Ufacık Tefecik İçi Dolu Turşucuk

25 Ocak 2012

Bilişim sektörü pırıltılı sözler ile süslü ama acı gerçekler gizlenemiyor.

Tüm rakamlar ve tecrübeler bilişim teknolojilerinin katma değeri en yüksek sanayi olduğu göstermekte. TÜBİSAD ve INTEL tarafından Ankara’da düzenlenen; “Uluslararası Bilişim Sanayi Zirvesi: Bilişim Ekonomisi İstihdam ve Yatırım Politikaları” konferansı katılımcıları bu gerçeğin altını çiziyorlar. ABD IT ve Inovasyon Başkanı Robert Atkinson Amerika Birleşim Devletleri’nin 1980-1994 yılları arasında üretkenliğinin Avrupa Birliği’nin gerisinde iken 1995 yılından sonra bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar ile AB’nin iki katı verimliliğe ulaştıklarını söylüyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise eğer yaptığınız işte bilgi teknolojilerinin getirdiği imkanlardan istifade ediyorsanız bunları işinize yansıtıyorsanız mutlaka rakiplerinize göre çok daha önde gitmeyi başarabiliyorsunuz aksi halde babadan kalma usuller ile işe devam ederseniz sonunda tezgahı kapatmak durumunda kalırsınız diyor Yıldırım 167 yıllık geçmişse sahip Türk Telekom’un 8-9 milyar ciro yaptığını öte yandan on yıl önce kurulmuş bir bilişim şirketinin 200 milyar dolar cirolara ulaştığını belirtiyor ve ekliyor; “Çaya çorbaya limon ne ise bilişim ülkeler ve insanlar için aynı şeyi ifade ediyor.”

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Dijital Tehditlerin Yılı 2010

25 Ocak 2012

Bilişim bütçelerini kısmak istediğinizde emin misiniz? Dijital tehditler sizi bekliyor!

Ocak ayının son haftası Kaspersky Lab’ın Moskova’da düzenlediği güvenlik tehditlerine bakış ve öngörüler konferansında dijital tehditler masaya yatırıldı. Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan birisi dijital güvenlik tehditlerinin giderek kompleks bir yapıya büründüğü ve sayılarının her sene katlanarak büyümesi. 1992 yılından 2007 yılı sonuna kadar bilinen dijital tehditlerin sayısı 2 milyon iken bu rakam 2008 yılında 15 milyona ve 2009 yılında 33,9 milyona tırmanmış bulunuyor. Öngörüler 2010 yılı sonuna kadar rakamların 70 milyonu aşabileceğini göstermekte.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Alan Adlarında Yeni Bir eTKi

20 Ocak 2012

Alan adlarında yeni bir eTKi

Internet alan adları üzerine yapılan ilk çalışma 1984 yılında gerçekleştirildi ve dünyanın ilk ticari jenerik alan adı olan symbolics.com kaydettirildiğinde takvimler 15 Mart 1985 yılını gösteriyordu. Aradan geçen 24 sene boyunca com, net, org, edu ile başlayan kök kayıtlarına tv, info, biz, tel, name, jobs travel gibi pek çok uzantı daha eklendi. Şu anda 106 milyondan fazla alan adı kaydettirilmiş durumda ve bu sayı her geçen gün artmakta.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Turkcell, Bayiler ve 3G

20 Ocak 2012

Turkcell Türkiye geneline yayılan geniş bayi ağı ve tüm çalışanları ile çok büyük bir ekosistem oluşturuyor. Bu ekosistem içerisinde yaşanan her yeni gelişme pek çok insanın hayatını etkiliyor. Yıllardır beklenen 3G lansmanı ile birlikte Türkiye yeni bir servis ve yeni bir dönem ile tanışıyor. Bu noktada Turkcell Satış’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Sayın ile Turkcell, Bayileri ve 3G üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

3G Lansmanı Turkcell Bayileri üzerinde nasıl bir etki oluşturdu?

3G’nin bayilerimize olan etkisi lansmandan çok önce başladı. Turkcell ekosistemi içinde yer alan bayilerimizde ki çalışanları ki sayıları 22.500’ü geçmekte, önce merkezlerde yüz yüze ve akabinde çevrimiçi seminerler ile birden fazla kez eğitim verdik. Bazı 3G cihazları lansmandan çok daha önce satılmaya başlanmıştı. Samsung ve Nokia ile çeşitli kampanyaları yapmıştık. Samsung kampanyası ile yüz binlerce cihaz sattık ve satılmaya devam ediyor. Şu anda da Nokia ile gayet makul ödeme seçenekleri dâhilinde 3G cihazlar sattığımız kampanyalar yürütmekteyiz. BlackBerry Bold, Apple iPhone gibi cihazlar için yürüttüğümüz kampanyalarımız ise aslında 3G altyapısı için özellikle önem verdiğimiz kampanyalarımızdı. Hatta içinde 3G SIM kartı olan HP Netbook ve Notebook cihazlar satmaya başladık ve arkadaşlarımız çok başarılı satışlar yapmışlardı. Ancak tüm bu satışlar 3G lansmanından sonra bir hafta içinde yaptığımız satışlar ile karşılaştırılamaz bile. Şu anda 3G abone sayımız iki milyonu aşmış durumda ve bunların yarısında 3G cihaz var ve diğer yarısı yeni birer cihaz alacaklar. Bu bayilerimiz için hem adet olarak hem de 3G’li cihazların daha gelişmiş olması sebebiyle ciro olarak çok daha da fazla çok büyük bir katkı ve potansiyel oluşturacak. Hemen bunların arkasından servisler geliyor. Biz bir cihaz sattığımızda bunu sade fiziksel bir cihaz olarak değil içinde esas önemli bir değer teşkil eden veri iletişim hizmetleri ile satıyoruz. Bu çözümler 24 aya varan uzun süreli kontratlar vadeler ile satılmakta. Bayilerimizin bunları müşteriye önceden anlatması ve müşteriyi ikna etmesi gerekiyor. Açıkçası çok sevindirici bir durum söz konusu zira şu anda insanlar mağazalara hücum etmiş durumda. Buna hazırdık çünkü lansman günü ile birlikte pek çok mağazamızda, satışı olan cihazlar hazır ve birbirleri ile iletişim kurabilir haldeydiler. Açıkçası o kadar geniş bir bayi ağımız var ki henüz bazı mağazalarımız 3G kapsama alanına girmediği için bu ürünlerimiz şimdilik yok, ancak çok hızlı bir büyüme ve kapsama alanı genişletme çalışmamız var ve en kısa sürede bu mağazalarımızda da bu cihazlar canlı demolar ile müşterilerimizin beğenisine sunulmuş olacaklar.

Gerek eğitimler gerekse öncende başlayan kampanyalar ve müşteri ile olan ilişkiler 3G ile birlikte bayilerimizin hayatını kökten etkiledi ve etkilemeye devam etmekte.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Tehlikenin farkında mısınız?

20 Ocak 2012

Personeliniz dijital bilgilerinizi ufak bir USB bellek ile beraberinde götürebilir. Engel olabilir misiniz?

Yaşanan ekonomik kriz ile beraber işinden ayrılan beyaz yakalı çalışanların sayısında büyük bir artış yaşanmakta. Sebebi ne olursa olsun bu çalışanlar eski şirketlerine ait pek çok veriyi beraberlerinde götürmekteler ve şirketlerin bu tehlikeyi fark ederek önlem almaları gerekiyor.

Yapılan son araştırmalar, şirketlere ait kritik verilerde yaşanan kaçakların, veri güvenliğinde en büyük tehdit olduğunu göstermekte. Uzmanlar bu tehdidin boyutunu virüslerden, zararlı yazılımlardan ve dışarıdan gelen saldırılardan çok daha büyük olduğuna dikkat çekiyorlar. Her geçen gün daha fazla personel, hiçbir denetim mekanizmasına tabi tutulmaksızın dijital verileri şirket dışına çıkartmaya devam ediyorlar.

Symantec sponsorluğu ile Ponemon Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları işten ayrılan çalışanların yüzde 59’nun eski işyerlerindeki verileri beraberlerinde götürdüğünü gösteriyor, üstelik bu itirafta bulunanların yüzde 79’u, işverenlerinin verileri almalarına izin vermediği halde bunu gerçekleştirdiklerini ifade ediyorlar ki bu buzdağının sadece görünen tarafı.

Pek çok işletme çalınan verilerin farkında bile değil oysa bu bilgiler sadece müşterilerine ait basit adres kayıtlarının ötesinde şirketin finansal verilerini içeren kritik öneme sahip olabiliyor. Şirket dışına sızan verilerin tekrardan kullanılma oranı ise göz ardı edilemeyecek kadar yoğun. IDC’den Kıdemli Analist Mukesh Chulani, Milli Eğitim Bakanlığına ait veritabanından çalınan bilgilerin kolaylıkla Rapidshare gibi bir paylaşım ortamına yüklenmesine dikkat çekerek, durumun önemini vurguluyor.

Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

İstanbul’un trafik sorunu var mı?

27 Aralık 2011

İstanbul’un kronikleşmiş bir trafik sorunu var mı? Megapole dönüşen şehirlerde bir trafik problemi olmak zorunda mı? İstanbul’da yaşayanların kafasında bu sorulardan en az birisi mutlaka bir kere geçmiştir. Ben de bir araç kullanıcısı olarak her akşam eve giderken bu soruyu kendime soruyordum. Artık dili geçmiş zaman kullanıyorum zira bu soruyu sormama gerek kalmadı. Bu yazıyı yazmadan bir kaç hafta önce yine bir akşam eve giderken ilginç bir uygulamaya şahit oldum. Bu uygulama sayesinde Levent – Zincirlikuyu istikametinden itibaren İncirli – Bahçelievler girişine dek, trafiğin yoğun olması gereken saatlarde ki işten eve genelde en az 1,5 – 2 saatte ancak ulaşabilirim, 40 dakika gibi bir sürede vardım. Bunun sebebi ise anayola ve yan yollara bağlanan tüm arterlerde polis ekipleri bekliyor, düzensiz şekilde sağ ve sol dış şeritlerden gelerek içeriye dalmaya çalışan araçları engelliyorlardı. Kısacası insanların kullara uyarak yol aldığı ve düzenli akan bir trafikte, megaşehir İstanbu’da trafik sorunu yaşanmıyordu.

Sorun bir ahlak ve anlayış sorunudur

İstanbul’un trafik sorununun temelinde yolların dar ve plansız olması değil, kurallara uymayı bilmeyen veya umursamayan ahlaksız ve anlayışsız insanlar var maalesef. Aslında bir istatistik yapma imkanı olsa bu grubun toplumun yüzde 5 ila 10′u arasında bir kesim olduğu ortaya çıkacağına inanıyorum ama gelin görün ki tüm şehri yaşanmaz kaotik bir hale sokmaya yetiyorlar. Sinyalsiz geçiş yapanlar, makaslama yapanlar, emniyet şeridini işgal edenler… Kısacası diğer insanların haklarına saygı göstermeyen ahlaksızlar.

Sorun nasıl çözülür?

Bu sorunun iki çözümü var. Birincisi trafik şubesinin her akşam ana yollarda 2-4 saat arayla her köşe başını tutması. Bunun işe yaradığını gördük. İkincisi ise maalesef ahlakdan yoksun kalmış insanlara “tekdir ile uslanmayanıun hakkı kötekdir” ölçüsünden yola çıkarak ciddi cezaların uygulanması. Madem ki her yıl trafik kazalarında terörde ölenlerden daha fazla insanımızı kaybediyoruz bu durumda trafik suçlarının TERÖR kapsamına alınmasında hiç bir sorun görmüyorum. Elbette hepimiz insanız ve zaman zaman istemeyerek de olsa hatalar yapabiliyoruz bu yüzden ilk hatalardan itibaren yaptırımları giderek artan cezalar işletilmeli ve belli bir sınır noktasından sonra trafik terörünün müsebbibleri en ağır cezalar ile cezalandırılmalılar. Maalesef acı bir gerçek ama anlayış, eğitim ve ahlakdan yoksun bir toplumu düzene sokmanın kısa vadeli başka bir çözümü olduğunu zannetmiyorum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Gelecek Hafta Bloomberg Businessweek Türkiye’de

02 Aralık 2011

Oldukça yoğun bir zaman akışının içindeki çer çöp misali hayatımızı harcıyoruz. Epifanik konuların mistik ağırlı içindeki izdüşümsel saçmalıklarına girip, çok şey bilen biri gibi davranıp, aslında boş adam misali dünyayı işgal eden insan modelini hiç sevmiyorum. Dosdoğru olacaksın. Yaşım 34 ama oyun oynamayı hâlâ seviyorum. 1977 yılında başlayan Star Wars efsanesi 25. yıldönümüne girmek üzere. Tam bu çeyrek yüzyıllık dönemin sonuna gelirken Electronic Arts’ın yayıncılığını ve Bioware’in yapımcılığını üstlendiği Star Wars The Old Republic isimli MMORPG tarz oyun, ön siparişlerini almaya ve 20 Aralıkta maceraya başlamaya hazır. İmparatorluk ve Cumhuriyet saflarında yer alan sekiz farklı karakterden birisi ile Star Wars evrenine girebileceksiniz. Bu sekiz karakterin gerçek iş dünyasındaki karşılıkları ise gelecek hafta raflara çıkacak olan Bloomberg Businessweek Türkiye dergisinde okuyabilirsiniz.

Yine gelecke hafta BBW’de yer alan özel dosya konusu çalışmam F@TİH Projesi içinde yer alan tabletler üzerine. 12 milyon tableti gençlere dağıtmaya hazırlanan devlet ve bu işin kimlerin ağzını sulandırdığı… Herkes buzdağının su üstündeki kısmına odaklanmışken suyun altında neler var? Bunlara değinmeye çalıştım. Keyifle ve ilgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum.

Reklamları bitirdiğime göre hayatınıza devam edebilirsiniz :)

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Mağduriyet Garanti Bankası

23 Eylül 2011

Aşağıdaki yazı biraz uzun olmakla birlikte bir bankanın bir müşterisini nasıl mağdur edebileceğin ve ne ölçüde vurdumduymaz olabileceğinin açık seçik göstergesidir. Okuyup ibret almakta ve müşterisini salak yerine koyan bu tarz bir banka ile çalışmamanız açısından faydalıdır.

Her şey nasıl başladı?
Gazeteci kimliği taşıdığım için mesleğim gereği çok sık seyahat etmek zorunda kalan birisiyim. Bu seyahatlerimden birisini bu sene Haziran ayında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Las Vegas kentinde düzenlenen bir konferans için gerçekleştirdim. Türkiye ile Las Vegas arasında 10 saat fark olduğunu belirtmek lazım. Yani İstanbul’da öğlen saat 13 iken Vegas’da gecenin 3’ü oluyor.

Elbette 16 saati aşan yolculuktan sonra otelde odama çekilip uykuya dalmak istiyordum ancak odada Avrupa tarz priz olmadığını görünce dönüştürücü bir adaptör almam gerekti. Hemen bir mağazadan adaptör bularak Garanti Bankasına ait yıllardır kullanmaya devam ettiği Shop & Miles kredi kartım ile satın aldım. Odama çekildim ve sonra uykuya daldım. Vegas saati ile gecenin bir yarısında çalan cep telefonumun sesi ile uyandığımda arayanın +90 0212 444 0 333 numaralı telefon olduğunu gördüm. Bu numarayı tanımamak ne mümkün? Tanışmayanlar varsa tanıştırayım; Alo Garanti hattı oluyor kendisi.

Alo Garanti hattındaki arkadaşlar gerekli gereksiz aramayı meslek edindikleri ve ben de her defasında karşılaştığım hayat, kart, maaş sigortası ve kredi kartı limiti gibi pazaralamaya yönelik sorularla muhatap olmak istemediğim için cevap vermedim. Telefonumu sessiz konuma alarak uykuma devam ettim.

Ertesi gün kredi kartımın iptal olduğunu öğrendim. Meğerse Vegas için gecenin bir köründe arayan Garanti Bankası abuk sabuk bir pazarlama için değil, kredi kartımın güvenliğini teyit etmek için beni arıyormuş. Ben de telefona cevap vermeyince güvenliğim için kartımı iptal etmişler. Açıkçası bunu çok dert etmedim zira hem kartım eskimişti hem de Vegas’da sadece iki gün kalıp geri dönecektim. Öte yandan Garanti’nin bu şekilde güvenlik önlemi almış olmasının güzel bir strateji olduğunu düşündüm.

Peki, Sonra Ne Oldu?
Neler olmadı ki? Okuyun bakın baya heyecanlı bir hikâye…

Zannediyorum ki 20 Ağustos tarihinde Garanti Bankasından bir SMS aldım. “Sayın müşterimiz Shop&Miles yurt dışı 3 taksit kampanyasından faydalanmak istiyorsanız YDSM yazarak filanca numaraya SMS atın diyordu.” Çok sevindim zira sık sık yurt dışına çıktığım için bu güzel bir fırsat olacaktı. YDSM yazarak ilgili numaraya SMS attım ve başvurumun alındığına dair onay SMS’i aldım. 24 Ağustos’ta başka bir davet için ABD’nin Oregon eyaletine bağlı Portland şehrine gittim. Garanti’nin yurt dışı taksit kampanyasından ses seda çıkmadığı için tekrar SMS attım ve ertesi gün içinde taksit kampanyasının onaylandığına dair cevap aldım. Her şey güzel gidiyordu.

İlk, İkinci ve Üçüncü Alışverişler
İlk alışverişimi ufak bir marketten yaptım. Kredi kartım ile ödeme yaptım. Süper! Kartım çalışıyor.

İkinci alışverişimi iki gün sonra bir kitapçıda yaptım. Özellikle taksit imkânından faydalanmak için tutarı 100 doların üzerinde alışveriş yaptım zira taksitlendirme kampanyasının ön şartı buydu. Kartım çalışmaya devam ediyor.

Üçüncü alışverişimi ilk alışverişimden yarım saat kadar sonra Apple mağazasından gerçekleştirdim. Kartım çalışmaya devam ediyor. Garanti’den arayan soran yok. Demek ki bir güvenlik problemi yok. Harika!

Sonra gruptaki arkadaşlar ile birlikte bir öğle yemeği yedik. Apple mağazasına geri döndüm zira almak istediğim birkaç parça daha bulunuyordu.

Ve Film Başlıyor
İşte en heyecanlı yere geldik. Almak istediğim ürünleri paketledikten sonra ödeme aşamasına sıra geldi. İlk denemede kredi kartımdan ücreti çekemediler. Görevli arkadaş; “Bazen böyle sorunlar yaşayabiliyoruz. Merkezi arayarak kontrol etmelerini isteyeceğim” dedi. Birkaç kontrolün ardından bana; “Maalesef bankanız kartınız ile işlem yapılmasına izin vermiyor” dedi. O anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü zira yanıma yeterli nakit almamıştım.

Böyle bir durumda ne yaparsınız? Elbette 444 0 333 Alo Garanti hattını ararsınız. ABD’de olmama ve bu görüşmenin benim için ciddi bir maliyet oluşturacak olmasına aldırmadan +90 212 44 0 333 numaralı hattı aradım. “Sayın abonemiz. 444 ile başlayan numaraların başından alan kodları kaldırılmıştır. Lütfen başında alan kodu olmadan arayınız.” Mesajını dinledim. +90 444 0 333 numarasını tuşladım. Bu seferde “Aradığınız uluslararası numara hatalıdır. Lütfen düzelterek tekrar arayınız.” hatasını aldım.

Sonuç; Garanti Bankasını aramak mümkün değildi. Derhal yardımcı olabileceğini düşündüğüm ilk numarayı, kartımın arkasındaki Concierge Hizmet hattını arayarak durumu izah ettim. Görüştüğüm kişi bana; “Yurt dışından 444’lü hizmet numaralarının aranamaması maalesef bilinen bir problem. Yapabileceğiniz tek şey şubenizi aramak olacaktır.” Dediler, zaten yardımcı olamamaları normaldi. Anormal olan Amerika’da gündüz saat 15 iken İstanbul’da gecenin saat 01:00 olması da değildi. O saatte şubenin açık olmayacağını zaten biliyordum. Ancak koskoca Garanti Bankasına yurt dışından ulaşamıyordunuz.

Acı Son
Amerika’dan Garanti Bankasına ulaşamadım. Yapabildiğim tek şey haklı müşteri servisinin web sitesindeki formu doldurmak oldu. Her zaman ki gibi 2-3 iş günü sonrasında bana copy/paste bir metin yolladılar. Haliyle kartım kapalı kaldı ve ABD’de yapmayı planladığım alışverişlerin hepsi iptal oldu.

Mağduriyet Garanti
Türkiye’ye döndükten sonra Garanti Bankasını arayarak kartımı işlemlere açtırdım zira acilen kartımın açılması gerekiyordu. Pek çok online işlem için kartımı sıklıkla kullanmak zorundayım.

Yaptığım şikâyetler için elle tutulur bir geri dönüş alamadım. Ancak yaptığım tüm görüşmelerin ses kayıtlarını aldım. Gerekirse bunları da yayınlayacağım.

Son Sorular
Garanti Bankası!

Benim yurt dışında olduğumu biliyor muydun?
Evet!

Shop & Miles bir seyahat kartı mıdır?
Evet!

Defalarca yurt dışına çıkmış ve alışveriş yapmış biri miyim?
Evet!

Kartımı aldığım günden bu yana, altı senedir, kartım hiç çalınmış veya şüpheli işlem yapılmış mı?
Hayır!

Bu güne kadar ödemesi gecikmiş, borcunun bir kuruş altında ödenmiş kredi kartı ekstrem var mı?
Hayır!

O zaman hangi mantıkla, beni uyarmadan veya sormadan, kredi kartımı yurt dışında kullanıma kapatıyorsun?
Güvenlik bıdı bıdı…

Neden koskoca bankanın yurt dışından erişilebilir bir numarası yok?
444 0 333 bıdı bıdı..

O numara yurt dışından aranmıyor. Biliyorsun değil mi?
Evet, bazen operatör, telekom, cart curt…

“Arkadaşım bana ne telekomun teknik sorunundan. Yapacağın basit bir doğrudan telefon numarası alıp bunu web sitenin görünen bir yerine koymak.”

Mağduriyetimi gidermek için ne yapacaksınız?
Aaaa biz hiç elleşmeyiz. Görmedik. Duymadık. Güvenlik. Korumacılık. Haklı Müşteri, Pardon. Copy/Paste….

Elbette hakkınızda dava açıp yıllarca uğraşmak istemiyorum. Nasıl olsa o sayfalarca uzun sözleşmelerin bir yerine iki satır kendinizi kurtaracak cümle eklemişsinizdir.

Ancak çok daha büyük bir ceza veriyorum size. Bankanızla 10 yıldan uzun süredir devam eden  ilişkimi bitiriyorum. Hesaplarımı kapatıyorum. Kartlarımı iptal ediyorum. Sizi THY Miles&Smiles programına prestijlerine verdiğiniz zarar için, MasterCard’ın küresel merkezine marka imajlarını taşımayı hak etmediğiniz için şikâyet ediyorum. Ayrıca yaşadığım bu rezilliği elimden geldiğince tüm platformlarda duyuracağımı da bilmenizi isterim.

Bankacılık & İş Zekası konulu yazım ile gelecek günlerde bu konunun farklı yönlerini de ele alacağım.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (9 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Apple Smart TV Planları

03 Ağustos 2011

Bir süredir ortalıkta bir söylenti var; “Apple 2011 yılı sonunda akıllı televizyon üretmeye başlayacak.” Pazarda pek çok oyuncu ile yenilikçi teknoloji olduğunu ve yeni modellerin Apple’ın pek de alışık olmadığımız yeni modeli pazara sunma sıklığı stratejisine benzeşmediği bir ortamda Apple’ın TV işine girmesi ne kadar mantıklı? Aslında bu soruların hepsinin cevabı iPhone geçmişinde yatıyor. Ancak burada önemli olan Apple’ın bir TV ile pazara girip diğer üreticiler ile rekabet etmeyi hedefliyor olması değil. Apple’ın çok daha farklı bir gündemi olduğunu ve pazara bir Apple TV sürecekse TV’den anladığımız pek çok şeyi ve temel alışkanlıkları sonuna kadar değiştireceğini düşünmek lazım.

Her geçen gün daha fazla internet ağına bağlanma özelliğine sahip Akıllı TV ile karşılaşıyoruz. Samsung şu anda Akıllı TV pazarında lider ve mevcut ürünleri için 700 civarı uygulamaya sahip. Bu uygulamaların genelinde, aslında uygulamaların TV Ekranını sadece arabirim olarak kullandığını ve normal bir bilgisayar programından öte özellik sunmadıklarına dikkat çekmek istiyorum. Bu elbette kötü bir şey değil, çok hızlı açılan, nete bağlanan ve bana bilgi sunan uygulamalar neden kötü olsun ki? Ama bir Akıllı TV bu olmamalı.

Nedir Apple’dan beklentim? Standart iOS uygulamalarına uyumlu olacağı, iPhone ve iPad gibi cihazlar ile bağlanabileceği, bu cihazların birer kumanda gibi kullanılacağı şeklindeki beklentilerin ötesine geçmek istiyorum. Muhtemelen Apple Smart TV içerisinde çok güçlü bir grafik işlemcisi bulunacak. Eş zamanlı olarak yayın görüntülerinin analiz edilebileceği ve buna bağlı tepkilerin ve işlevlerin oluşturulabileceği bazı fonksiyonlar sunulacak. TV Program yapımcılarının yayınları içine gömebileceği, normal bir TV’de seyircinin farketmeyeceği ama Apple Smart TV ile pek çok ek özellik sunulabilecek bir platform ile karşı karşıya olacağız. Düşünün ki yapımcılar 0,99 dolara satın alınarak Apple Smart TV içine yüklenen bir program ile seyircilerin, sadece onların görebileceği, bazı ekstra içerik ve özelliklere ulaşabilmesini sağlasınlar… Yayıncılar kişilerin sosyal niteliklerine göre özelleştirilmiş reklam kuşaklarını seyircilere ulaştırsa ve bunu yaparken kullanılacka uygulama sayesinde seyircilere ekstra imkanlar tanısa… Seyirciler izledikleri yayın esnasında ekrandan ayrılmadan Tweet atıp, yayın içine yorum yapsa… Hatta canlı oynanan bir dizi finalini sosyal medyadan gelen tepkiler ile belirlese… Yapımcı, Yayıncı ve Seyirci üçgeninde bu devrimin neler sağlayabileceğini biraz hayal edin ve Apple’ın Akıllı TV işine girmekle aslında ne yapmak istediğini anlamaya çalışın. Eğer bir kaç yıl sonra Apple’ın Akıllı TV pazarının yüzde 95′inin nasıl ele geçirdiğini ve rekabet edilmez olduğunu konuşursak, hiç şaşırmayacağım.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz değerlendirme yok)
Loading ... Loading ...

Twitter ile Google Reklam Çiftliği Kurmak

19 Haziran 2011

Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden bir bilgi paylaşımında bulundum. Bu paylaşımın içeriğinde iki önemli markanın adı geçiyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra mesajımı retweet eden markalardan birisinin verdiği linke tıklama ihtiyacı hisettim ve kendimi mesajımın da içinde bulunduğu başarılı tasarlanmış bir blog sayfasında buluverdim. Elbette bu başarılı tasarımın içerisinde tıklanmak üzere beni bekleyen pek çok Google Adsense Reklam linki mevcuttu. Olayı hemen kavradım; Twitter kaynak olarak kullanılarak başarılı bir Google Reklam Çiftliği kurgulanmıştı. Muhtemelen bir Amerikalı olsam aşağıda yazacaklarımı biraz süsleyerek “Üç günde İnternetten para kazanmanın kesin yolu” adında 69 dolara satılacak bir rehbere dönüştürebilirdim. Ama bunun yerine bir Türk olarak sizlere işin tekniğini anlatmak ve insanların kafası nasıl çalışıyor göstermek istiyorum.
Yazının kalanını okuyun »

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 kişi değerlendirmiş, ortalama: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...