetici ortağı olan Ersan Özer, “Sosyal ağlar insanların kendileriyle ilgili her türlü bilgiyi paylaşmaya ne kadar istekli olduğunu ortaya çıkardı. Öyle görünüyor ki kişisel televolelerimizi yarattık.”diyor.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Ufacık Tefecik İçi Dolu Turşucuk

25 Ocak 2012

Bilişim sektörü pırıltılı sözler ile süslü ama acı gerçekler gizlenemiyor.

Tüm rakamlar ve tecrübeler bilişim teknolojilerinin katma değeri en yüksek sanayi olduğu göstermekte. TÜBİSAD ve INTEL tarafından Ankara’da düzenlenen; “Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi: Bilişim Ekonomisi İstihdam ve Yatırım Politikaları” konferansı katılımcıları bu gerçeğin altını çiziyorlar. ABD IT ve Inovasyon Başkanı Robert Atkinson Amerika Birleşim Devletleri’nin 1980-1994 yılları arasında üretkenliğinin Avrupa Birliği’nin gerisinde iken 1995 yılından sonra bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar ile AB’nin iki katı verimliliğe ulaştıklarını söylüyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise eğer yaptığınız işte bilgi teknolojilerinin getirdiği imkanlardan istifade ediyorsanız bunları işinize yansıtıyorsanız mutlaka rakiplerinize göre çok daha önde gitmeyi başarabiliyorsunuz aksi halde babadan kalma usuller ile işe devam ederseniz sonunda tezgahı kapatmak durumunda kalırsınız diyor Yıldırım 167 yıllık geçmişse sahip Türk Telekom’un 8-9 milyar ciro yaptığını öte yandan on yıl önce kurulmuş bir bilişim şirketinin 200 milyar dolar cirolara ulaştığını belirtiyor ve ekliyor; “Çaya çorbaya limon ne ise bilişim ülkeler ve insanlar için aynı şeyi ifade ediyor.”

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Dijital Tehditlerin Yılı 2010

25 Ocak 2012

Bilişim bütçelerini kısmak istediğinizde emin misiniz? Dijital tehditler sizi bekliyor!

Ocak ayının son haftası Kaspersky Lab’ın Moskova’da düzenlediği güvenlik tehditlerine bakış ve öngörüler konferansında dijital tehditler masaya yatırıldı. Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan birisi dijital güvenlik tehditlerinin giderek kompleks bir yapıya büründüğü ve sayılarının her sene katlanarak büyümesi. 1992 yılından 2007 yılı sonuna kadar bilinen dijital tehditlerin sayısı 2 milyon iken bu rakam 2008 yılında 15 milyona ve 2009 yılında 33,9 milyona tırmanmış bulunuyor. Öngörüler 2010 yılı sonuna kadar rakamların 70 milyonu aşabileceğini göstermekte.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Alan Adlarında Yeni Bir eTKi

20 Ocak 2012

Alan adlarında yeni bir eTKi

Internet alan adları üzerine yapılan ilk çalışma 1984 yılında gerçekleştirildi ve dünyanın ilk ticari jenerik alan adı olan symbolics.com kaydettirildiğinde takvimler 15 Mart 1985 yılını gösteriyordu. Aradan geçen 24 sene boyunca com, net, org, edu ile başlayan kök kayıtlarına tv, info, biz, tel, name, jobs travel gibi pek çok uzantı daha eklendi. Şu anda 106 milyondan fazla alan adı kaydettirilmiş durumda ve bu sayı her geçen gün artmakta.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Turkcell, Bayiler ve 3G

20 Ocak 2012

Turkcell Türkiye geneline yayılan geniş bayi ağı ve tüm çalışanları ile çok büyük bir ekosistem oluşturuyor. Bu ekosistem içerisinde yaşanan her yeni gelişme pek çok insanın hayatını etkiliyor. Yıllardır beklenen 3G lansmanı ile birlikte Türkiye yeni bir servis ve yeni bir dönem ile tanışıyor. Bu noktada Turkcell Satış’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Sayın ile Turkcell, Bayileri ve 3G üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

3G Lansmanı Turkcell Bayileri üzerinde nasıl bir etki oluşturdu?

3G’nin bayilerimize olan etkisi lansmandan çok önce başladı. Turkcell ekosistemi içinde yer alan bayilerimizde ki çalışanları ki sayıları 22.500’ü geçmekte, önce merkezlerde yüz yüze ve akabinde çevrimiçi seminerler ile birden fazla kez eğitim verdik. Bazı 3G cihazları lansmandan çok daha önce satılmaya başlanmıştı. Samsung ve Nokia ile çeşitli kampanyaları yapmıştık. Samsung kampanyası ile yüz binlerce cihaz sattık ve satılmaya devam ediyor. Şu anda da Nokia ile gayet makul ödeme seçenekleri dâhilinde 3G cihazlar sattığımız kampanyalar yürütmekteyiz. BlackBerry Bold, Apple iPhone gibi cihazlar için yürüttüğümüz kampanyalarımız ise aslında 3G altyapısı için özellikle önem verdiğimiz kampanyalarımızdı. Hatta içinde 3G SIM kartı olan HP Netbook ve Notebook cihazlar satmaya başladık ve arkadaşlarımız çok başarılı satışlar yapmışlardı. Ancak tüm bu satışlar 3G lansmanından sonra bir hafta içinde yaptığımız satışlar ile karşılaştırılamaz bile. Şu anda 3G abone sayımız iki milyonu aşmış durumda ve bunların yarısında 3G cihaz var ve diğer yarısı yeni birer cihaz alacaklar. Bu bayilerimiz için hem adet olarak hem de 3G’li cihazların daha gelişmiş olması sebebiyle ciro olarak çok daha da fazla çok büyük bir katkı ve potansiyel oluşturacak. Hemen bunların arkasından servisler geliyor. Biz bir cihaz sattığımızda bunu sade fiziksel bir cihaz olarak değil içinde esas önemli bir değer teşkil eden veri iletişim hizmetleri ile satıyoruz. Bu çözümler 24 aya varan uzun süreli kontratlar vadeler ile satılmakta. Bayilerimizin bunları müşteriye önceden anlatması ve müşteriyi ikna etmesi gerekiyor. Açıkçası çok sevindirici bir durum söz konusu zira şu anda insanlar mağazalara hücum etmiş durumda. Buna hazırdık çünkü lansman günü ile birlikte pek çok mağazamızda, satışı olan cihazlar hazır ve birbirleri ile iletişim kurabilir haldeydiler. Açıkçası o kadar geniş bir bayi ağımız var ki henüz bazı mağazalarımız 3G kapsama alanına girmediği için bu ürünlerimiz şimdilik yok, ancak çok hızlı bir büyüme ve kapsama alanı genişletme çalışmamız var ve en kısa sürede bu mağazalarımızda da bu cihazlar canlı demolar ile müşterilerimizin beğenisine sunulmuş olacaklar.

Gerek eğitimler gerekse öncende başlayan kampanyalar ve müşteri ile olan ilişkiler 3G ile birlikte bayilerimizin hayatını kökten etkiledi ve etkilemeye devam etmekte.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Tehlikenin farkında mısınız?

20 Ocak 2012

Personeliniz dijital bilgilerinizi ufak bir USB bellek ile beraberinde götürebilir. Engel olabilir misiniz?

Yaşanan ekonomik kriz ile beraber işinden ayrılan beyaz yakalı çalışanların sayısında büyük bir artış yaşanmakta. Sebebi ne olursa olsun bu çalışanlar eski şirketlerine ait pek çok veriyi beraberlerinde götürmekteler ve şirketlerin bu tehlikeyi fark ederek önlem almaları gerekiyor.

Yapılan son araştırmalar, şirketlere ait kritik verilerde yaşanan kaçakların, veri güvenliğinde en büyük tehdit olduğunu göstermekte. Uzmanlar bu tehdidin boyutunu virüslerden, zararlı yazılımlardan ve dışarıdan gelen saldırılardan çok daha büyük olduğuna dikkat çekiyorlar. Her geçen gün daha fazla personel, hiçbir denetim mekanizmasına tabi tutulmaksızın dijital verileri şirket dışına çıkartmaya devam ediyorlar.

Symantec sponsorluğu ile Ponemon Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları işten ayrılan çalışanların yüzde 59’nun eski işyerlerindeki verileri beraberlerinde götürdüğünü gösteriyor, üstelik bu itirafta bulunanların yüzde 79’u, işverenlerinin verileri almalarına izin vermediği halde bunu gerçekleştirdiklerini ifade ediyorlar ki bu buzdağının sadece görünen tarafı.

Pek çok işletme çalınan verilerin farkında bile değil oysa bu bilgiler sadece müşterilerine ait basit adres kayıtlarının ötesinde şirketin finansal verilerini içeren kritik öneme sahip olabiliyor. Şirket dışına sızan verilerin tekrardan kullanılma oranı ise göz ardı edilemeyecek kadar yoğun. IDC’den Kıdemli Analist Mukesh Chulani, Milli Eğitim Bakanlığına ait veritabanından çalınan bilgilerin kolaylıkla Rapidshare gibi bir paylaşım ortamına yüklenmesine dikkat çekerek, durumun önemini vurguluyor.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...